Türkiye’de sonunda bu da oldu

02 Aralık 2011 admin Kategori: Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Türkiye’de ilk defa bir devlet hastanesinde internet bağımlıları için bir poliklinik hizmete girdi

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi bünyesinde açılan poliklinikte her yaş grubundan internet bağımlıları tedavi görüyor.

İnternetin aşırı kullanımı kullanıcıların aile ilişkilerinde ve sosyal ilişkilerde bozulma, öğrencilerde derslere katılımının azalması, okuldan uzaklaşma, işyerlerinde iş veriminin düşmesi, işten ayrılma, yeme – içme gibi günlük yaşam aktivitelerin ihmal edilmesi, obezite, yorgunluk, yaygın beden ağrıları gibi yıkıcı sonuçlara yol açıyor.

Sorunlu internet kullanımı psikiyatrinin en yeni ilgi alanlarından biri haline gelirken, ülkemizde genç nüfusun yüksekliği ve internet kafelerin kontrolsüzce yaygınlaşmış olması, henüz yeni tanımlanmakta olan hastalık için oldukça uygun bir zemin oluşturuyor.

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi (BRSHH) bünyesinde açılan İnternet Bağımlığı Polikliniği 17 Kasım’da hizmet vermeye başladı.

İnternet Bağımlılığı Polikliniği, uyguladığı tedavi yöntemleriyle internet kullanımını tekrar kişinin kontrolü altına alabilmesini hedefliyor ve bağımlılıkla ilgili bilgilendirme yapıyor.

Poliklinikte, chat ve sosyal medya bağımlılarından, online alışveriş meraklılarına, cinsel içerikli site tutkunlarından, saatlerce bilgisayar oyunu oynayanlara, kadar yetişkin, kadın/erkek, ergen, çocuk birçok kişi tedavi görüyor.

AddThis Social Bookmark Button

Artık mışıl mışıl uyuyacaksınız

30 Kasım 2011 admin Kategori: Sağlık Haberleri | Yorum yok »

“Journal of Neuroscience” adlı dergide yayımlanan araştırma, uykusuzluğun temel nedeninin kimyasal olduğunu ortaya çıkardı.

İnsan zihninin en gizemli yanlarından biri olarak kabul edilen uykunun, biyolojik süreçler, çevresel etkenler ve davranış örüntüsü arasındaki hassas bir denge tarafından düzenlendiği biliniyor, ancak bu süreçte rol oynayan mekanizmalar henüz tam olarak çözülemedi.

Uykunun hücresel düzeyde nasıl düzenlendiğini ortaya çıkarmayı amaçlayan araştırma, çeşitli uyku bozukluklarının nedenlerinin ortaya çıkarılması ve bu bozukluklar için etkili tedavi yöntemleri bulunması açısından özel bir önem taşıyor.

Uyku bozuklukları için halihazırda kullanılan tedavi yöntemlerinin birçok istenmeyen yan etkiye yol açtığını belirten bilimadamları, enzimin engellenmesinin uykunun sağlıklı bir yaşam için gereksinim duyulan REM (hızlı göz hareketleri) ve N-REM evrelerine yol açarak doğal bir tedavi sağladığını kaydetti.

AddThis Social Bookmark Button

Kablosuz internette kanser riski

30 Kasım 2011 admin Kategori: Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Kablosuz internet kullanımı, kanserli hücre sayısını arttırıyor

Kanserli hücreler üzerinde yapılan çalışma, kablosuz internet kullanımının kanserli hücre sayısını belirgin şekilde artırdığını gösterdi.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Biyofizik Bölümü’nde kanserli hücreler üzerinde yapılan çalışmada kablosuz internet kullanımının kanserli hücre sayısını belirgin şekilde artırdığı tespit edildi.

SDÜ Tıp Fakültesi Biyofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Nazıroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kablosuz internet kullanımının kanser hastaları üzerindeki etkisiyle ilgili bir araştırma yaptıklarını belirtti.

Yaklaşık bir yıl önce başladıkları araştırma kapsamında farelerden aldıkları kan kanserli hücreleri 1, 2, 12 ve 24 saat süreyle radyasyona maruz bıraktıklarını anlatan Nazıroğlu, daha sonra her kategoriden birer örnek alıp, inceleme yaptıklarını kaydetti.

İncelemeler sonunda, kablosuz internetin yaydığı ışınlara maruz kalan kanserli hücrelerin daha da çoğaldığını tespit ettiklerini vurgulayan Nazıroğlu, ”Kanser hastaların evlerinde kablosuz internet bulunuyorsa bundan bariz bir şekilde zarar göreceği hücreler üzerinde yaptığımız çalışmayla bilimsel olarak kanıtlandı. Radyasyona maruz kalan kanserli hücrelerin ne kadar maruz kaldılarsa o kadar çoğaldığını gördük” dedi.

Çalışma sonuçlarını Çin, Fas ve Edirne’de düzenlenen Biyofizik Kongresi’nde paylaştıklarını kaydeden Nazıroğlu, çalışmanın uluslararası alanda büyük ilgi gördüğünü anlattı.

Kanserli hastaların kablosuz internet ortamından uzak durması gerektiğini bildiren Prof. Dr. Nazıroğlu, kanser hastalarının tedavilerinin de bu süreçten olumsuz etkileneceğine dikkati çekti.

Kaynak : http://www.internethaber.com/kablosuz-internette-kanser-riski-386454h.htm#ixzz1fC4Ur17R

AddThis Social Bookmark Button

Horlamaya son veren yastık!

19 Kasım 2011 admin Kategori: Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Horluyorsanız Japon icadı kutup ayısı şeklindeki yastık tam size göre. Horladığınız anda ya da nefesiniz kesildiğinde kibarca yanağınızı okşuyor ve sizi uyandırıyor.

Popular Science dergisinde yer alan habere göre, kronik horlama sorunu yaşayan ve uyku apnesi hastalığı bulunan insanlara yardımcı olmak için tasarlanan robot yastık, Tokyo’daki Waseda Üniversitesi’nde geliştirildi.


Japonca’da “derin uyku” anlamına gelen “Jukusui-kun” isimli arkadaş canlısı kutup ayısı şeklindeki yastık, vücudunuzdaki oksijen seviyesini ölçen küçük bir eldiven şeklindeki cihaza ve yüksek sesi ölçen yatak örtüsünün altındaki sensörlere bağlanarak çalışıyor. Ayrıca bu yastık horlamanın desibel seviyesini ölçen bir mikrofona da sahip. Kişinin hayati değerleri kablosuz olarak bağlanan bir terminal üzerinde önceden programlanıyor. Böylece uyurken kablolara dolaşmıyorsunuz.

Sensörler kandaki oksijen seviyesinin düştüğünü belirleyince ya da horlama sesi dayanılmayacak kadar yüksek olunca kutup ayısı yastığın pençesi uyuyan kişinin yüzüne doğru yavaşça hareket ediyor.

AddThis Social Bookmark Button

Sıtma aşısı için yeni umut ışığı doğdu

13 Kasım 2011 admin Kategori: Sağlık Haberleri | Yorum yok »

İngiliz bilim adamları, sıtma parazitinin insanda kırmızı kan hücrelerini (eritrosit) nasıl ele geçirdiğini keşfettiler

Cambridge’deki Sanger Enstitüsünden araştırmacılar tarafından yapılan keşif, sıtmaya karşı etkili bir tedavi yönteminin ve aşının geliştirilmesi için büyük önem taşıyor.

“Nature” adlı dergide yayımlanan araştırmanın yazarlarından Gavin Wright, düzenlediği basın toplantısında, parazitin kırmızı kan hücrelerini nasıl ele geçirdiğini saptamak için AVEXIS adını verdikleri bir hücre dışı etkileşim tarama teknolojisi geliştirdiklerini açıkladı.

Wright, AVEXIS’i kullanarak kırmızı kan hücreleri yüzeyinde bulunan “basigin” adlı bir reseptör ile parazitte bulunan “PfRh5″ adlı bir protein arasındaki etkileşimi keşfettiklerini belirtti.

Daha sonra laboratuvar ortamında bu etkileşimi bloke etmeyi denediklerini söyleyen Wright, bir antikor kullanarak parazitlerin kırmızı kan hücrelerini ele geçirmesini engellediklerini açıkladı.

Wright, “basigin ile PfRh5 proteini arasındaki etkileşimi hedef alan antikorlar kullanarak hastalığı durdurabiliriz” dedi.

Sivrisinek ısırığı ile bulaşan sıtma, her yıl Afrika’nın Sahraaltı bölgesinde 300 milyon kişiyi etkiliyor ve çoğu çocuk yaklaşık 1 milyon insanın yaşamını yitirmesine neden oluyor.

Sıtma paraziti, kişinin sivrisinek tarafından ısırılmasından sadece beş dakika sonra karaciğere yerleşiyor. Karaciğerde yaşam döngüsünün farklı bir evresine geçen parazit, kırmızı kan hücrelerini ele geçirmeye başlıyor.

İngiliz ilaç firması GlaxoSmithKline, geçen ay yaptığı açıklamada hala deney aşamasındaki “RTS,S” aşısının çocukların sıtmaya yakalanma riskini neredeyse yarı yarıya azalttığını kaydetmişti.

AddThis Social Bookmark Button

Kadınlara çikolata müjdesi!

13 Kasım 2011 admin Kategori: Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Bilimadamları, kilo alma endişesiyle kadınların tüketmekten kaçındığı çikolatanın öyle bir yararını keşfetti ki…

Kilo alma korkusuyla çikolatadan uzak durmaya çalışan, suçluluk duygusuna rağmen çikolata kaçamakları yapmaktan vazgeçmeyen kadınlara müjdeli haber İsveçli araştırmacılardan geldi.

İsveç Karolinska Enstitüsü’nün Amerikan Kardiyoloji Dergisi’nde yayımlanan araştırmasına göre, haftada iki kez çikolata tüketen bir kadın, kendisiyle aynı fiziksel koşullara ve yaşam alışkanlıklarına sahip, ancak çikolata yemeyen hemcinsine oranla kendini felç riskinden yüzde 20 daha fazla koruyabiliyor.

Araştırmaya göre, kakaoda bulunan antioksidan özelliğe sahip flavonoidler, kötü kolestorol olarak adlandırılan düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu önlüyor ve bu şekilde kişinin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve felç riskini düşürüyor.

350 SORULUK ANKET

Yaşları 49 ile 83 arasında değişen 33 bin 372 kadının, 8 farklı kategoriye ayrılarak kapsamlı şekilde incelendiği araştırmada, yeme alışkanlıkları, yaş grupları ve sağlık koşulları birbirine denk gruplardaki kadınlar, sadece çikolata tüketimlerindeki farklara göre incelendi. Tüm deneklerden ayrıca son bir yıl içinde aralarında çikolatanın da bulunduğu 96 farklı gıdayı hangi sıklıkla tükettiklerine dair 350 sorudan oluşan anketi yanıtlamaları istendi.

ÇİKOLOTA TÜKETİN!

Merkez tarafından 10.4 yıl boyunca yapılan incelemelerin sonucunda, 33 bin 372 kadında görülen bin 549 felç vakasını mercek altına alan uzmanlar, çikolata tüketen kadınların, kendi kategorilerindeki çikolata tüketmeyenlere oranla felç riski ve kalp damar hastalıkları konusunda daha avantajlı olduklarını tespit etti.

Uzmanlar, çikolataların farklı miktarlarda kakao içerebileceği uyarısında da bulunarak, söz konusu araştırmadaki kadınların, en az yüzde 30 oranında kakao içeren çikolata tükettiklerini belirtirken, daha az şeker ve daha çok kakao içerdiği için bitter çikolata tüketilmesini tavsiye ediyorlar.

Araştırmanın, tansiyonu düşürdüğü, insülin direncini azalttığı ve kan pıhtılarını önlediği de bilinen çikolatanın, kalp damar hastalıklarıyla mücadelede de etkili olduğunu tespit eden en geniş kapsamlı çalışma olması bakımından önem taşıdığı belirtildi.

AddThis Social Bookmark Button

Fast Food kanser sebebi

13 Kasım 2011 admin Kategori: Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Sigaranın yanında özellikle fast food tarzı başta olmak üzere sağlıksız beslenme şekillerinin böbrek kanseri için en önemli risk faktörü olduğu bildirildi

Avusturya Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü öğretim üyesi ve Böbrek Karsinomu Program Direktörü Prof. Dr. Manuela Schmidinger, yaptığı açıklamada, kanser türleri arasında daha ender görülen böbrek kanserinin görülme sıklığının yüz binde 8,5 olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Schmidinger, böbrek kanserinin nedeni henüz tam olarak bilinmese de uzmanların böbrek kanseri gelişmesi açısından bazı risk faktörleri belirlediklerini, bunların başında da sigara, obezite, son evre böbrek hastalıkları, fazla kahve tüketimi ve beslenme biçiminin geldiğini bildirdi.

Prof. Dr. Schmidinger, hastalığının tanısının ne şekilde konulabildiğine ilişkin soruya, ”Şöyle bir sorun var. Semptomları ancak böbrekteki tümör büyüdükten sonra başlıyor. İlk belirtilerden biri hematüri, yani hastanın idrarından kan gelmesi. Erken evrede ise aslında tesadüfen tanı konulabiliyor. Mesela başka sebeplerden abdominal sonografi yapıldığında tesadüfen böbrek kanseri tanısı koyduğumuz oluyor” diye konuştu.

Risk faktörleri neler, nasıl korunmalı?

Böbrek kanserine yakalanma riskini en aza indirmek için neler yapılması gerektiğine ilişkin soruya Prof. Dr. Schmidinger, ”Sağlıksız beslenme şekillerine dikkat edilmeli, özellikle fast food tarzı beslenmeden uzak durulmalı. Sigara içilmemeli, formumuzu, kilomuzu muhafaza etmeliyiz. 50 yaşından itibaren yılda bir abdominal sonografi, karın bölgesi ultrasonu çektirmeliyiz. Karın bölgesi ultrasonu böbrekteki küçük tümörleri tespit edebilir. Ve sadece ameliyatla tedavi edilebilir” dedi.

Prof. Dr. Schmidinger, böbrek kanserinin görülme sıklığının gelişmiş batı ülkelerinde daha yüksek olduğuna dikkati çekerek, ”Asya ülkelerinde daha az. Beslenme alışkanlıklarıyla alakalı bir durum. Çünkü gelişmiş ülkelerde obezite daha yaygın” ifadelerini kullandı.

Böbrek bölgesinde kitle, ağrı, iştahsızlık, genel hastalık hali, kilo kaybı, tekrarlayıcı yüksek ateş, hipertansiyon, anemi gibi belirtiler görüldüğünde doktora danışılması gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Schmidinger, ”Kanser yayılmışsa, örneğin akciğerlere yayıldıysa öksürük, nefes darlığı, kanlı balgam çıkarma olabilir. Kemik yayılımı olan hastalarda kemik ağrıları, beyin yayılımı olanlarda baş ağrısı, felçler, şuur kaybı gibi bulguların görülebilir” dedi.

”Yeni tedavilerde büyük gelişme kaydedildi”

Metastatik böbrek kanserinin tedavisinde son 6 yıl itibarıyla çok büyük gelişmeler yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Schmidinger, hem standart hem de ”kişiselleştirilmiş” yöntemlerin bulunduğunu, son dönem çalışmaları özellikle hangi hastalara hangi ilaçların daha uygun olduğu üzerine yoğunlaştırdıklarını dile getirdi.

AddThis Social Bookmark Button

Facebook resimleri bağımlılığı ortaya koyuyor

23 Ekim 2011 admin Kategori: Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Üniversite öğrencilerinin facebook üzerindeki fotoğraflarının, öğrencilerin alkol bağımlılığı riski konusunda ipuçları ortaya koyabileceği açıklandı

ABD’de yapılan bir araştırma, sosyal paylaşım sitesinde sarhoş halleri ile ilgili fotoğraf ya da mesajları olan öğrencilerin, daha fazla alkol bağımlılığı riski altında olduğunu gösterdi.

Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde yapılan ve Archives of Pediatrics & Adolescent Medicine adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmayı yürüten uzmanlar, bu tür sitelerde bulunan fotoğraf ve mesajların aslında klinik durumlar için öngörü niteliğinde olduğunu söyledi.

Araştırmacılar ayrıca, facebook sayfalarının okullara alkolle ilgili sorun yaşayan öğrencilerin değerlendirilmesi konusunda da yardımcı olabileceğini belirtti ancak özel hayat ve etik davranma konusundaki endişelerin bunu biraz zorlaştırabileceğini ifade etti.

Uzmanlar, facebook gibi sitelerde bulunanların “gerçek hayatta” olup bitenlerle ilişkili olduğunu belirtiyor.

Araştırmada, herkese açık profili bulunan 224 öğrencinin mesaj ve resimleri incelendi. İncelenen profillerin üçte ikisinde alkol kullanımıyla ilgili bir mesaj ya da fotoğraf bulunmadı. Kalan profillerde ise, sosyal ve sorun yaratmayacak alkol kullanımını gösteren mesaj ve resimlerin yanında, sarhoş araba kullanan öğrencilerin resimlerine bile rastlandı.

Araştırmacılar daha sonra tüm öğrencilere 10 soruluk bir tarama testi uyguladı. Facebook sayfasında aşırı alkollü halleri görünen her 10 öğrencinin yaklaşık 6′sının alkol bağımlılığı ve diğer alkolle bağlantılı riskler taşıdığı belirlendi.

AddThis Social Bookmark Button