Günün hangi saati güneşlenmelisiniz?

28 Haziran 2010 admin Kategori: SaÄŸlık Haberleri | Yorum yok »

Güneşin zararlı ışınlarından en az derecede etkilenmek için dışarıda kaldığınız süreye ve zamana çok dikkat etmelisiniz.

 

Gün içinde sadece birkaç saat dışarıda olmanız bronzlaşmanız için yeter. İşte dışarıda olmak için en iyi zaman:

1. Dışarıdaki işlerinizi ya da bronzlaşma zamanınızı saat 10.00 ile 15.00 arasında olmayacak şekilde planlayın. Çünkü bu saatlerde güneşin ultraviyole ışınları en üst seviyededir.

2. Cildinizin tonuna dikkat edin. Cilt tonunuza göre, zirvede olan bronzlaşma saatleri aynı zamanda güneş yanığının oluştuğu saattir. 10.00 ile 15.00 arasında, korunmadan çok hızlı yanabilirsiniz. Hatta bazı insanların cildinde yarım saatten daha kısa sürede güneş yanığı olur. Bu saatlerde güneş ışığından korunmak için giyinin ya da açıkta kalan bölgelerinizi koruyun.

3. Cilt tonunuz için uygun olan güneş kremini sürün. Bronzlaşmayı hızlandıran birçok losyon ve yağ bulunuyor. Ancak kolay bronzlaşıyorsanız bunlara ihtiyacınız yok. Kolay bronzlaşanların en az 15 faktör güneş kremi kullanması gerekiyor.

4. Serin kalın. Günün en sıcak saatleri boyunca, evinizde klima ya da vantilatör olan bir odada bol bol soğuk içecekler içerek geçirin. Sık sık elinizi, yüzünüzü, kollarınızı ve ayaklarınızı yıkayın. Kendinizi nemli tutmak daha hızlı bronzlaşmanıza da yardım eder.

5. Her gün bronzlaşma sürenizi düzenleyin. Yanmamak için güneşlenme sürenizi yaklaşık 1 saat ile sınırlandırın.

6. Cildinizi periyodik olarak gözden geçirin. Çünkü güneş yanığı cildinizde kanser oluşturabilir. Güneşe maruz kalmak ayrıca erken yaşlanmanıza yol açar. Güneş bunların yanında lekelere ve çillere de yol açabiliyor.

AddThis Social Bookmark Button

Dondurma yedikten sonra seviÅŸmeyin!

28 Haziran 2010 admin Kategori: SaÄŸlık Haberleri | Yorum yok »

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Genel Başkanı Cem Keçe sıcak havaların cinsel sağlığa etkilerini açıkladı

 

Cinsel SaÄŸlık Enstitüsü DerneÄŸi Genel BaÅŸkanı Cem Keçe, ”Yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek tok karnına veya soÄŸuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel iliÅŸkiye girmek saÄŸlıklı deÄŸildir” dedi.

Keçe,  cinselliğin mevsimi olmamasına rağmen yaz aylarının gelmesiyle birlikte cinsel istekte artış gözlendiğini, insanların havalar ısındıkça daha çok seks yapmaya başladıklarını söyledi.

GüneÅŸ ışığının cinsellik için önemli olduÄŸuna dikkati çeken Keçe, ”Işık kesildiÄŸi zaman mutluluk hormonu olan ’serotonin’ seviyesi düşer, insanlar daha mutsuz olurlar. DoÄŸanın baharda yeniden canlanması gibi insanların cinsel hayatı da baharda ve yazın canlanabilir” dedi.

Keçe, araÅŸtırmalara göre cinsel yaÅŸamın mevsiminin bahar ve yaz ayları olduÄŸunu vurgulayarak, ”Çünkü insanlar sekse çaÄŸrıyı genellikle koku ve görüntüyle yaparlar. Yazın erotik, görsel uyarılar ön plana çıkar ve insanlar daha rahat giyinirler, dolayısıyla cinsel isteklerde artış olabilir” diye konuÅŸtu.

Aşırı sıcak havaların cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediğine de değinen Keçe, bu konuda da dikkatli olunması konusunda uyarılarda bulundu.

Keçe, insanın temel dürtüleri olan yemek, içmek, barınmak, korunmak ve cinselliğin bir zincirin halkaları gibi olduğunu belirterek, şunları söyledi:

Yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek, tok karnına veya soÄŸuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel iliÅŸkiye girmek saÄŸlıklı deÄŸildir. Hazımsızlık ve soÄŸuk yiyecekler cinsel enerjide dengesizliÄŸe yol açabilir. Aşırı tok karın performans düşüklüğünden, ereksiyon sorunlarına, cinsel isteksizlikten cinsel baÅŸarısızlığa kadar birçok cinsel soruna neden olabilir.”

Özellikle kalp hastası kişilerin sıcak havalarda daha dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayan Keçe, şöyle konuştu:

”Özellikle cinsel iliÅŸki, sıcak havalarda kalbi yorarak kalp krizi riskini artırıyor. Kalp hastalarının yaz aylarında sıcağın en üst seviyede olduÄŸu gündüz öğle saatlerinde seviÅŸmemesi ve cinsel iliÅŸkiye girmemesi gerekir. Çünkü sıcak hava ve aşırı güneÅŸ, kalp hastalarında efor ve kalbinin gücünde azalma gibi olumsuz etkilere yol açabilir, bu da kiÅŸiyi zor durumda bırakabilir.”

AddThis Social Bookmark Button

Alzheimer eÅŸlere bulaÅŸabiliyor

12 Haziran 2010 admin Kategori: SaÄŸlık Haberleri | Yorum yok »

Alzheimer hastası eşlerine bakan kişilerin aynı hastalığa yakalanma olasılığının altı kat fazla olduğunu ortaya çıkardı.

 

Journal of the American Geriatrics Society dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde Amerikada bin 221 çiftin sağlık durumu, 15 yıl takip edildi.

YAÅžAM KOÅžULLARININ PAYLAÅžIMI

Bazı uzmanlar, aynı hastalığa yakalanma riskinin yüksek oluşunu, yıllarca aynı yaşam koşullarının paylaşımına dayandırıyor. Diğerleri ise yaşlı insanlarda bu hastalığa enfeksiyon ve iltihapların yol açabileceğini gösteren kanıtlara daha fazla inanıyor.

Bazı bakteri türleri ve uçuk virüsleri, beyin hücrelerini öldürmekte ki bu da Alzheimer hastalığının en önemli belirtilerinden biri olan bunamaya yol açıyor. Alzheimer hastalarının genç yakınlarında veya bakıcılarında aynı hastalığın ortaya çıktığını gösteren kanıtlar ise bulunmadı. Kimi bilim insanları, ilginç sonuçlara rağmen, Alzheimer hastalığının bulaşıcı olduğunu kabul etmiyor.

Münih Üniversitesi Nörodejeneratif Hastalıklar Merkezi’nden Melanie Meyer, farelerle gerçekleÅŸtirmiÅŸ olduÄŸu araÅŸtırmada, Alzheimer’ın sadece beyinlerine beta amiloyid proteinleri aşılanan, hastalığa kalıtsal olarak eÄŸimli olan hayvanlara bulaÅŸtığını tespit etmiÅŸ.

YÜZDE 2′Sİ VİRÜSTEN KAYNAKLANIR

Doç. Dr. Serdar DaÄŸ Nörolog: Alzhemier hastalığının yüzde ikisi viral nedenle kaynaklanır. Beyne yavaÅŸ yavaÅŸ hasar veren virüsler, Alzheimer’a yol açabilir. Bunlara yavaÅŸ virüs enfeksiyonları denir. Nadiren bir türü bulaşıcı özellik gösterir. Ailesi demans olduÄŸu için riskli olan kiÅŸiler de yalnızca bulaÅŸmadan deÄŸil genetik ve stresten de etkilenebilirler.

AddThis Social Bookmark Button

Kolay üşüyorsanız dikkat!

12 Haziran 2010 admin Kategori: SaÄŸlık Haberleri | Yorum yok »

Sürekli yorgun ve halsiz misiniz, yoksa kolay mı üşüyorsunuz? Çarpıntı ve nefes darlığınız da mı var? Aman dikkat!

 

Demir eksikliği ülkemizde sık rastlanan bir sağlık sorun. Yaklaşık her 100 kişiden 40’ında bu soruna rastlanıyor. Demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık gelişiyor. Kansızlık ise pek çok yeni soruna zemin hazırlıyor.

Kadınlarda demirin vücuttan kaybolmasına yol açan en önemli nedenler arasında adet kanamaları, sık doğumlar, demirden fakir beslenmek, aşırı çay-kahve tüketmek, uzun süren ishaller, kronik enfeksiyonlar, barsak parazitleri, reflü, özefajit gibi mide hastalıkları yer alıyor.
Demir eksikliği bebek ve çocuklarda görülürse, büyüme-gelişmede geriliklere, hastalıklara yakalanma sıklığında artışa, algılama ve öğrenme geriliklerine ve okulda başarının düşmesine yol açıyor. Çocuklarda yanlış beslenme, besinlerle ihtiyaç olan demirin yeterince alınmaması, erken dönemde inek sütüne başlama ve çok fazla inek sütü alımı nedeniyle kansızlık artıyor.

Demir eksikliği 6 sağlık sorununa yol açıyor

International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, yetişkinlerde demir eksikliğine bağlı kansızlığın başlıca 6 sağlık sorununa yol açtığını belirterek bunları söyle sıralıyor:

• Sürekli yorgunluk ve halsizlik hali uzun vadede depresyon
• Kolay üşüme
• Çarpıntı ve nefes darlığı
• Sık hastalanma
• Baş dönmesi
• Saç dökülmesi ve tırnak kırılmaları

Kansızlığın temelleri ise bebeklikte atılıyor. Çocuklukta ve genç kızlık dönemindeki yanlış beslenme tarzı da sorunu ağırlaştırıyor. Özellikle gelişme çağlarında genç kızlar tarafından yapılan düşük kalorili ve tek tip diyetler demir eksikliğinin görülmesine neden oluyor. Üstelik bu tip beslenme, sadece anemi görülmesine değil, yanlış ve yetersiz beslenmeye bağlı birçok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor.

Bu sorunlardan bazıları şöyle sıralanabilir:

• Yetersiz enerji alımına bağlı olarak büyüme gelişme gerilikleri
• Boy uzunluğunun yeterli olmaması
• Yağ alımında yetersizliklere bağlı gecikmiş geç adet dönemi
• Adet dönemindeki düzensizlikler
• Demir eksikliğine bağlı çabuk yorulma
• Baş dönmesi
• Çarpıntı
• Ciltte solukluk
• Saç dökülmesi
• Tırnak kırılmaları
Kalsiyum içeren gıdalar da demiri kaçırıyor

Demir eksikliğinin görülme nedenleri arasında yetersiz demir alımının yanında, yetersiz emilimi de önemli. Bazen demir alımı yeterli olsa bile emilimde sorun varsa demir eksikliği gelişebiliyor. Bu emilim bozukluğunun altında metabolik sistemdeki bozukluklar yer alabileceği gibi, beslenme tarzındaki yanlışlar da neden olabiliyor.

Gıdalarla vücuda demir alınırken beraberinde C vitamini alınması emilimi artırırken, kalsiyum içeren gıdaların çok tüketilmesi demirin emilimini azaltıyor. Çay kahve tüketimi de demir eksikliğine neden olabiliyor.
Adet kanamaları aşırıysa doktora gidilmeli
Aneminin kadınlarda daha sık görülmesinin nedenlerinden biri de aylık kanamalar. Bir kadın ortalama 5 gün süren bir adet döneminde yaklaşık 30 ml kan kaybedebiliyor. Bu da 20-50 mg bir demir kaybına neden oluyor.

Bu dönemin uzun ve yoğun geçmesini engellemek ve tedavi etmek amacıyla mutlaka bir kadın doğum uzmanından destek alınması gerekiyor. Emilimde bozukluklar, aylık adet kanamalarında çok fazla kan kaybı, sık doğumlar ve iki doğum arasındaki dönemler kansızlığın yetersiz demir alımı dışındaki nedenlerinden birkaçı.
Doktora sormadan demir ilacı almayın

Uzmanlar, demir eksikliği tedavisinde ilk amacın anemiye neden olan sorunun tedavi edilmesi olduğuna dikkati çekiyor. Bunun için de yetersiz demir içeren besinlerin tüketimi yerine, demir içeriğinden zengin besinler alınmasını sağlayacak bir beslenme programının hazırlanması gerekiyor. Ayrıca mide ya da bağırsaktan kaynaklı bir emilim bozukluğu varsa bunun tedavi edilmesi, aylık adet kanamalarından kaynaklanıyorsa bu dönemlerin düzenlenmesi büyük önem taşıyor.

Kansızlık tedavisinde demir içeren ilaçların kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalı, düzenli olarak kullanılmalı ve bunun yanında demirden zengin bir beslenme programı uygulanmalı. Demir eksikliği düzeyinin saptananak, eksiklik belirlenmesi halinde ilaç ve diyet tedavisisi planlanarak, kan düzeyleri takip edilmeli.

Sık görülmese de demirin eksikliği gibi fazlalığı da sorun yaratabiliyor. Depolanma özelliği olduğu için gereksinimden fazla demir alımı demir fazlalığına neden olabiliyor. Demir fazlalığı sonucu halsizlik, bulantı, kalp çalışmasında sorunlar görülüyor. En sık etkilenen organlar ise karaciğer, dalak, kalp ve pankreas oluyor. Ayrıca deride kızıllık ve kahverengilik görülüyor.

AddThis Social Bookmark Button




Telefon Dinleme Havuz Dinleme Cihazi Tabela Blouse Tabela Aný Yaþa