Soğuk algınlığına dikkat

04 Şubat 2009 admin Kategori: Genel Sağlık | Yorum yok »

Son zamanlarda kafamızı ne yöne çevirsek hapşıran bir insan görüntüsü ya da öksürük sesleri ile karşılaşıyoruz

 

Havanın soğuk olması ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması nedeniyle pek çok insan soğuk algınlığından müzdarip.  Boğazda rahatsızlık hissi, öksürük ve burun akıntısı ile seyreden hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar ise tedavi edici özelliğe sahip değil.

Soğuk algınlığı olan bir kişiler;
Şikayetleri ağırlaşırsa
Ateşleri yükselirse
Kulakta ağrı oluşursa
Sinüzit tipi baş ağrısı oluşursa
Öksürük uzarsa
Astım gibi kronik akciğer problemi gelişirse derhal doktora başvurulmalıdırlar.

Hava değişimlerinin soğuk algınlığına neden olduğuna dair hiçbir bilimsel veri yoktur. Yine egzersiz, diyet ve büyümüş bademcik ile genizetinin soğuk algınlığına yatkınlık yarattığına dair de hiçbir kanıt yoktur.

BU BELİRTİLERE DİKKAT
Soğuk algınlığı;
Burun tıkanıklığı ve akıntısı
Boğazda rahatsızlık hissi, kuruluk
Öksürük
Ses boğuklaşması
Tat ve koku hissinde azalma ile kendini gösterir.

GEÇ ALINAN İLACIN YARARI OLMAZ
Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar tedavi edici özelliğe sahip değillerdir. Kullanıldıklarında hastalarda geçici bir rahatlama sağlarlar. İlaçlar hastalığın erken döneminde rahatsızlıklar oluşmaya başladığında kullanılmalıdırlar. Özellikle çocuklarınıza ilaç verirken dikkatli olunması gerekir. Tedavide ağrı ve ateş için parasetamol, aspirin gibi ilaçlar kullanılırsa da, bu ilaçlardan aspirinin çocuklarda (5-12 yaş) karaciğer ve nörolojik rahatsızlıklarla kendini gösteren “Reye sendromu”na yol açması nedeniyle kullanılması önerilmez. Yine bu ilaçlar astımı tetikleyebileceği ve ülsere neden olabileceğinden dikkatli olunmalıdır.

Hastalarda burun tıkanıklığı, öksürük ve burun akıntısı dekonjestan, antihistaminik veya bunların kombinasyonu ile tedavi edilebilir. Tiroid hastalığı ve hipertansiyonu olanların burun tıkanıklığı giderici ilaçları kullanmamaları önerilir.

SOĞUK ALGINLIĞINDA ANTİBİYOTİK ÖNERİLMİYOR
Halihazırda soğuk algınlığının tedavisinde virüslerin zararlarını önleyen bir ilaç yoktur. Antibiyotikler soğuk algınlığı tedavisinde kullanılmazlar. Ancak hastalık seyri sırasında bakteriyel bir komplikasyon gelişmişse kullanılabilirler.

BİTKİSEL KAYNAKLARIN BİLİMSEL NİTELİĞİ YOK
Halk arasında yaygın kullanılan ekinezya, ökaliptus, garlik, bal, limon, çinko ve C vitamini gibi bitkisel kaynaklı maddelerin yararlı olduğuna dair hiçbir bilimsel veri yoktur. Hastalar uygun miktarlarda sıvı almalıdırlar. Günde 8 bardak su veya meyve suyu boğazın daha yumuşak olmasını ve akıntının kolaylaşmasını sağlayacaktır. Kafein içeren kahve, çay ve kolalı içecekler ile alkolden uzak durulmalıdır, çünkü bu ilaçlar susuzluğa neden olarak boğazı kurutacaktır.

NELER YAPMALI?
Hastalık döneminde sigara içenlerin sigarayı bırakmaları veya sigara içilen ortamlardan uzak durmaları gerekir. Sigara dumanı boğazı tahriş ederek öksürük ve boğaz ağrısı şikayetlerinin artmasına neden olacaktır. Çalışanların veya okula gidenlerin iyileşinceye kadar işe ve okula ara vermeleri gerekir.
Soğuk algınlığını önlemek için
Soğuk algınlığı olan kişilerle özellikle ilk birkaç gün içerisinde temastan kaçının
Soğuk algınlığı olan bir kişi ile temastan sonra ellerinizi yıkayın
Ellerinizi burundan uzak tutmaya çalışın
Ellerinizi kurularken ayrı bir havlu kullanınız
Öksürük ve hapşırması olan kişiler bir maske ile ağız ve burunlarını kapatmalıdırlar
Soğuk algınlığı olanlar özellikle astım, kronik akciğer hastalığı olanlardan uzak durmalıdırlar.
Tedavide;
Yatak istirahatı
Bol sıvı alınması
Gargaralar
Burun jelleri
Parasetamol kullanılabilir.
Aşı çalışmaları ise devam etmektedir.

AddThis Social Bookmark Button

Alzheimere karşı insülin

04 Şubat 2009 admin Kategori: Genel Sağlık | Yorum yok »

İnsülinin Alzheimer hastalığı ile mücadelenin anahtarı olabileceği öne sürüldü.

 

İnsülinin Alzheimer hastalığı ile mücadelenin anahtarı olabileceği öne sürüldü.

Yapılan araştırmada, kandaki şeker oranını düzenleyen hormonun (insulin), Alzheimer hastalığının neden olduğu hafıza kaybını yavaşlatacağı ya da önleyebileceği ortaya çıktı. Diyabet ilaçlarının beyin üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmacılar, bu ilaçların hafızanın formasyonundan sorumlu hücreleri koruduğunu bildirdi. Alzheimere, şeker hastalığının bir türünün sebep olabileceğini belirten uzmanlar, yeni buluşun, Alzheimer hastalığının tedavisinde büyük umut olduğunu belirtiyor.

İnsulinin, Alzhemeir hastalarının beynine etki eden toksik proteinlerin sebebiyet verdiği hafıza kaybını yavaşlatabileceği ya da durdurabileceği hakkındaki bu son araştırma ünlü bilim dergisi ‘Proceedings of the National Academy of Sciences’ yayındı.

Türkiye’deki son çalışmalar, 500 bin Alzheiemer hastası olduğunu ortaya koyarken, bu sayının, yaşlı nüfusun artışıyla birlikte 2050 yılına kadar 3 milyona ulaşmasının beklendiği belirtildi.

AddThis Social Bookmark Button

Hangi açı ile oturmalı?

04 Şubat 2009 admin Kategori: Genel Sağlık | Yorum yok »

Ancak bazen yanlış bir oturuş, bazen de yanlış bir dokunuş ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

 

Bilgisayar başında çalışanlarda en çok rastlanılan şikâyetlerin başında boyun, sırt, aktif olarak kullanılan kol ve buna bağlı olarak da omuz, dirsek ve el bileğinde görülen ağrılar geliyor…

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Türkmen, omurga sağlığımız hakkında merak edilen soruları yanıtladı:
“Vücudumuzda taşıyıcı sistem iki tanedir. Bunlardan biri iskelet sistemi, diğeri de ona yardımcı olan kas sistemidir. Eğer kas sistemi çok zayıfsa, vücudun bütün ağırlığı iskelet sistemine biner. Bunun yanı sıra yerçekimi etkisiyle şekilsel bozukluklar meydana gelebilir, kişi giderek öne doğru eğilip, kamburlaşabilir. Bu şekilsel bozukluğa görüş açımızda oluşan değişiklik eşlik eder.. Çünkü bir yandan eğilerek duruşumuzu değiştirirken bir yandan da ekrana bakıyoruz. Farkında olmadan vücudumuzu birtakım zorlayıcı şekillere sokuyoruz. Bu nedenle önce omurgayı düzgün pozisyonda tutmayı sağlamak lazım.”

Omurgayı düzgün pozisyonda nasıl tutabiliriz?
Omurgayı düzgün pozisyonda tutmak için birincisi düzgün pozisyonun ne olduğunu bilmek, ikincisi de düzgün pozisyonda oturmayı sağlamak gerekir. Omurganın fizyolojik eğrilikleri vardır. Bu eğrilikler çalışma anında da korunmalıdır. Boynun ve belin bir çukurluğu, sırtın bir kamburluğu vardır. Bunları korumak için dik durmak şarttır.. Dik durmak için de boyun, sırt, göğüs, bel ve karın kaslarının kuvvetli olması gerekir. İnsanlarda spordan uzaklaşma ve işe yoğunlaşma yaygın olarak görülüyor. Gelişen teknoloji insanları ofislere mahkûm etti. Oturarak bir insanın kas gücünü koruması mümkün değildir. Bunun için günlük egzersizleri hayatımıza sokmak zorundayız. Zayıf olan kaslar yer çekimine karşı vücudu koruyamaz. İşin dışındaki saatlerde en az üç gün kendimize spor yapacak zamanı ayırmak zorundayız. Aksi halde problemler yaşarız.

Laptop kullanmak da bu tür sorunlara neden olabilir mi?
Laptop kullananlar hep önlerine doğru bakıyorlar. Çoğu kişi dizlerinin üzerine koyup öyle çalışıyor. Bu fizyolojik bir duruş değildir. Ekran karşımızda durmalıdır. Bu nedenle ofiste çalışanların ekranlarının göz seviyesinde durmasını sağlayabilir. Bu kafayı dik tutmak içindir. Önünüze bakarsanız boynunuz sonra da sırtınız ağrır.

Ofiste çalışırken sandalyede nasıl oturulmalıdır?
Arkalıklı sandalyede oturacaksanız sırtınız dik, kalçanız geriye dayanmış şeklinde oturmalısınız. Özellikle müdür koltuğu denilen koltukta oturmak anatomik olarak mümkün değildir. Bu koltukta ister istemez önde oturmak gerekir; fakat bu yanlıştır. Bu konumda dizinizi kıvırıp, ayağınızı sandalyeye dayayacak bir pozisyonda oturursanız belinizi koruyabilirsiniz. Oturduğunuz ortopedik iskemleyi kullanmayı da bilmeniz gerekiyor. İskemleyi ayağınız yere değecek şekilde bacak boyuna göre ayarlamalısınız. Doğal oturuş şekli ayağınız yere değdiğinde dizinizin kıvrıldığı şekildir. Masayla olan ilişkinizde ise öne doğru fazla eğilmemeniz gerekmektedir.

Çok uzun süre hareketsiz oturmak başka ne tür problemlere yol açar?
Uzun süre hareketsiz oturmak sadece boyun, sırt ağrısı değil, kan dolaşımı problemlerine de neden olur. Kanın kalbe rahat gitmesi için bacakların çalışması gerekir. Aksi takdirde bacakta, bilekte ödem, varisler başlar ve hatta hemoroide neden olur. Su içmeniz ve tuvalete gitmek bahanesiyle sık sık yerinizden kalkmanız, oturduğunuz yerde egzersizler yapmanız gerekir. En az iki saatte bir kalkıp dolaşmanız lazım.

Arabada oturuş şekli nasıl olmalıdır?
Ofis dışında arabada oturuş şekli doğru olmalıdır. En düzgün oturanlar genelde kısa boylulardır. Kendilerini öne doğru çekerler ve görüş alanını da genişletmek için dik otururlar. Arabada belli bir arkalığa dayanarak, dik bir şekilde oturulmalıdır.

Boyun ve sırt ağrıları, tedavi edilmezse ileride ne gibi sorunlara yol açar?
Bu sorunlar tedavi edilmezse eklemlerde kireçlenme görülür, sürekli bir boyun ağrısı olur. Daha ileriki dönemlerde boyunda ve sırtta fıtığa, omuzda tendon kopmalarına neden olabilir. Çok yorulduğu için el bileğinden geçen sinirlerde oluşan sıkışıklar ciddi sorunlar doğurabilir. Onun dışındaki tendon yaralanmaları ve ödemler kolaylıkla tedavi edilebilir.

Bilgisayar başında çalışanların ayakkabı seçimi nasıl olmalıdır?
Kadınlar topuklu ayakkabı giydiğinde farkında olunmasa da topuk kalkıyor, bel ve diz kırılıyor. Bu bilgede bulunan eklemlerin her birinin geometrisi ayağın yere düz basması için ayarlanmıştır. Ancak topuklu giyildiğinde arkadaki eklemler ve diz kapağı eklemleri bozulur. Ayakkabının ne üstten, ne yandan parmakları sıkmaması gerekir. Ayak topuk içine oturmalı ve rahat olmalıdır. Ayağın üstünde ve yanında belirli bir boşluk olmalıdır. Böylece ayak sıkışmadan istenilen hareketi rahat olarak yapabilir.

Ekran başında çalışanlar için en uygun spor hangisidir?
Bu kişiler için yüzme en uygun spordur. Haftada iki gün kendinize zaman ayırıp, yüzmelisiniz. Çünkü su içinde yapılan egzersizler en homojen egzersizlerdir. Mesela su dışında kolunuzu kaldırırken sadece kaldırma kasları çalışıyor; yerçekimi etkisiyle indirme kaslarının çalışmasına gerek kalmıyor.. Ama suyun içinde dirence karşı itip, çekiyorsunuz. Her hareket bir egzersiz oluyor. Yüzme, hanımların vücut güzelliği açısından da en iyi spordur.

AddThis Social Bookmark Button

Şeker hastalığını egzersizle yenin

04 Kasım 2008 admin Kategori: Genel Sağlık | Yorum yok »

Egzersiz, diyabet tedavisinde önemli rol oynuyor. Yapılan araştırmalar, diyet ve egzersizin, Tip 2 diyabetin önlenmesinde de etkili olduğunu ortaya koyuyor. Doç. Dr. Tolga Aydoğ, diyabet hastalığında egzersizin önemini anlattı…

Özellikle prediyabet, obezite, ailesinde diyabet geçmişi olma, gebelik sırasında diyabet geçirmek gibi risk faktörlerine sahip kişiler için egzersiz ve diyet daha da önem taşıyor. Hareket etmek kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olmasının yanı sıra kilonun, kan basıncının ve kan yağlarının azaltılmasına da katkıda bulunuyor. Böylece, kalp krizi ve inme riski de azalıyor. Anadolu Sağlık Merkezi�nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Tolga Aydoğ, diyabet hastalığında egzersizin önemini anlattı:

“Başlamadan önce doktora danışın”

Diyabet hastalığına karşı mücadele etmenin en etkili yollarından biri düzenli egzersiz yapmak. Aşırı kilolu oldukları halde, yeteri kadar egzersiz yapmayan kişiler tip 2 diyabet riski ile karşı karşıya kalıyor. Bu konuda Amerika Birleşik Devletleri�nde yapılan bir araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırmada 69 bin kadın araştırmacılar tarafından yakından takip edildi. Çalışma başlarken kadınların hiçbiri diyabet, kardiyovasküler rahatsızlıklar ya da kanser, herhangi bir hastalık taşımıyordu. 16 yıl sonra kadınların 4.030�unda diyabet görüldü. Yaş, sigara kullanımı ve diyabetin diğer risk faktörleri dengelendikten sonra, bel kalınlığının ve vücut kitle indeksinin artmasının hastalıktaki temel faktörlerden biri olduğu belirlendi. Vücut kitle indeksine göre obez kabul edilen kadınların diyabet riskleri, nomal ya da normalden zayıf kadınlara göre 28 kat daha fazla. Diyabet hastaları aerobik, kuvvetlendirme ve germe olmak üzere üç tip egzersizden birini seçebilirler. Bunların iyi düzenlenmesi, egzersizden maksimum yararı elde etmeyi sağlıyor. Bunların yanı sıra diyabet hastalarının sağlıklarını korumaları için gün içinde olabildiğince aktif olmaya özen göstermeleri önem taşıyor.

“Şiddetli düzeyde ağırlık egzersizi yapmaktan kaçının”

Şeker hastalığında en iyi egzersiz aerobik diye nitelenen düşük şiddetli egzersizlerdir. Bu egzersizleri yaparken soluk alıp vermeniz hızlanır ve derinleşir, kalbiniz daha güçlü ve hızlı atmaya başlar. Bu tip egzersizlerin başında yürüme, dans etme, bisiklete binme ve yüzme gelir. Bunları haftada en az 5 gün ve 20-45 dakika arası yapmayı hedeflemelisiniz ve daha önce bu tip egzersizleri yapmıyorsanız, mutlaka düşük şiddetten başlamalısınız. Bu süreleri bir seferde yapmak yerine aralıklı olarak yaparak da sağlayabilirsiniz. İki egzersiz arasındaki sürenin en fazla 2 gün olmasına özen gösterin. Kuvvet antrenmanları için ağırlık egzersizleri spor salonunda veya evde ağırlıklarla ve elastik bantlarla yapılabileceği gibi, market alışverişlerini eve taşımak da egzersiz yerine geçebiliyor.  Ağırlık egzersizlerini bacak, kol ve gövde olmak üzere tüm büyük kas gruplarını içerecek şekilde, haftada 3 gün, günde 3 set ve 8-10 tekrar olarak yapmak gerekiyor. Ancak ileri düzeyde şeker hastalığına bağlı göz tutulumu varsa, şiddetli düzeyde ağırlık egzersizi yapmaktan kaçınmak önem taşıyor. Esneme egzersizleri, kas tendon boyunun uzamasını sağlıyor. Asıl egzersizleri yapmaya başlamadan önce ısınma ve sonrasında soğuma egzersizlerine bunları eklemek bir yandan yaralanmaları azaltırken, öte yandan esnekliğinizin korunmasına ve artmasına olanak tanıyor. Sağlık için asıl egzersize başlamadan önce 5- 10 dakika daha düşük tempolu bir egzersiz ve sonrasında da yine 5-10 dakika germe egzersizi yapmak gerekiyor. Germe egzersizlerini yaparken kası en uzun boyuna getirip burada 45 saniye bekleyip, bu hareketi 2-3 defa tekrarlanması gerekiyor. Bu hazırlıktan sonra yapılması düşünülen asıl egzersize geçilmeli ve bunu bitirdikten sonrada yine başlangıçtaki egzersizler yapılarak bitirmeli.”

Egzersiz yaparken bunlara dikkat!

Başlamadan önce mutlaka doktor ile konuşulmalı.
Uygun bir ayakkabı giyilmeli.
Egzersiz sırasında ayakta kızarıklık ve sıvı toplanması olur ise mutlaka doktora başvurulmalı.
Egzersize yeni başlanıyor ise mutlaka düşük şiddetten başlanmalı ve ekstra ağırlık kullanılmamalı.
Kalp ile ilgili sorun var ise tek başına spor yapmaktan kaçınılmalı.
Eğer ayaklarda duyu kaybı var ise, düşük tempo koşu yapmaktan kaçınılmalı ve bu sporun yerine yürüme, bisiklete binme, yüzme tercih edilmeli.
Egzersiz kan şekerini düşürebileceği için eğer insülin ve kan şekeri düşüren ilaçlar alınıyorsa, egzersiz yaparken ve sonrasında da hipoglisemiye (soğuk terleme, baş ağrısı, kalp çarpıntısı, bilinç bulanıklığı, yorgunluk) karşı dikkatli olunmalı. Spor yaparken hasta yanında mutlaka peynirli krakerler, meyve suyu veya şeker bulundurmalı.
Eğer şeker çok yüksek olup insülin kullanılıyorsa, tip 1 diyabet var ise ve şeker ani iniş, çıkışlar gösteriyorsa, mutlaka egzersiz öncesi, egzersiz sırası ve sonrasında kan şekeri kontrol edilmeli. Arzulanan düzeye gelmeden egzersiz yapılmamalı.
Yeni bir egzersize başlanacaksa, uzun süreli egzersiz yapılacaksa ya da egzersiz şiddeti artırılacaksa mutlaka 30 dakikada bir kan şekeri kontrol edilmeli.
Diyabetli olduğunu belirten bir belge hastanın yanında olmalı.
Sıvı kaybını engellemek için egzersiz öncesi, sırasında ve sonrasında bolca sıvı tüketilmeli.
İnsülin kullanılıyorsa, enjeksiyon için egzersize katılan kol ve bacak yerine karın ve kalça kullanılmalı.

AddThis Social Bookmark Button




Telefon Dinleme Havuz Dinleme Cihazi Tabela Blouse Tabela An Yaa