Bahar ayında bu sayıya dikkat!

14 Nisan 2011 admin Kategori: Saç Sağlığı | Yorum yok »

Günde 50 ile 100 arası, bahar aylarında ise günde 200′e kadar saç teli kaybı normal sayılıyor ama…

Günde 50 ile 100 arası, bahar aylarında ise günde 200′e kadar saç teli kaybı normal sayılıyor ama..

Araştırmalar, bahar aylarında güneş ışınlarının saç döngüsünü düzenleyen hormonların salgılanmasını arttırdığını gösteriyor. “Özellikle bahar aylarında böyle bir durumla karşılaştığınızda endişelenmenize gerek yok. Ancak eğer mevsimler değişiyor, takvim yapraklarıyla birlikte saçlarınız da dökülmeye devam ediyorsa tedaviye başlamanız gerekiyor” diyen Dr. Melike Külahçı, öncelikle saç dökülmesinin mevsimsel olup olmadığının test edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Ntvmsnbc’deki habere göre, normal insanın kafa derisinde 100.000 saç kökü olduğunu belirten Dr. Külahçı, “Her sağlıklı saç folikülü sayısız kez kendini yenileme yeteneğine sahiptir. Günde 50 ile 100 saç telinin dökülmesi normal kabul edilir. Mevsimsel değişimler ise bu sayıyı iki kat arttırabilir” diyor ve saç dökülmesinin ne zaman ciddiye alınması gerektiği hakkında şunları söylüyor:

“Durum tespiti için, basit bir test uygulayabilirsiniz. Bu test için saçlarınızın en az iki gün yıkanmamış olması gerekmektedir. Testi uygulamak için önce parmaklarınızı saçınızın ön çizgisinden arkaya doğru götürün. Sonra, elinize gelen dökülmüş olan saçları bir kâğıt üstüne koyun. Beş kere bu hareketi tekrarlayın.
Toplam 10′dan az saç teli varsa: Her şey yolunda saç kaybı normaldir.
10–15 saç varsa: Mevsimsel saç dökülmesi başlıyor denebilir. Saçlarınızı desteklemek için vitamin tedavisine başlanılabilir.
15′ten fazla saç varsa: Saç kaybı var demektir. Tedaviye ihtiyaç vardır.”

Dr. Melike Külahçı, saç dökülmesine ‘dur’ demek için uygulanan yöntemlerden birinin de ‘Reversa’ tedavisi olduğunu söylüyor ve yöntem hakkında şu bilgileri veriyor:

“Reversa tedavisi herhangi bir toksik madde içermediğinden hamilelere bile uygulanabilecek niteliktedir. Reversa tedavisini şu şekilde açıklayabiliriz: Normal saç uzama/dökülme otomasyonu üzerinde kişinin şifacı kan hücreleri olarak bilinen trombositlerin etkili olabildiğini göstermektedir. Trombositlerimiz yoğun bir sıvı haline getirilip saç köklerine enjekte edildiğinde, saç köklerini tetikleyerek uzama evresini harekete geçirebildiği anlaşılmıştır. Özellikle yoğun saç dökülmesi yaşayan kişilerde bu etki hızla dökülmeyi durdurarak kaybın ilerlemesini engellemektedir. Yöntem, tıbbın birçok alanında uygulama bulmuş ve Uluslararası Saç Cerrahisi Derneği (ISHRS)’nin 2010′da Boston’daki dünya kongresinde sunumu yapılmış bir tedavidir.”

SAÇ NEDEN DÖKÜLÜR?
Dr. Külahçı, saç dökülmesinin nedenleri hakkında ise şunları söylüyor: “Mevsimsel değişikliklerin saç üzerindeki etkisi ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Araştırmacılara göre en yoğun olarak kışın büyüyen saçların baharda dökülmesi gün içinde 100-200 tele kadar yükselebiliyor. Mevsimsel saç dökülme ve yeniden büyümesi kişiden kişiye değişebiliyor. Bazı insanların saçları dökülmeye yatkındır. Ama çok geçmeden yeni sezonla birlikte yeniden yeni saçları yerini alır.

Araştırmacılar Avrupalı erkeklerde testosteron seviyelerinde mevsimsel dalgalar olduğunu tespit etmiştir. Testosteron kafa derisi üzerinde saçın yeniden büyümesini düzenleyen önemli bir hormondur. Hormon düzeyindeki bu dengesizlik kadınlarda ve erkeklerde kelliğe yol açar. Ayrıca hormonal dengesizlik kadında saç incelmesine neden olur. Testosteron düzeyinde yaşanan dengesizlik de mevsimsel saç dökülmesinin nedeni olabilir. Mevsimlerin değişim dönemlerinde taze meyve ve sebzelerin çeşitlerinin değişimi göreceli bir vitamin eksikliğine yol açıyor olabilir. Bu dönemlerde saçın ihtiyaç duyduğu B2, B5, B6 vitaminlerinden besin desteği olarak alınması önerilebilir.”

AddThis Social Bookmark Button

Saç Dökülmeleri

09 Şubat 2008 admin Kategori: Saç Sağlığı | Yorum yok »

Saç dökülmesi, insanoğlunun en eski ve en önemli güzellik sorunlarından biridir ve deri hastalıkları uzmanlarına başvuru nedenleri arasında önemli yer tutar. Tıbbi olarak saç dökülmesi, saç köklerini tam olarak yıkıma uğratarak; iz bırakan, yani saçın yeniden çıkma şansı olmayan dökülmeler ve iz bırakmayan dökülmeler olarak ikiye ayrılabilir. Halk arasında tanınan, iz bırakmayan dökülmelerdir. İz bırakanlar; yanıklar, kellik hastalığı ve daha az tanınan, çok sık görülmeyen bir grup deri hastalığıdır ve çoğu kez saçlı deri içerisinde bölgesel dökülme alanları şeklinde görülür. İz bırakmayan dökülmelerde ise; dökülme nedeni ortadan kaldırılabilirse saçların tekrar çıkma şansı yüksektir. Bunların arasında en iyi tanınanı, erkekler için neredeyse kader olarak kabul edilen doğal dökülmedir (fizyolojik veya androjenik dökülme). Bu dökülme tipinde kalıtımın önemli payı olmakla birlikte etkileyen diğer faktörler pek bilinmemektedir. En çok üzerinde durulan ve tartışılan konu, erkeklik hormonlarının (androjen) etkileridir. Bir şekilde bilinmeyen bir mekanizmayla etkileri olabilecek gibi görünmekle birlikte, doğrudan bu hormonun fazlalığına bağlı değildir. Erkeklik hormonlarının kel erkeklerde fazla olduğu varsayımı uzun süre gündemde kalmış ve en güçlü savunucuları da kel kafalı erkekler olmuşlardır. Bu kişilerde erkeklik hormonlarında fazlalık saptanamamış olmakla birlikte, kadınlık hormonları (östrojen) verildiğinde veya erkeklik hormonlarının etkisini azaltılıp, ilşevlerini engelleyen ilaçlar verildiğinde gerçekten saçlarda yeniden çıkmalar olabilmektedir; fakat bununla birlikte göğüs ve kalça büyümesi gibi bazı kadınsı özelliklerin oluşması da müessesenin hediyesi olarak gelen kaçınılmaz bir sonuçtur.
Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button

Saç Kepeklenmesi

09 Şubat 2008 admin Kategori: Saç Sağlığı | Yorum yok »

Saç diplerinde kepeklenmeler, televizyon reklamlarından tanıdığımız Neşe Hanım’da olduğu gibi pek çok insanda doğal yapının bir parçası olarak, değişik oranlarda bulunabilir. Bu kepekler, ince un kepeği görünüşündedir, yapışık olmadıkları için de kolayca dökülür, saçılırlar. Kimin kepekli, kimin kepeksiz olması gerektiğine nasıl karar verildiği veya başka bir deyişle olayın nedeni belli değildir. Kişisel yatkınlığın üzerine bazı bakteriler ve özellikle de mantarlar suçlanır. İlişki kesin ispatlanamamış olmakla birlikte tedavide mantar ilaçları sıklıkla iyi etki yaparlar. Bazen psikolojik gerginlikler, başın kapalı kalması veya basit tahrişler de arttırıcı etki yapabilir. Şampuan, saç kremi, jöle, briyantin vb. kozmetik ürünlerin özel bir arttırıcı etkisi yoktur. Saçlar yıkandıktan sonra iyi durulamamak da kepek nedeni değildir. Bu tip kepeklenmenin koyu renk elbiseler üzerindeki pasaklı görünümü dışında bir zararı yoktur. Kesin ve köklü olarak tedavi edilemese de özel kepek şampuanları ve losyonları ile uzun süre kepeksiz kalınması sağlanabilir. Bu ilaçlar, çok uzun süre kullanılırlarsa etkinlikleri azalabilir. Bu nedenle Deri Hastalıkları Uzmanınızın önereceği zamanlarda değiştirilmeleri yararlı olacaktır.

Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button