Gözlerinizi bunlardan koruyun!

22 Ekim 2011 admin Kategori: Göz Sağlığı | Yorum yok »

Doktorlar bu konuda modern teknolojiye suç bulmakta haksız değildir. Bilgisayar kullanmaktan televizyon ve sinemaya kadar her türlü mdoern teknolojik ürün gözlerimizin sağlığına tehdit unsuru niteliğindedir.

BİLGİSAYAR TEMEL TEHDİT UNSURU

Göz uzmanları bilgisayar kullanımının göz hastalıklarına neden olan birinci etmen olduğunu vurguluyor. Gözlerde kuruluk, yanma, kızarma ve baş ağrısı göz problemlerinin semptomları arasında sıralanıyor.

BİLGİSAYAR EKRANI NEDEN GÖZLERİ KÖTÜ ETKİLER?

Gözlerimiz anatomik olarak görüş açısına göre hareket etmeye ve uzaklığa göre küçülmeye-büyümeye hazırlıklıdır. Monitör başında 10 saat geçiren bir kişinin gözleri bu imkanı bulamaz. Gözler tek bir noktaya bakmaktan yorulur.

Gözlerin sağlığını koruyabilmesi için göz kırpmak çok önemlidir. Bilgisayar başında çalışırken gözlerimizi çok nadir kırparız. Bu nedenle gözler kurur. Göz yorgunluğu ve kuruluğunun sebebi budur.

Diğer bir etmen ise bilgisayar ekranındaki görsellerin normal hayattan farklılığıdır.

En iyi ekran olsa dahi gözün doğası gereği alışık olduğu görsellerin yerini tutamaz. Ayrıca ekrandan yayılan radyasyon da gözün çalışma prensibini engelleyici etki gösterir.

ETKİLERİ EN AZA İNDİRMEK İÇİN ÖNERİLER

1. Doktorların önerdiği ilk tedbir bilgisayar ekranının her saat başında kapatılarak gözlerin 10 dakika dinlendirilmesidir. Örneğin pencereden dışarı bakılarak gözün doğal çalışma düzenine dönmesi sağlanabilir.

2. Ekran çözünürlüğünün iyi olması ve oturma şekliniz de gözler için çok önemlidir. Dik bir pozisyonda, gözlerin monitörle aynı hizada olmasına özen gösterin.

3. Monitörler için kullanılan filtre camlar, gözlere zarar veren UV ışınlarını tutar. Bu ürünlerin kullanımı oldukça faydalıdır.

4. Kontakt lens kullanıyorsanız gözleriniz daha çabuk kuruyacaktır. Bunu engellemek için göz damlaları mevcuttur. Doktor kontrolünde bu tür göz damlalarını kullanabilirsiniz.

5. A, B2, E ve C vitaminleri, kalsiyum gözlerin sağlığı için çok önemlidir. Gözlere iyi gelen besin maddeleri arasında havuç, peynir, balık ve taneli meyveler bulunur. Ayrıca özellikle sonbahar ve kış aylarında taze sıkılmış meyve-sebze suları da tüketilmelidir.

AddThis Social Bookmark Button

Gözler neden sulanır?

15 Ekim 2010 admin Kategori: Göz Sağlığı | Yorum yok »

Göz neden sulanır? Nelere dikkat etmeliyiz? Göz sulanması başka sorunlara neden olur mu? Tedavisi nasıl yapılır?

Gözün sulanma nedenlerinin başında gözyaşı torbalarındaki yapısal bozukluk geliyor. Fazla gözyaşının olması ya da gözyaşını boşaltan sistemlerdeki bozukluklar aşırı göz sulanmasına neden olabilir. Göze yabancı cisim girmesi gibi durumlarda gözyaşı üretimi artar. Dolayısıyla göz sulanması çoğalır. Göz kanallarındaki iltihaplar, göz kapağındaki yapısal bozukluklar göz sulanmasını artırabilir.

Nelere dikkat etmeli?

Göz sulanması şikayeti olan kişileri gözlerini tahriş etmemek için gözlerini silerken dikkatli olmalı. Gözünde sulanma olanların en büyük yanlışı, gözlerini sürekli mendille silerek tahriş etmeleri. Elle ya da mendille silinen gözlerde göz sulanması artar.

  • Gözleri sürekli elle veya mendille silmek gözün daha kolay mikrop kapmasına neden olur. Gözyaşını, gözleri kırpıştırarak yanağa düşürüp öyle silmek gerekir.
  • Çok yoğun göz sulanması olanlar gözlerini değil, sadece yanaklarına akanları silmeli. Göz doktorları göre, gözleri mendil ya da elle ovuşturarak silmek çok büyük bir yanlış.
  • Soğuk ve rüzgarlı havalar göz sulanması problemi olanların yanma ve sulanma şikayeti artırır. Bu nedenle göz sulanması rahatsızlığı olanlar soğuk ve rüzgarlı havalarda koruyucu gözlükler kullanmalı.
  • Güneşli havalarda güneşten korunmak için iyi bir cama sahip güneş gözlükleri takmak gerekir.



AddThis Social Bookmark Button

Ekzimer Lazer LASIK

15 Mart 2008 admin Kategori: Göz Sağlığı | Yorum yok »

Ekzimer Lazer ile LASIK ‘ in farkları

Ekzimer Lazer’ de ışın direkt
olarak gözün kornea tabakasına
yönlendirilir. LASIK’ te ise kornea tabakasında
bir kapak açıldıktan sonra ışın
kornea tabakasının ortasına
yönlendirilir ve kapak kapatılır.

Gözün Kırılma Kusurları Nelerdir ?

Miyopide, gözün ön-arka ekseninin genelde uzun olmasından dolayı uzaktaki cisimlerin görüntülerinin gözün arkasındaki merkez görme noktasına varmadan odaklaşması sonucu ağtabakada net görüntü oluşamaz.

Hipermetropide, gözün ön-arka ekseni kısa olduğundan görüntü merkez görme noktasında bulanık olur, ancak arkasında netleşir.

Astigmatta ise, görüntü merkez görme noktasında eğik / bozuk olarak meydana gelir.

Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button

Diabetik Retinopati

15 Mart 2008 admin Kategori: Göz Sağlığı | Yorum yok »

Prof Dr Jale Menteş

Diabetes Mellitusun en önemli komplikasyonlarından biri olan “Diabetik Retinopati” 20-64 yaş arasındaki kişilerde (yani çalışan nüfustaki), körlük nedenlerinin en başında yer almaktadır. Diabetik retinopati ve komplikasyonları

nedeniyle her yıl körlük oranlarına %12-14 lük bir oran eklenmektedir. Bu oran, ABD için her yıl 8000 yeni körlük olgusu demektir.

Bu rakamlar, gelişmemiş ülkeler için biraz daha düşüktür. Bundan 30 yıl önce, önlenemez ve nispeten tedavi edilemez bir hastalık olarak tanımlanan diabetik retinopati, laser teknolojisindeki gelişmelerin katkısı ile bugün artık, diğer körlük nedenleri gibi olmayıp “önlenebilir ve/veya tedavi edilebilir” bir hastalıktır ve diabetik retinopatiden kaynaklanan görme kayıpları da önlenebilir körlük nedenleri arasındadır.

Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button

Çocukluk çağı göz hastalıkları

15 Mart 2008 admin Kategori: Göz Sağlığı | Yorum yok »

PEDİATRİK OFTALMOLOJİ

Doç Dr Süheyla Köse

SEMPTOMATOLOJİ

Eriţkinlerle iliţkili pek çok muayene metodu ve oküler bozukluk çocuklar içinde geçerlidir. Ancak çocuklarda muayene ve bazı patolojiler özellik gösterir. Muayene erişkinlerde olduğu gibi kolaylıkla uygulanamaz. Sağlıklı muayene edilemeyen bebeklerin inhalasyon anestezisi altında değerlendirilmeleri gerekir. Pediatrik rutin muayenede öncelikle görme fonksiyonu ve oküler bütünlük değerlendirilmelidir. Muayeneye getirilen bir bebekte görme fonksiyonları bakılmalı, korneanın boyutu ve berraklığı incelenmeli, pupil ışık reaksiyonları izlenmeli, başın pasif olarak çevrilmesine cevaben göz hareketleri incelenmeli, gözlerde kayma olup olmadığı saptanmalı (Hirschberg testi), ve oftalmoskop ile fundus muayenesi yapılmalıdır.

Görme keskinliğinin değerlendirilmesi:

Görme keskinliği her iki gözde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Çocuğun diğer gözü ile gizlice bakması engellenerek görme alınmalıdır. İki yaş altındaki çocuklarda görme keskinliği, çocuğun ışığa fiksasyonu, objeleri takibi, pupil ışık reaksiyonu, Teller keskinlik kartları (tercihli bakış testleri), VEP ve optokinetik nistagmus gibi muayene yöntemleri ile saptanabilir. Üç yaş ve üzerindeki çocuk koopere olabilir, bu nedenle Allen kartları, E harflerinin yönleri veya bebek, at gibi resimlerin gösterilmesi ve çocuğun cevabı ile subjektif olarak görme keskinliği saptanabilir.

Çocukta önemli bazı klinik görünümlerin ayırıcı tanısında aşağıdaki patolojiler düşünülmelidir.

Bulanık korneaya neden olan patolojiler; Bulanık ve ödemli bir kornea varlığında konjenital glokom, Descemet membranında yırtılmaya yol açan travma, mukopolisakkaridozlar (Hurler, Schei, Morguio vs…), mukolipidozlar, interstisyel keratit araştırılmalıdır.

Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button

Bilgisayar kullanımına bağlı göz yorgunluğu

15 Mart 2008 admin Kategori: Göz Sağlığı | Yorum yok »

Günümüz modern teknolojisinde, ister iş hayatı ister özel hayat olsun, bilgisayarların yeri ve önemi inkar edilemez. Bu makinelerin faydası yadsınamamakla birlikte, kullanımları yüksek görsel dikkat istemektedir. Bilgisayar kullanımına bağlı olarak artan şikayetlerin büyük çoğunluğu, gözlerle ilgili olanlarıdır.

Bilgisayar kullanımına bağlı olarak, gözün kendisinde ya da görme kalitesinde birtakım problemlerin meydana gelmesi, göz yorgunluğu hali olarak yorumlanmaktadır. Sıklıkla görülen belirtileri şöyle sıralanabilir: Yorgun ve ağrılı gözler, gözlerde yanma ve batma, bulanık görme, kuruluk hissi, sulanma, kaşıntı, kızarıklık, gözleri kısarak bakmak, odaklama zorluğu, çift görme, yazı karakterlerinin veya grafiklerin etrafında ışık hareleri ya da saçılmalar görmek, ışığa karşı hassasiyet, baş ağrısı, boyun, sırt ve omuz ağrısı.

Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button

Blefarit – Gözkapağının iltihabi

15 Mart 2008 admin Kategori: Göz Sağlığı | Yorum yok »

Blefarit ne demektir ?
Blefaron Latincede gözkapağı anlamına gelir. Blefarit gözkapağının iltihabi bir hastalığıdır. Her iki cinsiyette, her yaşta görülebilir ve oldukça yaygındır. Blefarit süreğen bir hastalıktır, tedaviye rağmen tekrarlayabilir.

Blefarit hastalığı, anatomik ve klinik özellikleri açısından ön ve arka blefarit olarak ikiye ayrılır. Ön blefaritte gözkapağının özellikle dış kenarı, kirpik dipleri etkilenir. Ön blefarit, bakterilerin aşırı miktarda çoğalmasına veya derinin yağlı-kepekli olmasına bağlıdır. Arka blefarit ise kapağın göze değen arka kısmını etkiler ve buradaki gözyaşı yağ bezlerinin anormal olmasıyla ilişkilidir.

Vücutta ve gözde başka hastalıklarla birlikte olabilir mi?
Blefaritli hastalarda akne rosasea ve seboreik dermatit gibi cilt hastalıkları sık olarak görülür. Bu hastalıklardan ilki, yüz derisinde kızarıklık ve kabalaşma, diğeri ise ciltte aşırı yağlanma ve saç kepeklenmesi gibi belirtilerle kendini gösterir.

Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button

Behçet Hastalığı

15 Mart 2008 admin Kategori: Göz Sağlığı | Yorum yok »

Tanım:

İlk kez 1937 yılında Türk dermatoloji profesörü Dr. Hulusi Behçet tarafından tarif edilen Behçet hastalığı, ağızda ve genital bölgelerde yaralara (aft, ülser) ve gözde inflamasyona (iltihaba) yol açan kronik bir hastalıktır. Bazı hastalarda artrite, damar iltihabı ve tıkanmalarına sindirim kanalında, beyin ve omurilikte inflamasyona da neden olmaktadır.

Behçet hastalığı her hastada farklı bir tablo çizer. Bazı hastalarda hastalık hafif seyreder ve sadece ağızda ve genital bölgede ülserler bulunur. Bazılarında ise daha şiddetlidir ve menenjite neden olabilir (beyni saran zarların iltihaplanması). Şiddetli bulgular genellikle ilk belirtiler başladıktan aylar, hatta yıllar sonra ortaya çıkarlar. Bulgular uzun bir süre devam edebileceği gibi, bir kaç haftada da geçebilir. Tipik olarak, bulgular görülür, kaybolur ve tekrar ortaya çıkarlar (alevlenme dönemleri).

Devamını oku »

AddThis Social Bookmark Button