Kadınların korkulu rüyası

16 Ekim 2010 admin Kategori: Kadın Sağlığı | Yorum yok »

erine yayılması ile meme kanseri oluşur. Hem kadınlar hem erkekler meme kanseri olabilirler. Ancak kadınların en sık karşılaştığı kanser türüdür meme kanseridir.” diyen Çamlıca Alman Hastanesi’nden Diyetisyen Sanem Apa, meme kanserine karşı koruyucu 6 besini şöyle sıraladı…

Kefir: Çoğu kişinin ihmal ettiği mükkemmel bir içecek olan KEFİR artık daha çok beslenmemizde yer almaya başladı. Kefir ile ilgili yapılmış çalışmalar da tümör oluşumunu engellediği gözlenmiş, var olan tümörlerin ise ilerleyici etkisini azalttğını belirtmiştir. Yapılan çalışmaların snuçlarında ortalama olara yüzde 55’ e varan kanser riskini azalttığı belirlenmiştir. Kanser tedavisinde kemoterapi nedeniyle oluşabilen bulantı, kusma, ishal gibi yan etkilerinde kefir tüketimi ile ciddi miktarda azaldığı bilinmektedir.

Zeytinyağı: Oleik asit içeriği ile zeytin yağının uygun miktarlarda kullanılması kansere karşı koruyucu etki yaratır. Bu nedenle salatalarınıza 1 tatlı kaşığı zeytinyağ eklemeyi ihmal etmemeli bu şekilde yağda eriyen vitamşnlerin vücutta kullanımını arttırmalısınız. Sebze yemeklerinizi pişirirken de zeytinyağının yararlı etkilerinden faydalanmak istiyorsanız yemek piştikten sonra ilave etmelisiniz.

Üzüm çekirdeği: Üzüm ve üzüm çekirdeğinde bulunan polifenoller ve resveratrol antioksidan kapasiteleri yüksek olan maddelerdir ve serbest radikal oluşumunu azaltarak kanseri önleyici etki gösterirler.

Brokoli: A, C, E ve karoten bakımından zengin olan brokoli meme kanseri başta olmak üzere tüm kanser türlerinde olumlu etki yaratmaktadır. Çünkü antoksidan besin öğelerince zengin olması serbest radikal oluşumunu engelleyerek kansere karşı korur.

Soya: Östrojen seviyesinin meme kanseri oluşumunda etkili olduğu bilinen bir gerek. Bu nedenle östrojen seviyesindeki azalma kanser riskinde de azalmaya yol açar. Soya fasulyesinde bulunan genistein adlı flavanoid östrojenin etkisini azaltır. Bu da kansere karşı koruyucu etki gösterir.

Mercimek: Aslında bu noktada tüm kurubaklagilleri meme kanseri ve diğer kanser türlerine karşı koruyucu etkisinden bahsedebiliriz. Yapılan çok sayıda çalışma mercimeğin içeriğindeki posa ile kansere karşı koruyucu etki yarattığını haftada 2 kez tüketmenin meme kanseri oluşumu riskini yaklaşık yüzde 20 oranında düşürdüğünü belirtmektedir.

Fiziksel Aktivite ve Kanser

Yapılan birçok çalışmada orta düzeyde egzersiz yapan kadınların meme kanseri olma riskinin azaldığını vurgulamıştır. fiziksel olarak aktif bir yaşam kansere karşı koruyucudur ve egzersiz sırasında salgılanan endorfin hormonu sayesinde psikolojik olarak da mutlu olmayı sağlar.
• Vücut ağırlığınızı ideal seviyede tutmayı hedefleyin.

• Sebze ve meyve tüketiminizi yüksek seviyede tutun, günde 5 kez meyve ve sebze tüketmeyi hedefleyin
• Yağ alımınızı sınırlamayı deneyin. Günlük aldığınız enerjinin % 20- 25 kadarının yağdan gelmesini sağlayın.(sağlıklı yetişkin bireyler bu değer % 30’ a kadar çıkabilmektedir.) Yediğiniz besinleri yağ içeriklerine göre ayarladığınızda tükettiğiniz yağ miktarını da azaltmış olursunuz.
• Omega 3 yağ asitlerinden zengin besinleri beslenme planınıza ekleyin.
• Trans yağ asitlerinden mutlaka uzak durun.
• Kırmızı et tüketiminizi haftada 1- 2 kez olacak şekilde sınırlandırın.
• Tütsülenmiş, yanmış besinleri tüketmekten kaçının.
• Mümkün olduğunca meme kanserine neden olabilecek risklerden kaçının
• Iyi beslenmeyi sağlayın
• Kendinizi mümkün olduğunca stresten uzak tutun ve sağlığınızı koruyun.
Yaşamın bize verilen bir armağan olduğunu bilin ve lütfen nefes aldığınız her dakika ona gereken özeni gösterin.

169 views

AddThis Social Bookmark Button

Sonbahar depresyonu kadınları vuruyor

14 Ekim 2010 admin Kategori: Kadın Sağlığı | Yorum yok »

 

 

’Mevsimsel Tekrarlayan Depresyon Hastalığı’’kadınlarda erkeklerden 4 kat daha fazla görülüyor.

 

Türkiye nüfusunun yüzde 9’una varan oranda etkisi gözlenen ‘’Mevsimsel Tekrarlayan Depresyon Hastalığı’’nın kadınlarda erkeklerden 4 kat daha fazla görüldüğü bildirildi.

Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatr Sümer Öztanrıöver, mevsimsel tekrarlayan depresyon hastalığının aşırı uyuma, yorgunluk-bitkinlik, aşırı yemek yeme ve kilo artışı ve mutsuzluk haliyle kendini gösterdiğini açıkladı.

MANİ ATAĞINI TETİKLİYOR

Öztanrıöver, ‘’İki Uçlu Bozukluk’ denilen mani ataklarıyla seyreden hastalıkta da mevsim değişimlerinin, atakları tetikleyebildiğini kaydetti.  Çok konuşma, aşırı para harcama, cinsel istekte artış, bu hastalığın belirtilerinden.

172 views

AddThis Social Bookmark Button

Örgü örmek bunamayı geciktiriyor

07 Temmuz 2010 admin Kategori: Kadın Sağlığı | Yorum yok »

ABD’de yapılan bir araştırma, örgü örmek, kitap okumak gibi hobilerin bunamayı geciktirebileceğini ortaya koydu. Televizyon seyretmek ise hafıza kaybına neden oluyor…

 

ANKARA – BBC’nin internet sitesindeki habere göre Minnesota’daki Mayo Clinic hastanesinden araştırmacılar, hobilerin bunama başlangıcını geciktirdiğini, ancak televizyon karşısında vakit geçirmenin hafıza kaybı gibi sorunlar yarattığını belirledi.

 Araştırmada, 70 ila 89 yaşlarında, hatırlama sorunu yaşayan yaklaşık 200 kişi, bu sorunu yaşamayan bir grupla karşılaştırıldı. Araştırmacılar, katılımcılara son bir yıl içinde günlük faaliyetleri ve 50 ile 65 yaş arasında zihinsel olarak ne kadar aktif oldukları hakkında sorular sordu.Orta yaşta okuyan, oyun oynayan veya dikiş dikmek, örgü örmek gibi el sanatı ile uğraşanlarda hafıza kaybı riskinin yüzde 40 oranında azaldığı belirlendi. İlerleyen yaşlarda ise aynı faaliyetlerin bu riski yüzde 30 ila yüzde 50 oranında azalttığı sonucuna varıldı.

Araştırmada ayrıca günde 7 saatten az televizyon seyredenlerin, ekran karşısında daha fazla oturanlardan yüzde 50 oranında daha az hafıza kaybına uğradığı sonucuna varıldı.

Alzheimer Derneği yetkilisi Sarah Day ise gelecek 10 yılda bir milyon insanın bunama yaşayacağını, dolayısıyla bunamayı önlemenin yollarını bulmanın çok önemli olduğuna dikkati çekti. Day, “Beyninize egzersiz yaptırmak için yap-boz yapmak, bulmaca çözmek, hatta yeni bir dil öğrenmek eğlenceli olabilir” diye konuştu.

180 views

AddThis Social Bookmark Button

Kadınlarda idrar kaçırma sorunu!

12 Nisan 2010 admin Kategori: Kadın Sağlığı | Yorum yok »

İdrar Kaçırma Sorunları Nasıl Oluşur?

İdrar kaçırma sorunları, çoğunlukla orta yaşta görülen bu sorun, bazen zor doğum yapmış vajinada yırtıklar olmuş, pelvis tabanı yırtılmış genç kadınlarda da görülebilir. Hafif, orta ve şiddetli olarak üç şekilde görülebilir.

Hafif idrar kaçırma; öksürme, hapşırma, gülme ve ıkınma gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda görülür.

Orta derecede; merdiven çıkma, yürüme ve ayağa kalkma gibi durumlarda ortaya çıkabilir. İleri derecede ise seyrek de olsa ayaktayken bile eforsuz idrar kaçırma vardır.

Şikayetin derecesine göre tedavi planlanır. Örneğin, hafif idrar kaçırma vakalarında önce mesane ve pelvis tabanı egzersizleri ile adalelerin ve sfinkterin güçlendirilmesine çalışılır.

Vajina duvarının ön ve arkada ileri derecede sarkmış olması, beraberinde rahimin de sarkmasına sebep olmuşsa ameliyat kaçınılmazdır. Ameliyat vajinal yoldan yapılabildiği gibi abdomiral yoldan (karından) da yapılabilir.

Menopozdan sonra başlangıçta hafif olan idrar kaçırma şikayetleri ostrojen hormonunun azalmasıyla birlikte gittikçe artar. Bu tür hastalarda tedaviye ostrojen hormonunu da ilave etmek gerekebilir.
İdrar kaçırma bir sağlık sorunu olduğu gibi sosyal yaşamı kısıtlayan bir sorundur.


Aynı zamanda sürekli ped kullanmak, beklenmedik anda meydana gelen ıslaklıktan utanmak ve idrar kokusu kadınları sosyal ve psikolojik açıdan da zor duruma sokar. Sürekli kullanılan pedler, tahrişe neden olup pişikler oluşmasına yol açar. Ped kullanma zorunluluğu kıyafet seçmekte sorun yaratabilir.

İdrar kaçırma korkusu cinsel hayatı etkileyebilir. İster vajinal yolla olsun, ister batından yapılsın idrar kaçırma ameliyatlarının yüzde 30 kadar nüks veya başarısızlıkla sonuçlanma ihtimali vardır.

Genellikle bu tür şikayetlerin oluşmasında vajinal yolla yapılan doğumlar nedeniyle pelvis tabanının esnekliğini keybetmesi sebep olarak gösterilmekteydi. Fakat yapılan araştırmalar, sezeryanla doğum yapanlarda da yaşlılıkta, perine tabanının gevşemesi ve idrar tutamama şikayetlerinin olduğunu göstermiştir. Koruyucu olarak genç yaşlardan itibaren düzenli olarak egzersiz yapmak ve pelvis tabanını güçlendirmek ve gerekirse yaşlılıkta östrojen kullanmak genellikle iyi sonuç vermektedir.


Kadınlarda idrar kaçırma sanıldığından daha fazladır. Fakat genellikle yaşlılar utandıkları için bu sorunu yakınlarından gizlerler ve meseleyi kendi kendilerine halletmeye çalışırlar.

Gençlerde ise hafif idrar kaçırma çok sık olmadığı takdirde üzerinde durulması gerekmeyen ve doktora gitmeye lüzum görülmeyen bir sorun olarak algılanır.
Halbuki, baştan itibaren alınacak önlemlerle yaşlılıkta sorunun daha da büyümesi önlenmiş olacaktır. Başlangıçta ufak bir operasyonla düzeltilebilecek olan durum, daha sonra daha büyük bir operasyonla rahim alınmasına kadar varan durumlara yol açabilir.


Vajinal yoldan yapılan ameliyatlar bir sağlık sorununa çözüm getirirken aynı zamanda doğumlarla oluşan yırtıklar ve şekil bozukluklarını da düzelterek estetik bir çözümü de beraberinde getirmektedir. Bu şekilde doğumlar, zorlanmalar ve doku esnekliğinin kaybolması sebebiyle oluşan şekil bozuklukları da aynı operasyonla düzeltilebilmektedir.

 

 

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Traffic: wait…  C: wait…

173 views

AddThis Social Bookmark Button

Gebeliğin en zorlu tarafı

04 Şubat 2009 admin Kategori: Kadın Sağlığı | Yorum yok »

Hamilelik döneminde yaşanan bazı sorunlar, hamileliğin keyfine gölge düşürebilir. Bunların en başında da bacak krampları geliyor.

 

Bir kadının en hassas ve bir o kadar da güzel dönemi olan hamilelik döneminde yaşanan bazı sorunlar, hamileliğin keyfine gölge düşürebilir. Anadolu Sağlık Merkezi’nden (ASM) Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk, hamilelik döneminde görülen bacak krampları ile ilgili soruları yanıtladı

Hamilelik döneminde, özellikle ilk aylarda gebelik hormonlarının etkisi sebebiyle bulantı, yorgunluk ve aşırı uyku hali, baş ağrıları, özellikle son dönemlerinde artan kabızlık, hemoroid, mide yanması, bel ağrısı, sık idrara çıkma ve bacaklarda kramplar, varisler, karında ve göğüste çatlaklar, nefes almada zorluk gibi şikayetler görülebilir.

Bacak krampları ise, özellikle 24’üncü haftadan itibaren başlayan sık karşılaştığımız problemlerden biridir. Gebeleri daha çok geceleri rahatsız eder. Bacak krampları zaman zaman aniden uykudan uyanmalara neden olabilir.

Nedeni magnezyum eksikliği!

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ebru Öztürk konuyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Gebelikte kramp oluşumuna sebep olarak kalsiyum ve magnezyum eksikliği gösterilmektedir. Ayrıca gebelikte büyüyen uterusun toplar damar sisteminde yarattığı baskı ve buna bağlı oluşan dolaşım problemleri de kramp oluşumunda önemli bir etkendir. Ayrıca gün içi yorgunluk, fazla ayakta kalma, aşırı kilo alımı ve varisler bacak kramplarını artırmaktadır. Kalsiyum açısından zengin dengeli beslenme, çeşitli egzersizler, masaj, bölgesel sıcak uygulama gibi yöntemlerle krampların hafifletilmesi mümkündür. Çoğu zaman kalsiyum ve magnezyum içeren ilaç takviyesi de yapılabilmektedir. “
Hamilelik döneminde görülen bacak kramplarının önlenmesi için alınabilecek önlemlerden bazıları şunlar:

• Uzun süre ayakta kalmamalı,
• Otururken ayağın altına yükseklik konulmalı,
• Yatmadan önce ılık duş almalı,
• Sol yana yatmalı,
• Varis var ise mutlaka varis çorabı kullanılmalı,
• Yüksek topuklu ayakkabı giymekten kaçınmalı,
• Aşırı kilo alınmamasına dikkat edilmeli.

Kramplar genelde lohusalık döneminde hafifler ve sonrasında da geçer. Kramp girdiği zaman ise baldır üzerine sıcak bir havlu koyup, bacağı yukarı kaldırmak ve ayak parmaklarını yukarı doğru germek rahatlatıcıdır.

220 views

AddThis Social Bookmark Button

Meme Protezi Nedir?

08 Haziran 2008 admin Kategori: Kadın Sağlığı | Yorum yok »

Meme ameliyatı olmuş ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar, beden görümlerini korumak amacı ile protez meme kullanmaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli protez hemşireleri, hastanın ölçülerini almakta ve uygun protezin seçimine yardımcı olmaktadır. Bu hizmet, eğitim ve deneyim gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı, sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve ülke alım gücünün çok üzerinde ücret istenmektedir. Uygun bir organizasyonla, bu sorun çözülebilir ve ücret üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm kesimlerine yayılabilir.

144 views

AddThis Social Bookmark Button

Meme Kanseri Tedavisini Kim Yapar?

08 Haziran 2008 admin Kategori: Kadın Sağlığı | Yorum yok »

Meme kanserinin tedavisi, günümüzde multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan cerrah, ilaç tedavisini uygulayan onkolog, ışın tedavisini uygulayan radyasyon onkoloğu, teshisin konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik cerrah mutlaka bir ekip çalışması içinde birlikte hastayı ele almalı ve hastanın tedavisini birlikte planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri konusunda yeterince bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır. Alınan memenin yerine, rekonstrüksiyon yapılarak hastaların bedensel kayıplarının en aza indirilmesi, çağdaş meme kanseri tedavisinin ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle plastik ve rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde yerini almalıdır. Ameliyat sonrası erken dönemde kol ve omuz hareketlerinin kazanılmasında, geç dönemde kolun şişmesi şeklinde seyreden lenfödem tedavisinin yapılmasında, fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemi çok büyüktür. Meme kanseri sadece hastayı değil, çevresindeki insanları da psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen bir sosyal bir sorundur. Böyle bir ekip içinde psikolojik desteği sağlayan psikoloğun bulunması, mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük bir bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme konusunda kendileri yeterince bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan bir diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte çalıştığı meme poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda vardır. Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde tedavi görmeleri ile, çok daha başarılı sonuçların alındığını göstermiştir.

140 views

AddThis Social Bookmark Button

Meme Kanseri Toplu Taraması Nasıl Yapılır?

08 Haziran 2008 admin Kategori: Kadın Sağlığı | Yorum yok »

Mamografi, memenin röntgen filminin çekilerek, kanserin erken dönemde saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile, toplumda belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme kanseri erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde toplumda meme kanseri taramasının yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi denir.

Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme kanseri erken tanı yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaş üzerindeki her kadının, yılda bir defa mamografi çektirmesini ve uzman bir hekim tarafından muayene edilmesini önermektedir. Türkiye’de gelişmiş teknolojik donanımlı mamografi merkezlerinin sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların kalibrasyonu düzenli olarak yapılmamaktadır. Filmi çeken teknisyenlerin eğitim düzeyleri yeterli değildir. Bu filmi okuyup değerlendiren bir radyoloji uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en az 8 bin mamografi filmini değerlendiriyor olması gereklidir. Türkiye’de tüm bu özellikleri taşıyan tanı merkezi sayısı oldukça azdır.

135 views

AddThis Social Bookmark Button