Bu yiyecekler spermlere zararlı

30 Ekim 2010 admin Kategori: Erkek Sağlığı | Yorum yok »

Harvard Tıp Fakültesinden bilim adamlarının yaptığı araştırma, doymuş yağ ve tek doymamış yağ asidi oranı yüksek yiyeceklerle beslenen erkeklerin sperm sayısının azalabileceğini ortaya koydu.

Araştırma, özellikle omega 3 ve omega 6 gibi yağları içeren gıdalarla sağlıklı beslenen erkeklerin spermlerinin sağlıklı olduğunu gösterdi.

Sucuk, salam, sosis gibi şarküteri ürünlerinde doymuş yağ oranının yüksek olduğunu, zeytinyağının tek doymamış yağ asidi içerdiğini belirten bilim adamları, beslenme alışkanlıklarında yapılacak bazı değişikliklerin genel sağlığın yanı sıra üreme sağlığına faydalı olabileceğini vurguladı.

Araştırmaya ilişkin sonuçlar, Amerikan Üreme Sağlığı Birliği’nin konferansında sunuldu.

Konuyla ilgili makale, İngiliz The Independent gazetesinin internet sitesinde yayımlandı.

AddThis Social Bookmark Button

Erkeklerde kısırlık nasıl oluşur?

15 Ekim 2010 admin Kategori: Erkek Sağlığı | Yorum yok »

Erkek kısırlığı pek çok değişik nedene bağlı olarak ortaya çıkar. Peki bu nedenler nelerdir?

Memorial Hastanesi Tüp Bebek ve Genetik Merkezi’nden Doç. Dr. Semih Özkan, son dönemlerde sıkça görülen erkek kısırlığı tedavisinde yeni uygulanmaya başlanan Mikrodisseksiyon TESE yöntemiyle ilgili bilgi verdi.

Erkek Kısırlığı Nasıl Oluşur?

Erkek kısırlığında her geçen gün yeni bir tedavi yöntemi geliştiriliyor. Bunlardan biri olan Mikrodisseksiyon TESE yöntemi eskiye oranla daha fazla kişinin baba olmasına olanak sağlıyor.

Erkek kısırlığı pek çok değişik nedene bağlı olarak ortaya çıkar. Geçirilmiş enfeksiyonlar, genetik sebepler, hormonal bozukluklar, diyabet, böbrek yetmezliği gibi metabolik hastalıklar, inmemiş testis gibi durumlar da çevresel etkenlerden bağımsız olarak erkek kısırlığının başlıca nedenleri arasında yer alır.

Bunların yanı sıra çevre kirliliğinin artması, radyasyon, kimyasal maddelere maruz kalma, sigara tüketiminin artması, alkol ve bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımı gibi çevresel sebepler de son dönemde erkek infertilitesinin görülme sıklığını artıran diğer nedenlerdendir.

Ancak günümüzde sebep ne olursa olsun menisinde sperm bulunmayan hastalarda çeşitli yöntemlerle sperm edilme şansı var. İşte bu yöntemlerin en iyi ve güvenilir olanı Mikrodisseksiyon TESE yöntemi hakkında merak ettikleriniz.

Mikrodisseksiyon TESE nedir?

Mikrodisseksiyon TESE, ya da sıklıkla söylendiği şekliyle MikroTESE, testisten operasyon mikroskopu eşliğinde sperm aranması ameliyatına verilen isimdir.

Menisinde sperm bulunamayan hastalarda uygulanır. Testiste üretilen spermi taşıyan kanal tıkanıklıkları ekarte edildikten sonra, testiste sperm üretimiyle ilgili sorunlara bağlı olarak gelişen azoospermi durumlarında sperm bulmak amacıyla uygulanır.

Bu tekniğin varoluş nedeni ise azoospermik hastalarda testis içinde küçük odaklar şeklinde sperm üreten bölgelerin varlığının keşfedilmiş olmasıdır. Bu buluş bize hastalardan cerrahi yolla sperm elde edilebilmesinin yolunu açmış ve bu kişilerin yardımcı üreme teknikleri kullanılarak çocuk sahibi olabilmelerini sağlamıştır.

Nasıl Yapılır?

Testislerden cerrahi yolla sperm elde edilmesi, eskiden TESE denilen yöntem ile testisin açılıp yine testisin büyüklüğüne göre belirlenen sayıda parça alınması şeklinde yapılmakta idi. Bu yöntem ile testisten ihtiyaçtan fazla doku alınmakta ve testise belirli oranda bir zarar verilmekteydi. Ancak mikroTESE yönteminde, testisin açılması teknik olarak TESE aynı olmasına karşın, doku alımı sırasında operasyon mikroskobu kullanılmaktadır.

Operasyon mikroskobu 20-30X büyütme sağlayarak testis içinde sperm üreten kılcal tübüllerin net olarak görülmesini sağlar. İş görür olup sperm üreten kanalların içinde üretilmiş olan yoğun sperm hücreleri nedeniyle bu tübüller, içi boş olan tübüllerden daha geniş çaplı olarak görülür. Cerrah bu tübülleri bulup topladığı zaman hem sperm bulma oranını, hem de bulunan sperm sayısını artırmaktadır.

Sadece bu kılcal tübüllerin cerrah tarafından alınması testisten ekstra doku alınmasını da önlediği için böylece testis dokusu da korunmuş olmaktadır. MikroTESE ameliyatı, mikroskop altında tüm testis içindeki tübüllerin incelenmesini gerektirdiği için 2 saat kadar sürebilir, bu nedenle de genel anestezi altında yapılması tercih edilmektedir. Ancak ameliyattan sonra hasta, aynı gün gerekli öneriler yapılıp reçetesi verildikten sonra evine gönderilir.

Bu Yöntemin Avantajları Nelerdir?

MikroTESE operasyonunun avantajları değerlendirildiğinde, eski TESE yöntemine göre yaklaşık yüzde 50 daha fazla sperm bulabilme şansı verir. Bir başka bakış açısıyla TESE ile sperm bulunamayan hastalarda yaklaşık yüzde 33 sperm bulunabilmektedir. Böylece sperm bulabilme temelinde eskiye oranla daha fazla hastanın baba olabilmesine olanak sağlamaktadır.

MikroTESE operasyonu uygulayıcı cerrah açısından da operasyon mikroskobu ve mikrocerrahi eğitim süreçlerini gerekli kılar. Cerrahın bu eğitimi, hastanın sağlığı ve operasyonun başarısı için çok önemli bir gerekliliktir.

AddThis Social Bookmark Button

Erkekliğin sonu mu geldi?

14 Ekim 2010 admin Kategori: Erkek Sağlığı | Yorum yok »

Erkek cinsiyetini belirleyen Y kromozomu gerçek büyüklüğünün üçte ikisini kaybetti.

Bu, gelecekte erkek neslinin tükeneceği, kadınların çocuk doğurmak için erkeğe ihtiyacı olmayacağı anlamına mı geliyor?

Yıllardır çocukların eğlence olsun diye söyledikleri “… Kızlar altın kesesi, erkekler çöp tenekesi” tekerlemesi İngiliz bilim adamı Bryan Skyes’in “Kadınla karşılaştırıldığında birçok eksiği bulunan erkek, genetik bir çöp!” yorumuyla akıllarda soru işareti bıraktı.

Bu açıklama, erkek neslinin yok olacağı anlamına geliyordu. Dahası çocuk doğurmak için kadınlar artık erkeklere ihtiyaç duymayacaklardı. Bilim dünyasının son gelişmelerine göre kemik iliğinden olgunlaşmamış sperm hücrelerinin elde edilmesi bunun kanıtı. Konuyu biraz daha açıp derinleştirdiğimizde bilim dünyasının ürkütücü ama kaçınılmaz gerçekleri kanıtlarıyla karşımıza çıkıyor. Dünyaca ünlü bilim dergisi Focus’a göre İskoç bilim adamları 2005′de ilk kez sperm kullanmadan ve klonlama yöntemine başvurmadan insan embriyosu yarattı. Yani laboratuvar ortamında üretme mümkün.

CİNSİYET NE OLACAK?

İster istemez akla bu tip bir doğumda çocuğun cinsiyetinin erkek olması halinde neslin devamının süreceği gelebilir. Ancak durum hiç de bu düz mantık gibi değil. Yani erkeksiz doğum yoluyla doğacak bebeğin erkek olma olasılığı hiç yok.

Y KROMOZOMU ÖLÜYOR…

İngiliz akademisyen Prof. Jennifer Craves’e göre de erkekliği belirleyen Y kromozomu ölüm sürecine girmiş durumda. 5 milyon yıl içinde de tamamen yok olacağı belirtiliyor. Erkeklik genlerinin giderek azaldığını söyleyen Craves, 3 milyon yıl önce Y kromozomu üzerinde bin 400 gen bulunduğunu, ancak günümüzde gen sayısının 45′e indiğini açıklıyor.

SÜRECE NASIL GELİNDİ?

Erkeğin sperm sayısındaki düşüşte neler etkili? 7. Türk Alman Jinekoloji Derneği Kongresi’nde bir konuşma yapan Dernek Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü’ye göre, çevresel etkenler ve stres, kadın ve erkeklerde kısırlığı tetikliyor. Ayrıca sperm sayısının düşmesinde çevre kirliliği ve stresin yanı sıra tarım ve veteriner hekimliğinde hormonların düzensiz kullanımının da büyük etkisi var.

Bu arada kadınlar da doğurma konusunda giderek daha tutucu oluyorlar. En önemli neden ise kariyere verilen öncelik. Gebeliğin ötelenmesi, doğum kontrol yöntemlerindeki gelişmeler ile geniş ailenin yerini çekirdek aileye bırakması doğurganlığın azalmasındaki en önemli etkenlerden. Küresel ısınmanın kısırlık üzerinde etkisinin ne olacağı ise henüz bilinmiyor.

Erkek bebek sayısının kızlara göre azalması, testis kanserine yakalananların her geçen yıl artması, gündelik hayatımızın bir parçası olan kimyasal maddelerin erkekleri daha fazla etkilemesi de erkek neslinin giderek azalmasını tetikleyen maddeler arasında.

SOYUMUZ TÜKENİYOR MU?

Bu kadar karamsar senaryo elbette iç karartıyor, ister istemez erkek neslinin tükenmesiyle insanlığın da sonunun gelip gelmediği akıllarda takılı kalıyor. Paniğe gerek yok. Elbette insanlığın sonu değil, sadece dünya kadınlara kalıyor. Araştırmalar böyle… Peki, kadınlar ve erkeklere göre durum ne? Bunu da uzmanlara, kadınlara ve erkeklere sorduk, Sonuçlar mı? Gülümsetiyor…

UZMAN GÖRÜŞÜ: Prof. Dr. Tansu Küçük

Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı, Tüp Bebek ve Doğurganlığı Koruma Ünitesi Şefi

‘Erkeğin kayboluşunda yarı yol kat edildi’

Mikroskobu 17. yy’da icat eden Antony van Leuwenhook’un ilk incelediği şeylerden biri spermdi. Bu nedenle birkaç yüzyıldır erkeklerin sperm sayısı biliniyor. Milimetrede 200 milyon olan ortalama sperm sayısı sürekli olarak azalmış. 20. yy ile birlikte bu azalma hızlanmış. Unutulmaması gereken bir nokta sadece sayının değil spermin hareketli ve normal şekilli olanlarının da giderek bozulmakta olduğu… Eski değerler pek bilinmese de bugün spermlerin sadece yüzde 50′sinin ileri doğru hareketli ve sadece yüzde 4′ünün normal olmasını normal kabul ediyoruz.

Genetik yapımızı belirleyen DNA kromozomlar halindedir. 46 adet kromozomdan en küçüğü yani en az DNA içereni erkek Y kromozomudur. Bu kromozomdaki SRY genleri erkek özelliklerini oluşturuyor. Y kromozomundan bu küçüklüğün nedeninin kopmalar olduğu biliniyor. Başlangıçta Y kromozomunda 1500 gen var iken bugün 40 gen var. Bu kopmalar halen devam ediyor ve belli bölgelerdeki kopmalar bir erkeği tamamen spermsiz hale getirebiliyor. Kopmalar aynı hızla devam ederse 500 jenerasyon sonra yani yaklaşık 125.000 yıl sonra erkek cinsi kaybolacak.

Erkek cinsinin kaybolduğu durumda üremenin tek yolu, dişilerin kendini kopyalaması olacak. Böyle bir özellik şimdilik insanın dişisinde var gibi görünmese de hindi ve bazı kertenkelelerde var. Uzun süre erkekle birlikte olmayan bu hayvanlarda yumurtlama olabilmekte ve başka genetik katkı olmadan anne kendini kopyalamaktadır.

AddThis Social Bookmark Button

Bekar erkeklere kötü haber

14 Ekim 2010 admin Kategori: Erkek Sağlığı | Yorum yok »

Erkekler için ‘kadınsız hayat’ tahmin edilenden çok daha kötü sonuçlar doğuruyor.

Öyle ki yetişkin erkeklerin kadınsız yaşaması ölümcül risk içeriyor. Amerika’daki araştırmaya göre, yalnız yaşayan bekar erkekler, evlilerden erken ölüyor. Çünkü mutlu bir evlilik sağlığa iyi geliyor.

AddThis Social Bookmark Button

Erkekler alın çizgileri

07 Temmuz 2010 admin Kategori: Erkek Sağlığı | Yorum yok »

Erkekler alın çizgilerine botoks yaptırıyor

Özellikle kadınların kırışıklık tedavisi için tercih ettikleri botoks, artık erkeklerin de tercihi. Erkekler botoksu en çok alın çizgilerini yok etmek için yaptırıyor.

İSTANBUL – Dünyada 20 yıldır uygulanan, Türkiye’de ise 1994 yılından beri kullanılmaya başlanan botoksun, kırışıklıklar ortaya çıkmadan yapılmaya başlanması büyük önem taşıyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Estetik, Plastik, Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Emiroğlu, “Kırışıklar iyice ortaya çıktıktan sonra botoks uygulaması yaptırmaktansa, ortaya çıkmaya başladıktan sonra yapılması en doğru uygulamadır” dedi. Emiroğlu, botoks işleminin ileriye dönük olarak kırışıkların oluşmasını engellemek için 6 ayda bir mutlaka yapılması gerektiğini, böylece giderek verilen botoks miktarının da azalacağını dile getirdi.

BİRBİRİNE BENZER YÜZLERİN OLMAMASI İÇİN
Botoks uygulamasının estetik dışında da her yerde kullandığına dikkati çeken Emiroğlu, şunları kaydetti:
“Doz ayarlaması mutlaka ehil ellerde yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz yıl bir genelge yayımladı. Plastik cerrahlar ve dermatologların dışında kimsenin botoks yapmaması gerektiği belirtildi. Kuaför ya da güzellik salonlarında yapılan botoks, doz ayarlaması yapılmadan bilinçsizce uygulanıyor. Bunun sonucunda da kaslar ölüyor ve birbirine benzeyen, donuk adeta maske şeklinde yüzler ortaya çıkıyor. Yüzün asimetrisi bozuluyor. Gereğinden fazla kullanıldığında adale felç oluyor. Böylece mimik kalmıyor, hep birbirine benzer yüzler ortaya çıkıyor.”


EN ÇOK BANKACI VE DOKTORLAR TERCİH EDİYOR
Günümüzde botoks uygulamasının erkekler arasında da giderek yaygınlaştığına işaret eden Emiroğlu, özellikle bankacı ve doktorların botoksu çok sık tercih ettiğini dile getirdi. Prof. Dr. Murat Emiroğlu, şunları söyledi:
“Erkekler artık çok sık botoksu tercih ediyor. Özellikle yüz yüze iş yapan erkekler botoksu kullanıyor. Erkekler daha çok alın çizgisi ve kaz ayağı için bize geliyor. Özellikle 35-50 yaş arası erkekler botoks yaptırıyor. Botoks 10-15 dakikalık bir işlem. Bu yüzden de çok tercih ediliyor. Kadınlar ise en çok alın ve göz çevresi için botoks yaptırıyor. Yanaklardaki düşmeler içinse daha çok dolgu tercih ediliyor.”

 

AddThis Social Bookmark Button

Her 5 erkekten biri bu sorunu yaşıyor!

28 Haziran 2010 admin Kategori: Erkek Sağlığı | Yorum yok »

Türk Androloji Derneği erkeklerin cinsel sağlığını araştırdı. Araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı.

Türkiye’de erkek cinsel sağlığına ilişkin erken boşalma sıklığı hakkında epidemiyolojik araştırmaya göre her 5 erkekten 1′inin erken boşalma yaşadığı, ancak yüzde 10′unun hekime başvurduğu belirlendi.

Araştırmaya göre erken boşalma sorunu yüzde 25 ile en çok Doğu Anadolu’da, yüzde 10 ile en az Güneydoğu Anadolu’da yaşanıyor.

Araştırma, Türkiye’de erkeklerdeki erken boşalma sıklığının yüzde 20 olduğunu ve sorunun ilerleyen yaş, kronik hastalık varlığı, düşük gelir ve eğitim düzeyi, artan çocuk sayısı ve işsizlik ile doğru orantılı olarak arttığını ortaya koydu.

Türk Androloji Derneği (TAD) tarafından toplam 2 bin 593 çift ile Türkiye’nin tüm sekiz coğrafi bölgesinde yapılan araştırma, Türkiye ve Avrupa’da bu boyutta yapılmış ilk araştırma özelliğini taşıyor .

Çalışmaya, İstanbul, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, İzmir, Aydın, Antalya, Konya, Ankara, Kırıkkale, Adana, Gaziantep, Antakya, Malatya, Diyarbakır, Erzurum, Trabzon illerinin dahil olduğu araştırmaya, yaş ortalaması kadınlarda 38, erkeklerde ise 41 olan çiftler katıldı. Araştırmaya katılan çiftlerin yüzde 25′i 10-20 yıllık evli çiftlerden oluştu.

KADINLARIN YÜZDE 20′Sİ BU DURUMDAN ŞİKAYETÇİ

Araştırma sonucuna göre, katılımcı erkeklerin erkeklerin yüzde 20′si erken boşalma sorunu yaşarken, kadınların yüzde 10′u da bu durumdan şikayetçi.

Araştırmaya katılan erkeklerin tıbbi durumları incelendiğinde, yüzde 13′ünün yüksek tansiyon hastası, yüzde 7′si kalp ve damar rahatsızlıklarına sahip, yüzde 7′si ise şeker hastası.

Erkeklerin yüzde 47′si cinsel ilişki sırasında 3 ila 7 dakika içinde boşaldığını bildirirken, yüzde 24′ü 2 dakika ve üzerinde, yüzde 22′si 7 dakika ve üzerinde, yüzde 11′i ise 1 dakika civarında boşaldığını kaydediyor.

Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 20′si boşalma süresini kısa buluyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 9.5′i ise eşleri normal sürede boşaldığını düşünürken, kendileri eşlerinin boşalma süresini kısa buluyor.

HEKİME BAŞVURU ORANLARI DÜŞÜK

Erken boşalma şikayeti olan erkeklerin yüzde 66′sı henüz doktora başvurmadığını belirtirken, yüzde 33′ü doktora başvurmayı düşündüğünü, yüzde 10′u ise başvurduğunu bildiriyor. 20-40 yaşları arasında yüzde 14-15 seviyelerinde görülen erken boşalma vakaları, 40-60 yaş aralığında yüzde 20-22′ye, 60 yaşından sonra ise yüzde 50-60 seviyelerine çıkıyor.

EN ÇOK ERKEN BOŞALMA DOĞU’DA

Erken boşalma yüzde 25 ile en çok Doğu Anadolu’da görülüyor. Bunu sırasıyla yüzde 24 ile Karadeniz ve yüzde 23 ile Ege bölgeleri izliyor. Marmara Bölgesi’nde yüzde 20 çıkan oran, İç Anadolu’da yüzde 18, Akdeniz’de yüzde 17 ve Güneydoğu Anadolu’da yüzde 10 görülüyor.

Uzmanlar, halkın hekime başvurduğunda sorundan kolaylıkla kurtulabileceğini bilmediğini, ayrıca toplumsal olarak ”utanma” duygusu ile hekime gitmekten kaçınabildiklerini, bunların önüne geçebilmek için bilinçlendirme çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Erken boşalma sorununun, tedavi edilmediği takdirde iş ve sosyal yaşamda başarısızlık, mutsuzluk ve yetersizlik hissi, stres ve baskı hissetme gibi problemlere yol açabileceğini ifade eden uzmanlar, bu sorunun aile yaşantısının bozulmasına kadar gidebileceği uyarısında bulundu.

AddThis Social Bookmark Button

Kelliğin çözümü için 4 saat yetiyor

12 Nisan 2010 admin Kategori: Erkek Sağlığı | Yorum yok »

Erkeklerin en büyük sorunlarından biri olan kellik artık kader değil. 4 saatte bu sorundan kurtulmak mümkün

 

Özellikle erkeklerin en büyük sorunlarından biri olan kellik artık kader değil. Yeni yöntemlerle kellik sorunundan 4 saatte kurtulmak mümkün.

Bazen genetik sorunlar bazen de saçın yapısı nedeniyle özellikle erkeklerde bir yaştan sonra dökülmeye başlayan saçlar kelliği de beraberinde getiriyor. Kimine göre seksi olarak kabul edilse de birçok erkek ve kadın kelliğin bir sorun olduğunu düşünüyor. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Duman, Hürriyet gazetesinden Nilgün Yıldız’ın sorularını cevapladı.

Saç ekimini herkes yapamaz

Saç ekimi Türkiye’de nerelerde yapılabiliyor?

Ülkemizde ne yazık ki her yerde bu işlem uygulanabiliyor. Yasal olarak plastik cerrahi uzmanı veya dermatoloji uzmanı kontrol ve eşliğinde yapılması gereken bu operasyon, başka branş hekimleri ve pratisyen hekimler eşliğinde yapıldığı gibi hiç bir hekimin kontrolü olmaksızın da uygulanıyor.

Saç ekimi öncesinde dikkat edilmesi gereken en önemli unsur bu operasyonun bir plastik cerrah veya dermatoloji uzmanı kontrolünde yapılıyor olmasıdır. Saç ekimi yapılan ortamın sadece bu iş için hazırlanmış bir alan olması ve steril olmasına önem verilmesi gerekmektedir. Kullanılan cihazların yeni ve uygun olması gerekmektedir. Tecrübe ve teknik bilgi beceri de saç ekim ekibinde aranılması gereken özelliklerdir.

Saç ekimi uygulaması kimlere yapılır?

Saç ekimi, erkek tipi saç dökülmesi olan tüm hastalara uygulanabilir. Erkek tipi saç dökülmesi genetik olarak buna yatkın bireylerde erkeklik hormonunun etkisi ile gelişir. Saç folikülü etrafında saçı üreten hücreler, zaman içinde bu hormonun etkisiyle ölürler. Böylece saç, önce incelir, ardından uzamamaya başlar ve en sonunda tamamen dökülür. Bu durumdaki hastalarda saç ekimi en kesin ve kalıcı tedavi şeklidir. Ayrıca saçlı deride kaza ve travma sonrası yanık izi kalmış bireylere de, o bölgede kan dolaşımı olup olmadığının kontrolünün ardından saç nakli uygulanabilmektedir.

Saç yoğunluğu yüzde 50′nin altında düşerse dikkat!

Saç ekimi için belirli bir yaş sınırlaması var mıdır?

İşlem için yaştan çok dökülmenin şekli belirleyicidir. Çıplak gözle bakıldığında deri görülür hale geldiyse o bölgedeki saç yoğunluğu normal yoğunluğun yüzde 50′sinin altına düşmüş demektir. Bu durumda hastaya uygulanacak en etkili tedavi, saç ekimiyle olabilir. Sonuç olarak saç ekimi için belirli bir yaş sınırı yoktur.

Bu tedavide yaş faktörünün önemi neden ileri gelir?

Ekim işleminde yaşın belirleyici olduğu en önemli faktör, saç dökülmesinin bitip bitmemiş olmasıdır. Erkek tipi saç dökülmesi, hayat boyu süren bir olay olmasının yanı sıra 39-40 yaşından sonra dökülme hızı yavaşlar. Dolayısıyla bu yaşların altındaki hastalarda ekim yapıldığında saç dökülmesinin devam edebileceği ve hastanın daha sonra 2′inci veya 3′üncü seanslara ihtiyaç duyabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

İki ayrı yöntem var

Kaç tür saç ekim yöntemi vardır?

FUT (Follikuler Unite Transplantasyonu) ve FUE (Follikuler Unite Ekstraksiyonu) olmak üzere iki ayrı yöntem vardır. FUE yöntemi şu anda en sık kullanılan ve en popüler olan saç ekim yöntemidir.

FUT yönteminde başın arka bölgesinden alınan 3cm genişliğinde bir saç şeridinden hazırlanan kıl kökleri tek tek önceden tasarlanan alana ekilir.

FUE yönteminde ise iki kulak arasındaki bölgeden tek tek bir mikro cihaz yardımı ile alınan kıl kökleri yine özel ekipmanlar yardımı ile tespit edilen saçsız bölgelere ekilir.

Saç ekimi ne kadar sürer?

Saç ekimi 4 ila 8 saat kadar sürer. Süre kişinin saç açıklığının büyüklüğüne ve saç köklerinin yapısına göre uzayabilmektedir.

Hasta ne kadar zamanda yeni saçlarına kavuşur?

Operasyon sonrasında ekim alanında kırmızı kabuklanmalar görülür. Hasta ekim sonrası üçüncü gün başlamak suretiyle günde bir kez başını yıkayarak bu kabuklanmayı önler. 7-10 gün içinde kabuklar tamamen dökülür ve ekim alanı iyileşir. Bu kabuklarla beraber ekim yapılan saçlar da dökülür. Böylece 15 gün ila 1 ay içinde hasta ekim öncesi görünümüne döner. Daha sonra 2-3 ay kadar görünümünde bir değişiklik olmaz. Yeni saçlar 2-3 ay sonra yavaş yavaş çıkmaya başlar. Hastada değişim en çok 5 ve 6′ncı aylarda görülür. Daha sonraki dönemde her ay yüzde 10′luk bir artış olur ve ekilen saçların yüzde 90′ı ekim sonrası 9′uncu ayda ortaya çıkar. Kalan yüzde 10′u da 1 yıla kadar çıkmaya devam eder. Tüm ekimin sonucu 1 yılda alınmış olur.

Saç ekimi birden fazla uygulanabilecek bir işlem midir?

Saç ekimi, ekim yapılan alanın büyüklüğüne ve hastanın saç dökülmesinin devam edip etmemesine göre birden çok seans yapılabilir. Seanslar arası yine hastanın saç uzama süresine göre ayarlanmalıdır.

Kadınlara da saç ekilebilir

Ekilen saçlar özel bakım gerektirir mi?

Kesinlikle özel bakım gerektirmez. Bugüne kadar saçlarınıza yaptığınız her işlemi güvenle uygulayabilirsiniz.(Kestirme, yıkama, şekil verme, boya, jöle vs.)

Ekilen saçların ömrü ne kadardır?

İki kulak arasındaki bölgede bulunan saç kökleri genetik olarak dökülmemeye şifrelenmiştir. Yaşam boyu saç üretirler. Bu kökler nakledildikleri yerde kendi gen özelliklerini taşıyacaklarından dolayı sizinle birlikte ömür boyu yaşayacaklardır.

Saçları korumak için ne yapmak gerekir?

Saçın ihtiyacı olan bütün vitamin, mineral gibi maddelerin karışımından elde edilen bir sıvıyı saç köklerinin bulunduğu alana enjekte ederek yapılan mezoterapi işlemiyle saç dökülmesi durdurulabilir.

Gelecekte saç ekiminin yerini alabilecek ve hastaya daha doğal bir görünüm kazandırabilecek seçenekler olacak mı?

Şu anda erkek tipi saç dökülmesindeki en etkili tedavi şekli saç ekimidir. Halen saç klonlaması üzerine çalışmalar devam etmekle birlikte henüz elde edilen bir sonuç yoktur. Eğer bu başarılırsa saçlı deriden alınacak birkaç saç folikülü, laboratuar ortamında çoğaltılarak kısıtlama olmaksızın saçsız alana ekim yapmak mümkün olabilecektir.

Saç ekimi kadınlarda da uygulanabilir mi?

Kesinlikle uygulanabilir. Sonuçlar son derece yüz güldürücüdür.

 PR: wait…  I: wait…  L: wait…  LD: wait…  I: wait… wait…  Traffic: wait…  C: wait…
AddThis Social Bookmark Button

Erkekte doğum kontrolü cinselliğe…

04 Kasım 2008 admin Kategori: Erkek Sağlığı | Yorum yok »

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi Başkanı ve Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Yılmaz, erkeklerde doğum kontrolü yöntemi olan vazektominin çocuk istemeyen çiftler için çok etkili bir yöntem olduğunu belirterek “Erkekte tüplerin bağlanması hem doğum kontrolü yöntemi olarak faydalıdır, hem de cinselliğin kalitesini artırır” dedi ve ekledi:

Erkeklerde daha kolay

Doğum kontrol yöntemlerini sayarken genellikle kadının uygulayacağı yöntemler bilinir. Oysa erkeğin tüplerinin bağlanması çok etkili bir doğum kontrol yöntemidir. Erkeklerde doğum kontrolü, kadınlardakinden daha da kolaydır. Erkeklerde tüplerin bağlanması diğer yöntemlere göre çok avantajlı. Örneğin uzun süre ilaç kullanmayı gerektirmiyor. Ya da kadınlarda tüplerin bağlanması genel anestezi gerektirdiği halde erkeklerde lokal anestezi kullanılıyor…
Erkeklerde doğum kontrolü cerrahi olarak çok basit bir işlemdir. Öncelikle lokal anestezi ile yaptığımız için hasta için sonrasında sorunlar oluşmuyor. İşlem sırasında sperm kanallarının bulunduğu bölgeyi uyuşturuyoruz. Daha sonra küçücük bir kesi ile o kanalları çıkartıp bağlayıp aradan küçük bir parça çıkartıyoruz. Hasta sabah gelirse öğleden sonra günlük hayatına devam edebiliyor. Sadece 2-3 gün ağır iş yapmasını istemiyoruz…

Avrupa’da çok yaygın..

Avrupa’da ve Amerika’da çok yaygın olan tüp bağlanması işlemini ülkemizde genellikle 2-3 çocuk sahibi olan 40 yaşın üstündeki erkekler tercih ediyor. Ancak ne yazık ki bu yöntem toplumumuzda çok bilinmiyor. Cinsel fonksiyonu olumsuz etkileyeceği sanılıyor.  Böyle bir şey söz konusu değil. Sadece çiftler artık çocuk sahibi olmak istemiyor, bu riski ortadan kaldırmak istiyorlarsa bu yöntem gayet sağlıklı bir şekilde uygulanır. Aksine, işlem cinsellikte faydalı olabilir. Çünkü prezervatif veya geri çekme yöntemi kullanan çiftlerin o sıradaki gerginlikleri olmayacağı için cinsellik de olumlu etkilenir. Tüplerin bağlatılması operasyonu çok basit bir işlemdir. Ancak çok dikkatli ellerde ve hijyenik bir ortamda yapılması gerekir.
İşlemi yaptırmaya karar verirken bu işin sıklıkla yapıldığı yerler tercih edilmeli. Çünkü enfeksiyon riski çok önemli. Buna dikkat etmeli”

AddThis Social Bookmark Button