<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>İnsan ve Sağlık - Önce Sağlık</title>
	<link>http://www.insanvesaglik.com</link>
	<description>sağlık, cinsellik, cinsel sorunlar, bebek sağlığı, kadın sağlığı</description>
	<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 12:37:03 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Aşk bir hastalık mı?</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/ask-bir-hastalik-mi</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/ask-bir-hastalik-mi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 12:37:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[aşk hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/ask-bir-hastalik-mi</guid>
		<description><![CDATA[ Aşk, yaşanabilecek en karmaşık ve iz bırakan duygu durumlarından  birisidir.
İSTANBUL  - Bayramlar, doğum günleri ve  yıldönümlerinden sonra modern pazarlama tekniklerinin yaşamımıza kattığı  vazgeçilmez kutlamalardan biri de “Sevgililer Günü”, diğer adıyla  St.Valentine Günü”. Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi  Dr. Sabri Derman, romantik aşkın bir hastalık olmadığını; yakın  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Aşk, yaşanabilecek en karmaşık ve iz bırakan duygu durumlarından  birisidir.</h3>
<p><span class="textBodyBlack">İSTANBUL  - Bayramlar, doğum günleri ve  yıldönümlerinden sonra modern pazarlama tekniklerinin yaşamımıza kattığı  vazgeçilmez kutlamalardan biri de “Sevgililer Günü”, diğer adıyla  St.Valentine Günü”. Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi  Dr. Sabri Derman, romantik aşkın bir hastalık olmadığını; yakın  çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde, sosyal  farkındalığımızın artmasında, varlığı ve yokluğu ruhumuzun balansını en  derinden bozan öğe olan aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı  bir rol oynadığını belirtiyor.</span></p>
<p>Nasıl evlilik yıldönümleri beraber geçmiş ve geçmemiş zamanların yeniden  değerlendirilmesine, yılbaşları daha çok iş ve sosyal yaşamımızın  gözden geçirilmesine, doğum günleri yaptıklarımızla yapacaklarımız  hakkındaki perspektif ayarlamalarına vesile oluyorlarsa “Sevgililer  Günü” de, sevdiklerimizi ve sevemediklerimizi düşünmemize yol açıyor.  Psikolojik anlamda bu özelleştirilmiş günler, bizim kendimiz ve yakın  çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde, sosyal  farkındalığımızın artmasında, çiçek, çikolata, yemek, tiyatro, mum,  hafif müzik, tütsü, kırmızı iç çamaşırı gibi rutinlere ilaveten, varlığı  ve yokluğu ruhumuzun balansını en derinden bozan öge olan aşk  hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynuyor.</p>
<p>Son  yıllarda dinamik görüntüleme tekniklerinin yardımıyla sadece beyin  yapılarının değil, işlevlerinin de renkli resimler ve kliplerle  belirlenebilmesi, iki kulağımızın arasındaki 1.350 gramlık et parçasının  fiziksel olduğu kadar duygusal alanda da ne denli olağanüstü karmaşık  bir yapıda olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor.</p>
<p>“Aşka dair”  konularda sürpriz sayılacak gelişmelerden bazıları, kadın beyninin  gerçekten daha küçük olmakla beraber en az erkek beyni kadar mükemmel  olduğunun bunu da gramajdan kaybettiğini “verimli çalışmayla”  dengelediğinin gösterilmesi, anatomik yapı olarak, sinir hücresi  yoğunlukları, sinirlerarası kimyasal ileticilerin cins ve  miktarlarındaki dağılım farklılıkları ve nihayet bilgiyi alma, işleme,  depolama ve geri-çağırma konularındaki işlevsel farklılıklar  gösterilebilir. Kadınlarla erkeklerin beyni hem yapısal hem işlevsel  olarak farklılıklar gösteriyorlar çünkü bazı farklar onların biyolojik  olarak üstlendikleri görevleri daha iyi yerine getirmelerini sağlıyor.</p>
<p>İnsanların  aşık olacakları ve/veya eş seçecekleri insan hakkında beyinlerinde  taşıdıkları şablonların 2 ile 8 yaşlar arasında oluştuğu düşünülüyor. Bu  özellikler sadece yakınlarında olan anne, baba, kardeş, bakıcı, akraba,  öğretmen, arkadaşlar tarafından değil, sinema, TV, dergi vb.  kaynaklarda rastladıkları ve etkilendikleri sanal kişilerle de  belirleniyor. Beynin derinliklerinde birçok farklı alanda depolanan bu  sevgili/eş resmine uygun bir kişiye rastlayınca, şimdi beyinde romantik  aşk dediğimiz bir “kimyasal heyelan” ortaya çıkıyor. Basit bir  tetiklenme değil bu! İlk etkileri saniyeler, dakikalar içinde (yıldırım  aşkı), daha karmaşık etkileri günler, haftalar içinde beliriyor ve  beynimizde - zorlama bir ayırım yaparsak bir çok farklı duygusal ve  bedensel olayı harekete geçiriyor. Bunların en önemlileri, otonomik  sistemimizi canlandıran dopamin ve noradrenalin salgılarının artması.  Testosteron hormonunun artmasıyla artan sex dürtüsünün aksine bunlar,  bedensel ve duygusal bir ödüle ulaşma konusunda beynin ve vücudun hedefe  kilitlenmesini ve ona ulaşmak için biyolojik anlamda “gaza basmasını”  sağlıyor. Kalp atışları hızlanıyor, ateş basmaları, terlemeler oluyor,  iştah azalıyor, sevgili dışında herşey ve herkes giderek önem ve açıklık  kazanıyor. Konsantrasyon saplantıya varacak düzeylere çıkıyor, uyku  kaçıyor, aşık olunan dünyanın en akıllı, güzel, sevimli, iyi huylu  bulunmaz hazinesi haline getirilirken bütün olumsuz özellikler beyin  tarafından filtreleniyor, çarpıtılıyor ve bastırılıyor. Bu süreç içinde  aşık olunana ulaşamama, sadece ulaşma dürtülerini daha da arttırmaya,  yanmaya tutuşmaya sebep oluyor. Tahmin edileceği gibi, biyolojik bir  sistemin yemeden içmeden uyumadan kısıp metabolizmasını ve beyin  faaliyetlerini tek bir kişide yoğunlaştırması uzun süreli olamaz. Bu  noktada iki olasılık var: Birincisi sevgiliye ulaşmak, birlikte olmak,  birlikteliği sürdürmek ve bunun sonucu “motorun turunu düşürmek”  ikincisi, ilgiyi hastalıklı bir saplantı haline getirmek, yıkıcı ve  zarar verici fikirleri giderek arttırmak ve sonunda sevgiliye ve kişiye  zarar verecek akıl hastalığı düzeyine vardırmak. Cinayetler, intaharlar,  yakmalar, yıkmalar bu aşama ortaya çıkan çaresizliklerin olumlu yoldan  çözümlenememsi halidir. Eğer sevgiliye ulaşılırsa beyinde farklı  hormonlar, oksitosin ve vazopressin gibi kimyasallar, çiftin “aşkın  ateşinden” çıkıp, zamanla “oda ısısında” bir sevgiye, güvene  ulaşmalarına , karşılıklı saygı ve bağlılığa ulaşmış bir çift olarak çok  uzun yıllar beraber olmalarını sağlıyor. Bütün bu anlattıklarım hem  insanlardaki laboratuvar testleriyle, hem de hayvanlar aleminde yaşayan  bazı tek eşli hayvanlarda yapılan deneysel yöntemlerle ortaya konmuş  bulunuyor.</p>
<p>Aşk konusundaki anlaşılmazlığın temelinde, sanırım,  kavram kargaşası yatıyor. Seks, şehvet, arzulama, üreme dürtüsü, sosyal  statü aracı olarak seks alma ve verme, toplumsal baskınlık için elde  etme, elde tutma ve elden çıkartma gibi çok farklı duygusal durumlar  için “aşk” kelimesi kullanılıyor. Cuma akşamından Pazartesi sabahına  “aşklar” yaşanıyor, yenisi bulunana kadar seviyeli beraberliklere  giriliyor, ve bunların hiçbirisi “romantik aşkı” tarif etmiyor.</p>
<p>Aşkın  biyolojik önemi ve temel işlevi, evrim süreci içinde ortaya çıkan ve  bizi akıllı maymunların çok ötesinde yaratıklar haline dönüştüren beyin  gelişmesi ile ilgili. Bence romantik aşk olmasaydı insan neslinin  sürmesi mümkün olmazdı. Bizi nesli tükenmiş maymunsu/insansı diğer  primatlarda ayıran en kritik evrimsel sıçrama, üreme yaşına gelmiş  insanlar arasında ortaya çıkan “mucizevi” aşk duygusu ve bağlılığıdır.  Atalarımızın dört ayaktan vazgeçip ayağa kalkmasının bedeli olarak doğum  kanalının küçülüp uzamasına yol açan sürecin, bir yandan beynin büyüyüp  özelleşmesine olanak sağlarken, tam gelişmiş büyüklükte bir beyni olan  çocuğun normal yoldan doğumunun olanaksız hale gelmesi, nesil tüketecek  bir sorun yarattı: Yüzbinlerce yıl öncesinin mağra koşullarında aylarca  gebe, sonra aylarca-yıllarca aciz bir bebek bakmakla yükümlü olan bir  annenin, kendisini ve yavrusunu koruyup besleyecek bir “partner” bulmaya  ve elde tutmaya ihtiyacı var! Bu ikilinin, bizim şimdiki babalık  kavramı ve bilgilerinin olmadığı bir çağda, seks, şehvet, sosyal  üstünlük kanıtlama gibi katma getirileri olmadan birbirine ve yeni doğan  bebeğe yıllarca (yaklaşık 3 yıl kadar) “karşılıksız” bakmaları ancak  son derece güçlü ve özverili bir duygusal ilişkiyle olur. Bu ilişkiyi  yönlendiren duygular ve bunları yöneten fizyolojik sistemler, tıpkı  gebelik, doğum, erkenlik, menapoz gibi doğal yaşamın doğal süreçlerinden  biri olan Aşk’tır. Ne hastalıktır, ne anormallik. Her insanda biraz  farklı ortaya çıkan ve gelişen bir insanlık halidir. Son 8-10 senede  evrimsel gerekliliğinden uzaklaşıp daha çok duygu zenginlikleriyle  bezenmiş olsa da, aşk yaşanabilecek en karmaşık ve iz bırakan duygu  durumlarundan birisidir. Üstelik bu haliyle aşk, üreme fizyolojisinin ve  neslin sürdürülme dürtülerinin çok üstünde farklı bir düzeye çıkmıştır  önbeynimizin gelişmesi sayesinde. Üstelik duygu ağırlığı üstün bu  tutkular, sevenler arasındaki cinsiyet, yaş, sosyal statü, ırk, din gibi  farklılıkların da üstesinden gelebilecek bir güce ulaşmıştır.  Montaigne’nin dediği gibi “Her insanda insanlığın her hali vardır”, bu  nedenle de insan sayısı kadar çeşitli aşk vardır, her aşk eşsizdir,  kendi içinde herbirisi güzel ve saygıdeğerdir. Marifet yargıcı olmadan  bu duyguyu dürüstce ve alabildiğine yaşamak, değerini bilmek ve anısına  saygı gösterebilmektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/ask-bir-hastalik-mi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Örgü örmek bunamayı geciktiriyor</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/orgu-ormek-bunamayi-geciktiriyor</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/orgu-ormek-bunamayi-geciktiriyor#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 12:35:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/orgu-ormek-bunamayi-geciktiriyor</guid>
		<description><![CDATA[
ABD’de yapılan bir  araştırma, örgü örmek, kitap okumak gibi hobilerin bunamayı  geciktirebileceğini ortaya koydu. Televizyon seyretmek ise hafıza  kaybına neden oluyor&#8230;
&#160;

ANKARA  - BBC’nin internet sitesindeki  habere göre Minnesota’daki Mayo Clinic hastanesinden araştırmacılar,  hobilerin bunama başlangıcını geciktirdiğini, ancak televizyon  karşısında vakit geçirmenin hafıza kaybı gibi sorunlar yarattığını  belirledi.
 Araştırmada, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4>
<p class="deckStory" style="margin-top: 20px">ABD’de yapılan bir  araştırma, örgü örmek, kitap okumak gibi hobilerin bunamayı  geciktirebileceğini ortaya koydu. Televizyon seyretmek ise hafıza  kaybına neden oluyor&#8230;</p>
<p class="deckStory" style="margin-top: 20px">&nbsp;</p>
</h4>
<h4><span class="textBodyBlack">ANKARA  - BBC’nin internet sitesindeki  habere göre Minnesota’daki Mayo Clinic hastanesinden araştırmacılar,  hobilerin bunama başlangıcını geciktirdiğini, ancak televizyon  karşısında vakit geçirmenin hafıza kaybı gibi sorunlar yarattığını  belirledi.</span></h4>
<h4> Araştırmada, 70 ila 89 yaşlarında, hatırlama sorunu yaşayan yaklaşık 200  kişi, bu sorunu yaşamayan bir grupla karşılaştırıldı. Araştırmacılar,  katılımcılara son bir yıl içinde günlük faaliyetleri ve 50 ile 65 yaş  arasında zihinsel olarak ne kadar aktif oldukları hakkında sorular  sordu.Orta yaşta okuyan, oyun oynayan veya dikiş dikmek, örgü  örmek gibi el sanatı ile uğraşanlarda hafıza kaybı riskinin yüzde 40  oranında azaldığı belirlendi. İlerleyen yaşlarda ise aynı faaliyetlerin  bu riski yüzde 30 ila yüzde 50 oranında azalttığı sonucuna varıldı.</p>
<p>Araştırmada ayrıca günde 7 saatten az televizyon seyredenlerin, ekran  karşısında daha fazla oturanlardan yüzde 50 oranında daha az hafıza  kaybına uğradığı sonucuna varıldı.</p>
<p>Alzheimer Derneği yetkilisi  Sarah Day ise gelecek 10 yılda bir milyon insanın bunama yaşayacağını,  dolayısıyla bunamayı önlemenin yollarını bulmanın çok önemli olduğuna  dikkati çekti. Day, “Beyninize egzersiz yaptırmak için yap-boz yapmak,  bulmaca çözmek, hatta yeni bir dil öğrenmek eğlenceli olabilir” diye  konuştu.</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/orgu-ormek-bunamayi-geciktiriyor/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Erkekler alın çizgileri</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/erkekler-alin-cizgileri</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/erkekler-alin-cizgileri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 12:32:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[botoks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/erkekler-alin-cizgileri</guid>
		<description><![CDATA[Erkekler alın çizgilerine botoks yaptırıyor

Özellikle  kadınların kırışıklık tedavisi için tercih ettikleri botoks, artık  erkeklerin de tercihi. Erkekler botoksu en çok alın çizgilerini yok  etmek için yaptırıyor.
 İSTANBUL  - Dünyada 20 yıldır uygulanan,  Türkiye’de ise 1994 yılından beri kullanılmaya başlanan botoksun,  kırışıklıklar ortaya çıkmadan yapılmaya başlanması büyük önem taşıyor.

Ankara Üniversitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5>Erkekler alın çizgilerine botoks yaptırıyor</h5>
<h4>
<p class="deckStory" style="margin-top: 12px">Özellikle  kadınların kırışıklık tedavisi için tercih ettikleri botoks, artık  erkeklerin de tercihi. Erkekler botoksu en çok alın çizgilerini yok  etmek için yaptırıyor.</p>
<p class="deckStory" style="margin-top: 12px"> <span class="textBodyBlack">İSTANBUL  - Dünyada 20 yıldır uygulanan,  Türkiye’de ise 1994 yılından beri kullanılmaya başlanan botoksun,  kırışıklıklar ortaya çıkmadan yapılmaya başlanması büyük önem taşıyor.</span></p>
</h4>
<p class="textBodyBlack">Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Estetik,  Plastik, Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Emiroğlu,  “Kırışıklar iyice ortaya çıktıktan sonra botoks uygulaması  yaptırmaktansa, ortaya çıkmaya başladıktan sonra yapılması en doğru  uygulamadır” dedi. Emiroğlu, botoks işleminin ileriye dönük olarak  kırışıkların oluşmasını engellemek için 6 ayda bir mutlaka yapılması  gerektiğini, böylece giderek verilen botoks miktarının da azalacağını  dile getirdi.</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>     BİRBİRİNE BENZER YÜZLERİN OLMAMASI İÇİN</strong></font><br />
Botoks  uygulamasının estetik dışında da her yerde kullandığına dikkati çeken  Emiroğlu, şunları kaydetti:<br />
“Doz ayarlaması mutlaka ehil ellerde  yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz yıl bir genelge yayımladı.  Plastik cerrahlar ve dermatologların dışında kimsenin botoks yapmaması  gerektiği belirtildi. Kuaför ya da güzellik salonlarında yapılan botoks,  doz ayarlaması yapılmadan bilinçsizce uygulanıyor. Bunun sonucunda da  kaslar ölüyor ve birbirine benzeyen, donuk adeta maske şeklinde yüzler  ortaya çıkıyor. Yüzün asimetrisi bozuluyor. Gereğinden fazla  kullanıldığında adale felç oluyor. Böylece mimik kalmıyor, hep birbirine  benzer yüzler ortaya çıkıyor.”</p>
<table style="padding: 5px 0pt" width="1%" align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tr>
<td><img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/300488.jpg" vspace="0" width="460" align="absbottom" border="0" height="180" hspace="0" /></td>
</tr>
<tr>
<td><span class="credit" style="margin-bottom: 5px"></span></td>
</tr>
</table>
<p><font size="2"><br />
<font face="Verdana" size="2"><strong>     EN ÇOK BANKACI VE DOKTORLAR TERCİH EDİYOR</strong></font><br />
Günümüzde  botoks uygulamasının erkekler arasında da giderek yaygınlaştığına  işaret eden Emiroğlu, özellikle bankacı ve doktorların botoksu çok sık  tercih ettiğini dile getirdi. Prof. Dr. Murat Emiroğlu, şunları söyledi:<br />
“Erkekler  artık çok sık botoksu tercih ediyor. Özellikle yüz yüze iş yapan  erkekler botoksu kullanıyor. Erkekler daha çok alın çizgisi ve kaz ayağı  için bize geliyor. Özellikle 35-50 yaş arası erkekler botoks  yaptırıyor. Botoks 10-15 dakikalık bir işlem. Bu yüzden de çok tercih  ediliyor. Kadınlar ise en çok alın ve göz çevresi için botoks  yaptırıyor. Yanaklardaki düşmeler içinse daha çok dolgu tercih  ediliyor.” </font></p>
<h4>
<p class="deckStory" style="margin-top: 12px">&nbsp;</p>
</h4>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/erkekler-alin-cizgileri/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Menisküs yırtığı</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/meniskus-yirtigi</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/meniskus-yirtigi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 12:28:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ayak Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/meniskus-yirtigi</guid>
		<description><![CDATA[Menisküs yırtığı nedir?
Menisküs, sadece  sporcularda değil, dizini herhangi bir şekilde zorlamış herkeste  görülebilir. Menisküs yırtığı dizde ağrı, kilitlenme, hareket  kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlere neden olur.
Menisküsler diz içinde uyluk ve kaval kemiklerinin eklem yüzeyleri  arasında bulunan kıkırdak yapıda C- ve O- şeklinde yastıkçıklardır.  Çeşitli yöndeki kuvvetlerin etkisi altında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Menisküs yırtığı nedir?</p>
<p class="deckStory" style="margin-top: 20px">Menisküs, sadece  sporcularda değil, dizini herhangi bir şekilde zorlamış herkeste  görülebilir. Menisküs yırtığı dizde ağrı, kilitlenme, hareket  kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli şikayetlere neden olur.</p>
<p class="deckStory" style="margin-top: 20px">Menisküsler diz içinde uyluk ve kaval kemiklerinin eklem yüzeyleri  arasında bulunan kıkırdak yapıda C- ve O- şeklinde yastıkçıklardır.  Çeşitli yöndeki kuvvetlerin etkisi altında menisküsler yırtılabilir.  Sanılanın aksine sadece sporcularda değil dizini herhangi bir şekilde  zorlamış olan herkeste görülebilir. Örneğin sürekli diz çöküp kalkan  kişilerde&#8230; Bu yırtıklar bazen yaşlanma veya yapısal bozukluklar  sonucunda kendiliğinden de gelişebilir.<br />
Menisküsler kıkırdak  yapısında oldukları için iç kısımları kan damarlarından yoksundurlar. Bu  nedenle bu bölgede oluşan yırtıklar iyileşmezler. Yırtığın olması dizde  ağrı, kilitlenme, hareket kısıtlılığı ve sıvı toplanması gibi çeşitli  şikayetlerin oluşmasına neden olur. Uzun dönemde ise bu yırtığın kalması  dizin kendi içinde bozulmaya yol açar. Diz içinde ilerleyici hasarın  önlenmesi için menisküsün yırtık bölgeleri alınarak temizlenmelidir.  Menisküslerin dış kısımlarındaki yırtıklar ise dikilerek tedavi  edilebilir.</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>     ARTROSKOPİK BAĞ TAMİRİ NEDİR?</strong></font><br />
Dizin içinde  bulunan ön çapraz ve arka çapraz bağlar hareketler sırasında uyluk ve  kaval kemiklerinin birbirinden ayrılmasını engellerler. Özellikle spor  yapan kişilerde sıklıkla ön çapraz bağ ve daha az sıklıkla arka çapraz  bağ yırtılarak kopabilmektedir. Diz bağ tamiri, yırtılmış olan ön ve  arka çapraz bağın yerine kadavradan alınan bir doku, kişinin kendisinden  alınan bir doku veya sentetik bir materyal ile yeniden  oluşturulmasıdır. Yırtılmış olan bağın cerrahi olarak dikilerek tamir  edilmesi mümkün olmadığı için yenisi oluşturulmaktadır. Yeni oluşturulan  bağ kemiklere özel vidalar veya kancalar yardımı ile tutturulmaktadır.</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>     ARTROSKOPİNİN AVANTAJLARI NELERDİR?</strong></font><br />
Sadece iki  veya üç delikten yapılan, bu sayede dizi keserek açmaya gerek olmayan  bir ameliyattır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" alt="*" vspace="1" width="7" border="0" height="7" hspace="1" /> İstenirse lokal  olarak yapılabildiği için hasta da dizinin içinin görüntüsünü doktoru  ile birlikte TV ekranından izleyebilir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" alt="*" vspace="1" width="7" border="0" height="7" hspace="1" /> Ameliyat kesisi  çok az olduğu için yara iyileşmesi kolaydır, pansuman ihtiyacı çok  azdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" alt="*" vspace="1" width="7" border="0" height="7" hspace="1" /> Hastane kalış  süresi çok kısadır. Eski yöntemlerle 3-4 gün hastanede yatmak gerekirken  artroskopi sayesinde hasta aynı gün veya ertesi taburcu olabilir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" alt="*" vspace="1" width="7" border="0" height="7" hspace="1" /> Hasta ertesi gün  yürüyebilir.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" alt="*" vspace="1" width="7" border="0" height="7" hspace="1" /> Hasta çok kısa  içerisinde işine dönebildiği için işgücü en azdır.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" alt="*" vspace="1" width="7" border="0" height="7" hspace="1" /> Ameliyat sonrası  eklemlerde hareket kısıtlılığı gelişme ihtimali daha düşüktür.<br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" alt="*" vspace="1" width="7" border="0" height="7" hspace="1" /> İşgücü kaybının  az olması, hastanede yatış süresinin kısa olması, fizik tedavi  ihtiyacının minimum olması, ameliyat sonrasında az ilaç kullanılması  gözönüne alındığında son derece ekonomik ve hasta açısından konforlu bir  ameliyattır.</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>     ARTROSKOPİ SADECE DİZ EKLEMİNDE Mİ KULLANILMAKTADIR?</strong></font><br />
<strong>Hayır.</strong>  Diz eklemi artroskopinin en çok uygulandığı eklem olmasına rağmen diğer  eklemlerde de artroskopi tanısal ve cerrahi olarak başarıyla  uygulanabilmektedir.<br />
<strong>Omuz ekleminde</strong> tekrarlayan çıkıkların,  eklem çevresindeki kas ve kapsül sıkışmalarının, eklem çevresindeki  bursaların (eklem hareketini kolaylaştıran içi sıvı dolu keseler)  mikropsuz iltihaplanmalarının ve donmuş omuz hastalığının tedavisi  artroskopik olarak yapılabilmektedir.<br />
<strong>Dirsek ve el bileğinde</strong>  eklem içi bağların hastalıkları, hareket kısıtlılıklarının tedavileri ve  eklem içi serbest kemik ve kıkırdak parçalarının çıkartılması da  artroskopik olarak yapılabilmektedir.<br />
<strong>Kalça ekleminin</strong>  hastalıkları uzun süren ve tedaviye çok zor cevap veren sorunlara yol  açabilir. Özellikle kalça ekleminden kaynaklanan hastalıkların tanısı ve  tedavisi açık yöntemlerle yapıldığında hasta için uzun süreli nekahat  dönemlerinin gerekmesine neden olabilmektedir. Son yıllarda kalça  artroskopisi ile kalça içine kolayca ulaşılmakta ve labrum (eklemin  kenarlarını kaplayan kıkırdak ) yırtıklarının tedavisi  yapılabilmektedir.<br />
<strong>Ayak bileği ekleminin</strong> kıkırdak  hastalıkları ve bağ sıkışmaları artroskopi ile tedavi edilebilmektedir. <img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/165010.jpg" vspace="3" align="absbottom" border="0" hspace="1" /></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>     DİZ EKLEMİNDE ARTROSKOPİNİN YAPILIŞININ ŞEMATİK GÖRÜNÜMÜ</strong></font><br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/165011.jpg" vspace="3" align="absbottom" border="0" hspace="1" /><br />
<img src="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/165012.jpg" vspace="3" align="absbottom" border="0" hspace="1" /></p>
<p class="deckStory" style="margin-top: 20px">Ntvmsnbc</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/meniskus-yirtigi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Günün hangi saati güneşlenmelisiniz?</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/gunun-hangi-saati-guneslenmelisiniz</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/gunun-hangi-saati-guneslenmelisiniz#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 02:05:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/gunun-hangi-saati-guneslenmelisiniz</guid>
		<description><![CDATA[Güneşin zararlı ışınlarından en az derecede  etkilenmek için dışarıda kaldığınız süreye ve zamana çok dikkat  etmelisiniz.
&#160;


 Gün içinde sadece birkaç  saat  dışarıda olmanız bronzlaşmanız için yeter. İşte dışarıda olmak için en   iyi  zaman:
1. Dışarıdaki işlerinizi ya da bronzlaşma zamanınızı saat 10.00  ile 15.00 arasında olmayacak şekilde planlayın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content"><img src="http://img.internethaber.com/news/127424.jpg" width="260" align="right" height="198" />Güneşin zararlı ışınlarından en az derecede  etkilenmek için dışarıda kaldığınız süreye ve zamana çok dikkat  etmelisiniz.</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content">
<p id="news_content" class="content content_12"><span id="contextual"></p>
<p id="haberMetinDiv"> Gün içinde sadece birkaç  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8603R('click', 'saat', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8603R('over', 'saat',  event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8603R('out',  'saat', event, this);return true;" class="adsmartlinkR8603R">saat</span></span>  dışarıda olmanız bronzlaşmanız için yeter. İşte dışarıda olmak için en   <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8603R('click', 'iyi', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8603R('over', 'iyi', event, this);return  true;" onmouseout="adsClickActionR8603R('out', 'iyi', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR8603R">iyi</span></span>  zaman:</p>
<p>1. Dışarıdaki işlerinizi ya da bronzlaşma zamanınızı saat 10.00  ile 15.00 arasında olmayacak şekilde planlayın. Çünkü bu saatlerde  güneşin ultraviyole ışınları en üst seviyededir.</p>
<p>2. Cildinizin  tonuna dikkat edin. Cilt tonunuza göre, zirvede olan bronzlaşma saatleri  aynı zamanda güneş yanığının oluştuğu saattir. 10.00 ile 15.00  arasında, korunmadan çok hızlı yanabilirsiniz. Hatta bazı insanların  cildinde yarım saatten daha kısa sürede güneş yanığı olur. Bu saatlerde  güneş ışığından korunmak için giyinin ya da açıkta kalan bölgelerinizi  koruyun.</p>
<p>3. Cilt tonunuz için uygun olan güneş kremini sürün.  Bronzlaşmayı hızlandıran birçok losyon ve yağ bulunuyor. Ancak kolay  bronzlaşıyorsanız bunlara ihtiyacınız yok. Kolay bronzlaşanların en az  15 faktör güneş kremi kullanması gerekiyor.</p>
<p>4. Serin kalın. Günün  en sıcak saatleri boyunca, evinizde klima ya da vantilatör olan bir  odada bol bol soğuk içecekler içerek geçirin. Sık sık elinizi, yüzünüzü,  kollarınızı ve ayaklarınızı yıkayın. Kendinizi nemli tutmak daha hızlı  bronzlaşmanıza da yardım eder.</p>
<p>5. Her gün bronzlaşma sürenizi  düzenleyin. Yanmamak için güneşlenme sürenizi yaklaşık 1 saat ile  sınırlandırın.</p>
<p>6. Cildinizi periyodik olarak gözden geçirin. Çünkü  güneş yanığı cildinizde kanser oluşturabilir. Güneşe maruz kalmak  ayrıca erken yaşlanmanıza yol açar. Güneş bunların yanında lekelere ve  çillere de yol açabiliyor.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/gunun-hangi-saati-guneslenmelisiniz/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dondurma yedikten sonra sevişmeyin!</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/dondurma-yedikten-sonra-sevismeyin</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/dondurma-yedikten-sonra-sevismeyin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 02:04:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[kalp hastası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/dondurma-yedikten-sonra-sevismeyin</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Genel Başkanı  Cem Keçe sıcak havaların cinsel sağlığa etkilerini açıkladı
&#160;
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Genel  Başkanı Cem Keçe, &#8221;Yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek tok karnına  veya soğuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel  ilişkiye girmek sağlıklı değildir&#8221; dedi.

Keçe,   cinselliğin mevsimi olmamasına rağmen yaz aylarının gelmesiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content"><img src="http://img.internethaber.com/news/117595.jpg" width="260" align="left" height="198" />Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Genel Başkanı  Cem Keçe sıcak havaların cinsel sağlığa etkilerini açıkladı</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content"><span id="contextual"><strong>Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Genel  Başkanı Cem Keçe, &#8221;Yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek tok karnına  veya soğuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra cinsel  ilişkiye girmek sağlıklı değildir&#8221; dedi.<br />
</strong><br />
Keçe,   cinselliğin mevsimi olmamasına rağmen yaz aylarının gelmesiyle birlikte  cinsel istekte artış gözlendiğini, insanların havalar ısındıkça daha çok  seks yapmaya başladıklarını söyledi.</p>
<p>Güneş ışığının cinsellik  için önemli olduğuna dikkati çeken Keçe, &#8221;Işık kesildiği zaman mutluluk  hormonu olan &#8217;serotonin&#8217; seviyesi düşer, insanlar daha mutsuz olurlar.  Doğanın baharda yeniden canlanması gibi insanların cinsel hayatı da  baharda ve yazın canlanabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Keçe, araştırmalara göre  cinsel yaşamın mevsiminin bahar ve yaz ayları olduğunu vurgulayarak,  &#8221;Çünkü insanlar sekse çağrıyı genellikle koku ve görüntüyle yaparlar.  Yazın erotik, görsel uyarılar ön plana çıkar ve insanlar daha rahat  giyinirler, dolayısıyla cinsel isteklerde artış olabilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Aşırı  sıcak havaların cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediğine de değinen  Keçe, bu konuda da dikkatli olunması konusunda uyarılarda bulundu.</p>
<p>Keçe,  insanın temel dürtüleri olan yemek, içmek, barınmak, korunmak ve  cinselliğin bir zincirin halkaları gibi olduğunu belirterek, şunları  söyledi:</p>
<p>&#8221;<strong>Yaz sıcaklarında aşırı yemek yiyerek, tok  karnına veya soğuk içecekler içtikten ya da dondurma yedikten sonra  cinsel ilişkiye girmek sağlıklı değildir. Hazımsızlık ve soğuk  yiyecekler cinsel enerjide dengesizliğe yol açabilir. Aşırı tok karın  performans düşüklüğünden, ereksiyon sorunlarına, cinsel isteksizlikten  cinsel başarısızlığa kadar birçok cinsel soruna neden olabilir.&#8221;</strong></p>
<p>Özellikle  kalp hastası kişilerin sıcak havalarda daha dikkatli olmaları  gerektiğini vurgulayan Keçe, şöyle konuştu:</p>
<p><strong>&#8221;Özellikle  cinsel ilişki, sıcak havalarda kalbi yorarak kalp krizi riskini  artırıyor. Kalp hastalarının yaz aylarında sıcağın en üst seviyede  olduğu gündüz öğle saatlerinde sevişmemesi ve cinsel ilişkiye girmemesi  gerekir.</strong> Çünkü sıcak hava ve aşırı güneş, kalp hastalarında  efor ve kalbinin gücünde azalma gibi olumsuz etkilere yol açabilir, bu  da kişiyi zor durumda bırakabilir.&#8221;</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/dondurma-yedikten-sonra-sevismeyin/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Her 5 erkekten biri bu sorunu yaşıyor!</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/her-5-erkekten-biri-bu-sorunu-yasiyor</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/her-5-erkekten-biri-bu-sorunu-yasiyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 01:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[erkek cinsel sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[erken boşalma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/her-5-erkekten-biri-bu-sorunu-yasiyor</guid>
		<description><![CDATA[Türk Androloji Derneği erkeklerin cinsel sağlığını araştırdı.  Araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı.
Türkiye&#8217;de erkek  cinsel sağlığına ilişkin erken boşalma sıklığı hakkında epidemiyolojik  araştırmaya göre her 5 erkekten 1&#8242;inin erken boşalma yaşadığı, ancak  yüzde 10&#8242;unun hekime başvurduğu belirlendi.

Araştırmaya  göre erken boşalma sorunu yüzde 25 ile en çok Doğu Anadolu&#8217;da, yüzde 10  ile en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img.internethaber.com/news/120410.jpg" width="260" align="left" height="198" />Türk Androloji Derneği erkeklerin cinsel sağlığını araştırdı.  Araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı.</p>
<p><span id="contextual"><strong><font color="#330000">Türkiye&#8217;de erkek  cinsel sağlığına ilişkin erken boşalma sıklığı hakkında epidemiyolojik  araştırmaya göre her 5 erkekten 1&#8242;inin erken boşalma yaşadığı, ancak  yüzde 10&#8242;unun hekime başvurduğu belirlendi.</font><br />
</strong><br />
<strong>Araştırmaya  göre erken boşalma sorunu yüzde 25 ile en çok Doğu Anadolu&#8217;da, yüzde 10  ile en az Güneydoğu Anadolu&#8217;da yaşanıyor.</strong></p>
<p>Araştırma, <strong>Türkiye&#8217;de  erkeklerdeki erken boşalma sıklığının yüzde 20</strong> olduğunu ve  sorunun ilerleyen yaş, kronik hastalık varlığı, düşük gelir ve eğitim  düzeyi, artan çocuk sayısı ve işsizlik ile doğru orantılı olarak  arttığını ortaya koydu.</p>
<p>Türk Androloji Derneği (TAD) tarafından  toplam 2 bin 593 çift ile Türkiye&#8217;nin tüm sekiz coğrafi bölgesinde  yapılan araştırma, Türkiye ve Avrupa&#8217;da bu boyutta yapılmış ilk  araştırma özelliğini  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9652R('click', 'ta%C5%9F%C4%B1yor', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9652R('over',  'ta%C5%9F%C4%B1yor', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9652R('out', 'ta%C5%9F%C4%B1yor', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR9652R">taşıyor</span></span> .</p>
<p>Çalışmaya, İstanbul, Bursa, Balıkesir, Zonguldak, İzmir, Aydın,  Antalya, Konya, Ankara, Kırıkkale, Adana, Gaziantep, Antakya, Malatya,  Diyarbakır, Erzurum, Trabzon illerinin dahil olduğu araştırmaya, yaş  ortalaması kadınlarda 38,  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9652R('click', 'erkeklerde', event, this);return  true;" onmouseover="adsClickActionR9652R('over', 'erkeklerde', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9652R('out',  'erkeklerde', event, this);return true;" class="adsmartlinkR9652R">erkeklerde</span></span>  ise 41 olan çiftler katıldı. Araştırmaya katılan çiftlerin yüzde 25&#8242;i  10-20 yıllık  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9652R('click', 'evli', event, this);return  true;" onmouseover="adsClickActionR9652R('over', 'evli', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9652R('out', 'evli',  event, this);return true;" class="adsmartlinkR9652R">evli</span></span>   çiftlerden oluştu.</p>
<p><strong>KADINLARIN YÜZDE 20&#8242;Sİ BU DURUMDAN  ŞİKAYETÇİ<br />
</strong><br />
Araştırma sonucuna göre, katılımcı erkeklerin  erkeklerin yüzde 20&#8217;si erken boşalma sorunu yaşarken, kadınların yüzde  10&#8242;u da bu durumdan şikayetçi.</p>
<p>Araştırmaya katılan erkeklerin  tıbbi durumları incelendiğinde, yüzde 13&#8242;ünün  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9652R('click', 'y%C3%BCksek',  event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9652R('over',  'y%C3%BCksek', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9652R('out', 'y%C3%BCksek', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR9652R">yüksek</span></span>   tansiyon hastası, yüzde 7&#8217;si kalp ve damar rahatsızlıklarına sahip,  yüzde 7&#8217;si ise şeker hastası.</p>
<p><strong>Erkeklerin yüzde 47&#8217;si  cinsel ilişki sırasında 3 ila 7 dakika içinde boşaldığını bildirirken,  yüzde 24&#8242;ü 2 dakika ve üzerinde, yüzde 22&#8217;si 7 dakika ve üzerinde, yüzde  11&#8242;i ise 1 dakika civarında boşaldığını kaydediyor.<br />
</strong><br />
Araştırmaya katılan erkeklerin yüzde 20&#8217;si boşalma süresini kısa  buluyor. Araştırmaya katılan  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9652R('click',  'kad%C4%B1nlar%C4%B1n', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9652R('over', 'kad%C4%B1nlar%C4%B1n', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9652R('out',  'kad%C4%B1nlar%C4%B1n', event, this);return true;" class="adsmartlinkR9652R">kadınların</span></span> yüzde 9.5&#8242;i ise  eşleri normal  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9652R('click', 's%C3%BCrede', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR9652R('over',  's%C3%BCrede', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9652R('out', 's%C3%BCrede', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR9652R">sürede</span></span>   boşaldığını düşünürken, kendileri eşlerinin boşalma süresini kısa  buluyor.</p>
<p><strong>HEKİME BAŞVURU ORANLARI DÜŞÜK<br />
</strong><br />
Erken boşalma şikayeti olan erkeklerin yüzde 66&#8217;sı henüz  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9652R('click', 'doktora', event, this);return  true;" onmouseover="adsClickActionR9652R('over', 'doktora', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9652R('out', 'doktora',  event, this);return true;" class="adsmartlinkR9652R">doktora</span></span>   başvurmadığını belirtirken, yüzde 33&#8242;ü doktora başvurmayı düşündüğünü,  yüzde 10&#8242;u ise başvurduğunu bildiriyor. 20-40 yaşları arasında yüzde  14-15 seviyelerinde görülen erken boşalma vakaları, 40-60 yaş aralığında  yüzde 20-22&#8242;ye, 60 yaşından sonra ise yüzde 50-60 seviyelerine çıkıyor.</p>
<p><strong><font color="#ff0000">EN ÇOK ERKEN BOŞALMA DOĞU&#8217;DA<br />
</font></strong><br />
<strong>Erken  boşalma yüzde 25 ile en çok Doğu Anadolu&#8217;da görülüyor. Bunu sırasıyla  yüzde 24 ile Karadeniz ve yüzde 23 ile Ege bölgeleri izliyor. Marmara  Bölgesi&#8217;nde yüzde 20 çıkan oran, İç Anadolu&#8217;da yüzde 18, Akdeniz&#8217;de  yüzde 17 ve Güneydoğu Anadolu&#8217;da yüzde 10 görülüyor.</strong></p>
<p>Uzmanlar,  halkın hekime başvurduğunda sorundan kolaylıkla kurtulabileceğini  bilmediğini, ayrıca toplumsal olarak &#8221;utanma&#8221; duygusu ile hekime  gitmekten kaçınabildiklerini, bunların önüne geçebilmek için  bilinçlendirme çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>
<p>Erken boşalma sorununun, tedavi edilmediği takdirde iş ve sosyal yaşamda  başarısızlık, mutsuzluk ve yetersizlik hissi, stres ve baskı hissetme  gibi problemlere yol açabileceğini ifade eden uzmanlar, bu sorunun  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR9652R('click', 'aile', event, this);return  true;" onmouseover="adsClickActionR9652R('over', 'aile', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR9652R('out', 'aile',  event, this);return true;" class="adsmartlinkR9652R">aile</span></span>   yaşantısının bozulmasına kadar gidebileceği uyarısında bulundu. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/her-5-erkekten-biri-bu-sorunu-yasiyor/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yemeği yavaş yavaş yeyin</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/yemegi-yavas-yavas-yeyin</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/yemegi-yavas-yavas-yeyin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 01:56:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Diyet]]></category>

		<category><![CDATA[Medical Park Samsun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/yemegi-yavas-yavas-yeyin</guid>
		<description><![CDATA[Beslenme uzmanları çabuk yemek yemenin insan  sağlığına zarar verdiğini belirtti
&#160;
Medical Park Samsun  Hastanesi  Beslenme ve  Diyet Bölümü Uzmanı Diyetisyen Mine Özkazanç, mideden beyne doyma  mesajının 20 dakikada gittiğini hatırlatarak, &#8221; Ne kadar yavaş  tüketirseniz, doyduğunuzu o kadar iyi fark edersiniz. Bunun için  yediğiniz her lokmayı en az 5 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content"><img src="http://img.internethaber.com/news/138237.jpg" width="260" align="left" height="198" />Beslenme uzmanları çabuk yemek yemenin insan  sağlığına zarar verdiğini belirtti</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content"><span id="contextual">Medical Park Samsun  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8438R('click', 'hastanesi',  event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8438R('over',  'hastanesi', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8438R('out', 'hastanesi', event, this);return  true;" class="adsmartlinkR8438R">Hastanesi</span></span>  Beslenme ve  Diyet Bölümü Uzmanı Diyetisyen Mine Özkazanç, mideden beyne doyma  mesajının 20 dakikada gittiğini hatırlatarak, &#8221; <strong>Ne kadar yavaş  tüketirseniz, doyduğunuzu o kadar iyi fark edersiniz. Bunun için  yediğiniz her lokmayı en az 5 kez çiğnemeye özen gösteriniz&#8221;</strong>  dedi.</p>
<p><strong>&#8216;Nerde nasıl yemek yemeliyiz&#8217;</strong>in püf  noktalarına da değinen Dyt. Mine Özkazanç, beslenme konusunda önemli  noktalara dikkat çekti. Özkazanç, <strong>&#8220;Yoğun iş temposundan ötürü,  günümüzde yemek yemek için uzun vakitler ayıramıyoruz, ihtiyacımızı  karşılamak için hızlı, kolay ve lezzetli yemekler, rahat mekanlar  arıyoruz. Bir yandan hızlı yemek yerken lezzetten de ödün vermiyoruz.  Yediğimiz yemekler artık daha soslu, malzemeden daha zengin ve dolayısı  ile daha kalorili. Üstelik hızlı yemek yerken; doyduğumuzu anlamıyoruz.  Çünkü mideden beyine doyma mesajı 20 dakikada gidiyor. Ve biz hızlı  yemek yiyen bir toplum olarak, yirmi dakikada bütün öğünümüzü bitirmiş  ve hatta üstüne çayımızı içmiş, yanında tatlımızı bile yemiş oluyoruz&#8221;</strong>  diye konuştu.</p>
<p>Dyt. Mine Özkazanç, her zaman dışarıda yemek  yemenin sağlıksız beslenmek anlamına gelmediğini belirtti.  Geliştirebilecek küçük taktikler sayesinde sağlıklı beslenmeden  uzaklaşmadan da dışarıda yemek yenebileceğini ifade eden Medical Park  Samsun Hastanesi diyetisyeni Mine Özkazanç, dışarıda yemek yerken dikkat  edilecek hususları şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>&#8220;- Öncelikli olarak,  yemek yemeye karar verdiğiniz andan itibaren nerede yemek yiyeceğinizi  iyi planlamalısınız.<br />
</strong><br />
- Havaların ısınması ile birlikte,  gıdaların bozulma riski artığından, yemek yediğiniz yerin gıda hijyeni  açısından güvenilir bir yer olmasına dikkat ediniz.</p>
<p><strong>-  Gıda zehirlenmelerinden korunmak için, temizliğine güvenmediğiniz  yerlerde, krema, yumurta gibi besinleri içeren çabuk bozulabilen  gıdaları tüketmekten kaçınınız.</p>
<p></strong> - Gittiğiniz restoran,  kafe veya benzeri yerler arasından size mönüsü ile daha çok seçme şansı  sunan yerleri tercih ediniz.</p>
<p>- <strong>Tercih edeceğiniz yemeğin  kalorisini tahmin edebilmek için, size sunulan mönüyü içersine giren  gıdaları iyice okuyunuz. Bazen yemeklerin içerisine konan her şey mönüye  yazılmayabilir. Bu yüzden size servis yapan garsondan, yemeğin yapılış  yöntemi, ekstradan sos veya yağ içerip içermediği ile ilgili mutlaka  bilgi alınız.</p>
<p></strong> - Çok acıksanız bile standart porsiyonun  üzerine de çıkmamaya özen gösteriniz. Çünkü, porsiyonlar büyüdükçe almış  olduğunuz kalori de artacaktır. Yediğiniz ilk lokma ile son lokma  arasında lezzet farkı olmadığını unutmayınız.</p>
<p><strong>- Masaya  yemekten önce gelen aperatiflerden sakınınız. Bu gıdalar sizin daha  fazla ekmek yemenize sebep olduğu gibi, iştahınızın da açılmasına da  neden olacaktır. Bu yüzden yemek gelmeden önce masada bulunan ekmek,  cips, sos, ezme gibi aperatifleri masadan uzaklaştırınız. Böylece  gözünüzün görmediği gıdaları, aklınızdan da uzaklaştırmış olacaksınız.</p>
<p></strong>  - Yemek seçiminizde önden size doygunluk sağlayacak, çorba, salata gibi  kalorisi daha az olan, ama doyuruculuğu yüksek, hafif gıdalar tercih  ediniz.</p>
<p>- <strong>Alkol ya da asitli içecekler yerine, su, ayran  gibi içecekleri tüketiniz.<br />
</strong><br />
- Tatlı yemeyi  düşünüyorsanız, siparişinizi yemeğin sonunda vermeyi deneyebilirsiniz.  Başlangıçta tercih edeceğiniz, tatlılar, açlığınızdan ötürü daha kremalı  ya da şerbetli tatlılardan yana olabilir. Ama yemek sonunda, karar  verdiğinizde daha hafif olan sütlü  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR8438R('click', 'tatl%C4%B1lar',  event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR8438R('over',  'tatl%C4%B1lar', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR8438R('out', 'tatl%C4%B1lar', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR8438R">tatlılar</span></span> dan  yana tercihte bulunuyor olmanız daha kolay olacaktır.</p>
<p><strong>-  Yemeğe çıktığınız arkadaş grubunuzdaki herkes tatlı yemek isterse,  onlara ortaya tatlı söyleyip paylaşmayı teklif edebilirsiniz.<br />
</strong><br />
-  Dışarıda yemek yediğiniz zamanlarda, günlük besin seçiminize daha çok  dikkat ediniz. Gün boyu yediğiniz kaloriyi kısarak bunu  ayarlayabilirsiniz. Örneğin, akşam dışarıda yemeği planlıyor iseniz,  öğlen yemeğinizde çorba, salata, sebze gibi hafif yemeklerden yana  tercihte bulunabilirsiniz.<br />
<strong>- Eğer habersiz bir yemek daveti  ile karşı karşıyaysanız ve seçme şansınız yoksa bile tabağınızda bulunan  yemekleri doyumluk değil, tadımlık olarak tüketiniz.</p>
<p></strong> -  Mideden beyine doyma mesajının 20 dakikada gittiğini unutmayınız. Ne  kadar yavaş tüketirseniz, doyduğunuzu o kadar iyi fark edersiniz. Bunun  için yediğiniz her lokmayı en az 5 kez çiğnemeye özen gösteriniz.&#8221;</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/yemegi-yavas-yavas-yeyin/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Alzheimer eşlere bulaşabiliyor</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/alzheimer-eslere-bulasabiliyor</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/alzheimer-eslere-bulasabiliyor#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 02:04:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<category><![CDATA[Alzheimer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/alzheimer-eslere-bulasabiliyor</guid>
		<description><![CDATA[Alzheimer hastası eşlerine bakan kişilerin  aynı hastalığa yakalanma olasılığının altı kat fazla olduğunu ortaya  çıkardı.
&#160;
Journal of the American Geriatrics Society  dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde Amerikada bin 221 çiftin  sağlık durumu, 15 yıl takip edildi.

YAŞAM  KOŞULLARININ PAYLAŞIMI

Bazı uzmanlar, aynı hastalığa  yakalanma riskinin yüksek oluşunu, yıllarca aynı yaşam koşullarının  paylaşımına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content"><img src="http://img.internethaber.com/news/120194.jpg" width="260" align="left" height="198" />Alzheimer hastası eşlerine bakan kişilerin  aynı hastalığa yakalanma olasılığının altı kat fazla olduğunu ortaya  çıkardı.</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content"><span id="contextual"><strong>Journal of the American Geriatrics Society  dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde Amerikada bin 221 çiftin  sağlık durumu, 15 yıl takip edildi.<br />
</strong><br />
<strong>YAŞAM  KOŞULLARININ PAYLAŞIMI<br />
</strong><br />
Bazı uzmanlar, aynı hastalığa  yakalanma riskinin yüksek oluşunu, yıllarca aynı yaşam koşullarının  paylaşımına dayandırıyor. Diğerleri ise yaşlı insanlarda bu hastalığa  enfeksiyon ve iltihapların yol açabileceğini gösteren kanıtlara daha  fazla inanıyor.</p>
<p>Bazı bakteri türleri ve uçuk virüsleri, beyin  hücrelerini öldürmekte ki bu da Alzheimer hastalığının en önemli  belirtilerinden biri olan bunamaya yol açıyor. Alzheimer hastalarının  genç yakınlarında veya bakıcılarında aynı hastalığın ortaya çıktığını  gösteren kanıtlar ise bulunmadı. Kimi bilim insanları, ilginç sonuçlara  rağmen, Alzheimer hastalığının bulaşıcı olduğunu kabul etmiyor.</p>
<p>Münih  Üniversitesi Nörodejeneratif Hastalıklar Merkezi&#8217;nden Melanie Meyer,  farelerle gerçekleştirmiş olduğu araştırmada, Alzheimer&#8217;ın sadece  beyinlerine beta amiloyid proteinleri aşılanan, hastalığa kalıtsal  olarak eğimli olan hayvanlara bulaştığını tespit etmiş.</p>
<p><strong>YÜZDE  2&#8242;Sİ VİRÜSTEN KAYNAKLANIR<br />
</strong><br />
Doç. Dr. Serdar Dağ Nörolog:  Alzhemier hastalığının yüzde ikisi viral nedenle kaynaklanır. Beyne  yavaş yavaş hasar veren virüsler, Alzheimer&#8217;a yol açabilir. Bunlara  yavaş virüs enfeksiyonları denir. Nadiren bir türü bulaşıcı özellik  gösterir. Ailesi demans olduğu için riskli olan kişiler de yalnızca  bulaşmadan değil genetik ve stresten de etkilenebilirler.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/alzheimer-eslere-bulasabiliyor/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kolay üşüyorsanız dikkat!</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/kolay-usuyorsaniz-dikkat</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/kolay-usuyorsaniz-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 02:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/kolay-usuyorsaniz-dikkat</guid>
		<description><![CDATA[Sürekli yorgun ve halsiz misiniz, yoksa kolay  mı üşüyorsunuz? Çarpıntı ve nefes darlığınız da mı var? Aman dikkat!
&#160;
Demir eksikliği ülkemizde sık rastlanan bir  sağlık   sorun. Yaklaşık her 100 kişiden 40’ında bu soruna rastlanıyor. Demir  eksikliğine bağlı olarak kansızlık gelişiyor. Kansızlık ise pek çok yeni  soruna zemin hazırlıyor.
Kadınlarda demirin  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content">Sürekli yorgun ve halsiz misiniz, yoksa kolay  mı üşüyorsunuz? Çarpıntı ve nefes darlığınız da mı var? Aman dikkat!</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content"><span id="contextual">Demir eksikliği ülkemizde sık rastlanan bir  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3453R('click', 'sa%C4%9Fl%C4%B1k', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR3453R('over',  'sa%C4%9Fl%C4%B1k', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3453R('out', 'sa%C4%9Fl%C4%B1k', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR3453R">sağlık</span></span>   sorun. Yaklaşık her 100 kişiden 40’ında bu soruna rastlanıyor. Demir  eksikliğine bağlı olarak kansızlık gelişiyor. Kansızlık ise pek çok yeni  soruna zemin hazırlıyor.</p>
<p>Kadınlarda demirin  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3453R('click', 'v%C3%BCcuttan', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR3453R('over',  'v%C3%BCcuttan', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3453R('out', 'v%C3%BCcuttan', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR3453R">vücuttan</span></span>   kaybolmasına yol açan en önemli nedenler arasında adet kanamaları, sık  doğumlar, demirden fakir beslenmek, aşırı çay-kahve tüketmek, uzun süren  ishaller, kronik enfeksiyonlar, barsak parazitleri, reflü, özefajit  gibi mide hastalıkları yer alıyor.<br />
Demir eksikliği  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3453R('click', 'bebek', event, this);return  true;" onmouseover="adsClickActionR3453R('over', 'bebek', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3453R('out', 'bebek',  event, this);return true;" class="adsmartlinkR3453R">bebek</span></span>   ve çocuklarda görülürse, büyüme-gelişmede geriliklere, hastalıklara  yakalanma sıklığında artışa, algılama ve öğrenme geriliklerine ve okulda  başarının düşmesine yol açıyor. Çocuklarda yanlış beslenme, besinlerle  ihtiyaç olan demirin yeterince alınmaması, erken dönemde inek sütüne  başlama ve çok fazla inek sütü alımı nedeniyle kansızlık artıyor.</p>
<p><strong>Demir  eksikliği 6 sağlık sorununa yol açıyor<br />
</strong><br />
International  Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin, yetişkinlerde demir  eksikliğine bağlı kansızlığın başlıca 6 sağlık sorununa yol açtığını  belirterek bunları söyle sıralıyor:</p>
<p>• Sürekli yorgunluk ve  halsizlik hali uzun vadede depresyon<br />
• Kolay üşüme<br />
• Çarpıntı ve  nefes darlığı<br />
• Sık  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3453R('click', 'hastalanma', event, this);return  true;" onmouseover="adsClickActionR3453R('over', 'hastalanma', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3453R('out',  'hastalanma', event, this);return true;" class="adsmartlinkR3453R">hastalanma</span></span><br />
• Baş dönmesi<br />
• Saç dökülmesi ve tırnak kırılmaları</p>
<p>Kansızlığın temelleri ise bebeklikte atılıyor.  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3453R('click',  '%C3%A7ocuklukta', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR3453R('over', '%C3%A7ocuklukta', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3453R('out',  '%C3%A7ocuklukta', event, this);return true;" class="adsmartlinkR3453R">Çocuklukta</span></span>   ve genç kızlık dönemindeki yanlış beslenme tarzı da sorunu  ağırlaştırıyor. Özellikle gelişme çağlarında genç kızlar tarafından  yapılan düşük kalorili ve tek tip diyetler demir eksikliğinin  görülmesine neden oluyor. Üstelik bu tip beslenme, sadece anemi  görülmesine değil, yanlış ve yetersiz beslenmeye bağlı birçok sağlık  sorununu da beraberinde getiriyor.</p>
<p><strong>Bu sorunlardan  bazıları şöyle sıralanabilir:<br />
</strong><br />
• Yetersiz enerji alımına  bağlı olarak  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3453R('click', 'b%C3%BCy%C3%BCme', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR3453R('over',  'b%C3%BCy%C3%BCme', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3453R('out', 'b%C3%BCy%C3%BCme', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR3453R">büyüme</span></span>   gelişme gerilikleri<br />
• Boy uzunluğunun yeterli olmaması<br />
• Yağ  alımında yetersizliklere bağlı gecikmiş geç adet dönemi<br />
• Adet  dönemindeki düzensizlikler<br />
• Demir eksikliğine bağlı çabuk yorulma<br />
•  Baş dönmesi<br />
• Çarpıntı<br />
• Ciltte solukluk<br />
• Saç dökülmesi<br />
•  Tırnak kırılmaları<br />
Kalsiyum içeren gıdalar da demiri kaçırıyor</p>
<p>Demir  eksikliğinin görülme nedenleri arasında yetersiz demir alımının  yanında, yetersiz emilimi de önemli. Bazen demir alımı yeterli olsa bile  emilimde sorun varsa demir eksikliği gelişebiliyor. Bu emilim  bozukluğunun altında metabolik sistemdeki bozukluklar yer alabileceği  gibi, beslenme tarzındaki yanlışlar da neden olabiliyor.</p>
<p>Gıdalarla  vücuda demir alınırken beraberinde C vitamini alınması emilimi  artırırken, kalsiyum içeren gıdaların çok tüketilmesi demirin emilimini  azaltıyor. Çay kahve tüketimi de demir eksikliğine neden olabiliyor.<br />
Adet  kanamaları aşırıysa doktora gidilmeli<br />
Aneminin kadınlarda daha sık  görülmesinin nedenlerinden biri de aylık kanamalar. Bir kadın ortalama 5  gün süren bir adet döneminde yaklaşık 30 ml kan kaybedebiliyor. Bu da  20-50 mg bir demir kaybına neden oluyor.</p>
<p>Bu dönemin uzun ve yoğun  geçmesini engellemek ve tedavi etmek amacıyla mutlaka bir kadın doğum  uzmanından destek alınması gerekiyor. Emilimde bozukluklar, aylık adet  kanamalarında çok fazla kan kaybı, sık doğumlar ve iki doğum arasındaki  dönemler kansızlığın yetersiz demir alımı dışındaki nedenlerinden  birkaçı.<br />
Doktora sormadan demir ilacı almayın</p>
<p>Uzmanlar, demir  eksikliği tedavisinde ilk amacın anemiye neden olan sorunun tedavi  edilmesi olduğuna dikkati çekiyor. Bunun için de yetersiz demir içeren  besinlerin tüketimi yerine, demir içeriğinden zengin besinler alınmasını  sağlayacak bir beslenme programının hazırlanması gerekiyor. Ayrıca mide  ya da bağırsaktan kaynaklı bir emilim bozukluğu varsa bunun tedavi  edilmesi, aylık adet kanamalarından kaynaklanıyorsa bu dönemlerin  düzenlenmesi büyük önem taşıyor.</p>
<p>Kansızlık tedavisinde demir  içeren ilaçların kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalı, düzenli  olarak kullanılmalı ve bunun yanında demirden zengin bir beslenme  programı uygulanmalı. Demir eksikliği düzeyinin saptananak, eksiklik  belirlenmesi halinde ilaç ve diyet tedavisisi planlanarak, kan düzeyleri  takip edilmeli.</p>
<p>Sık görülmese de demirin eksikliği gibi  fazlalığı da sorun yaratabiliyor. Depolanma özelliği olduğu için  gereksinimden fazla demir alımı demir fazlalığına neden olabiliyor.  Demir fazlalığı sonucu halsizlik, bulantı, kalp çalışmasında sorunlar  görülüyor. En sık etkilenen organlar ise karaciğer, dalak, kalp ve  pankreas oluyor. Ayrıca deride kızıllık ve kahverengilik görülüyor.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/kolay-usuyorsaniz-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Migreni tetikleyen etkenler neler?</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/migreni-tetikleyen-etkenler-neler</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/migreni-tetikleyen-etkenler-neler#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 02:02:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<category><![CDATA[Migren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/migreni-tetikleyen-etkenler-neler</guid>
		<description><![CDATA[Pek çok insanın yaşadığı migren ağrılarının  ortaya çıkışını kolaylaştıran etkenlerin neler olduğunu biliyor musunuz?
&#160;
 Migren, şiddet,  sıklık ve süre bakımından farklılıklar gösterebilen,  tekrarlayıcı   ataklarla belirgin, sıklıkla başın bir tarafına yerleşen, nabız gibi  darbeli seyreden, ataklara sıklıkla bulantı, kusma, ışık ve sese karşı  hassasiyetin de eşlik edebildigi bir başağrısı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content"><img src="http://img.internethaber.com/news/130598.jpg" width="260" align="left" height="198" />Pek çok insanın yaşadığı migren ağrılarının  ortaya çıkışını kolaylaştıran etkenlerin neler olduğunu biliyor musunuz?</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content"><strong><font color="#990033"> Migren, şiddet,  sıklık ve süre bakımından farklılıklar gösterebilen,  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2539R('click', 'tekrarlay%C4%B1c%C4%B1', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2539R('over',  'tekrarlay%C4%B1c%C4%B1', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2539R('out', 'tekrarlay%C4%B1c%C4%B1', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR2539R">tekrarlayıcı</span></span>   ataklarla belirgin, sıklıkla başın bir tarafına yerleşen, nabız gibi  darbeli seyreden, ataklara sıklıkla bulantı, kusma, ışık ve sese karşı  hassasiyetin de eşlik edebildigi bir başağrısı türüdür.</p>
<p></font></strong>  Bazı dış uyarılara ve santral sinir sistemindeki içsel değişikliklere,  sinirsel reaksiyonun kalıtsal bir artmış duyarlılığı  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2539R('click', 'olarak', event, this);return  true;" onmouseover="adsClickActionR2539R('over', 'olarak', event,  this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2539R('out', 'olarak',  event, this);return true;" class="adsmartlinkR2539R">olarak</span></span>   da tanımlanabilir.</p>
<p>Migren genel nüfusun onda birinden fazlasını  etkileyen bir başağrısı türüdür. <strong> Erişkin  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2539R('click', 'kad%C4%B1nlarda', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2539R('over',  'kad%C4%B1nlarda', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2539R('out', 'kad%C4%B1nlarda', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR2539R">kadınlarda</span></span>  erkeklerden daha fazla görülmektedir. Ergenlik döneminden sonra görülme  sıklığı 40 yaşına kadar artmakta ve migren görülme sıklığı ırklara,  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2539R('click', 'b%C3%B6lgelere', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2539R('over',  'b%C3%B6lgelere', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2539R('out', 'b%C3%B6lgelere', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR2539R">bölgelere</span></span>   göre değişmektedir.<br />
</strong></p>
<p style="border: medium none; text-align: left; background-color: transparent; color: #000000; overflow: hidden; text-decoration: none"> Migren ataklarının  büyük bölümü  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2539R('click', 'kendili%C4%9Finden', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2539R('over',  'kendili%C4%9Finden', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2539R('out', 'kendili%C4%9Finden', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR2539R">kendiliğinden</span></span>  ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte atakların başlamasında bazı iç ve  dış uyaranaların da  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2539R('click', 'rol', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2539R('over', 'rol', event, this);return  true;" onmouseout="adsClickActionR2539R('out', 'rol', event,  this);return true;" class="adsmartlinkR2539R">rol</span></span>   oynayabileceği bilinmektedir. Bunların başında stres, açlık, uyku  düzenindeki değişiklikler, bazı yiyecek ve içecekler ile adet döneminde  olmak gelmektedir</p>
<p><strong> Migren ataklarının ortaya çıkışını  <span id="adsclickad"><span id="adsclickad" onclick="adsClickActionR2539R('click', 'kolayla%C5%9Ft%C4%B1ran', event,  this);return true;" onmouseover="adsClickActionR2539R('over',  'kolayla%C5%9Ft%C4%B1ran', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR2539R('out', 'kolayla%C5%9Ft%C4%B1ran',  event, this);return true;" class="adsmartlinkR2539R">kolaylaştıran</span></span>   etkenler; </strong> Fazla ya da az uyuma gibi uyku düzeni  değişiklikleri, aç kalma, öğün atlama gibi beslenme düzeni  değişiklikleri, alkol, kafein, yumurta, çikolata, deniz ürünleri gibi  besinler tüketme, güneş altında, sıcakta kalma, aşırı yorulma ve  egzersiz yapma, keskin kokular, parlak ve güçlü ışıklar, duygusal baskı,  stres, adet dönemi, hava değişimleri, sigara ve bazı ilaçların  kullanımıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/migreni-tetikleyen-etkenler-neler/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayalet hastalık sinsice vuruyor</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/hayalet-hastalik-sinsice-vuruyor</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/hayalet-hastalik-sinsice-vuruyor#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 02:01:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Hayalet hastalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/hayalet-hastalik-sinsice-vuruyor</guid>
		<description><![CDATA[Tuhaf hastalığın adı Türkiye&#8217;de bilinmiyor,  ama sincice ve hızlı bir şekilde yayılan hastalık çok can yakacak..
&#160;

Yüzlerce  kişinin kene ısırmasıyla bulaşan Lyme hastası olduğu, ancak birçoğunun  hastalığını bilmediği belirtiliyor. Ixodes ricinus türü kenelerin  isirmasi ile insana geçen Borrelia burgdorferi adlı bakterinin yol  açtığı bir hastalık her geçen gün yayılıyor. İstanbul&#8217;da kenelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content"><img src="Yüzlerce kişinin kene ısırmasıyla bulaşan Lyme hastası olduğu, ancak birçoğunun hastalığını bilmediği belirtiliyor. Ixodes ricinus türü kenelerin isirmasi ile insana geçen Borrelia burgdorferi adlı bakterinin yol açtığı bir hastalık her geçen gün yayılıyor. İstanbul'da kenelerin dörtte biri bu türden oluşuyor.  Yaz mevsiminin gelmesiyle kene vakalarına karşı uzmanlar vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Türkiye’de 22 ilde görülen bu hastalık herkesi tehdit ediyor.  Baş ağrısı, yüksek ateş, halsizlik, eklem ve kemik ağrıları, yürümekte zorluk, vücutta çember şeklinde kızarıklık, yüz felci, göz sorunları, kalp rahatsızlıkları ve nörolojik problemler bu hastalığın belirtileri arasında..  Bu konuda Ziraat Yüksek Mühendisi Derya Ulaşoğlu önemli bilgiler verdi. Habertürk.com'dan Begüm Çelikkol sordu. Ulaşoğlu bu tuhaf ve açıklanması zor hastalıkla ilgili ilginç açıklamalar yaptı.  Lyme Hastalığı nedir?  Lyme hastalığı ülkemizde Ixodes ricinus cinsi kenelerinin taşıdığı bir bakteri olan ‘ Borrelia burgdorferi ’ bakterisinin neden olduğu bir hastalıktır.  İlk kez nerede fark edildi?  İlk kez 1975 yılına Amerika’nın Connecticut eyaletinde bulunan Lyme kasabasında çocuklarda  görülen eklem rahatsızlıklarından şüphelenildi. İlk kez burada fark edildiği için  hastalıkta bu kasabanın adını aldı.Şu anda Avrupa ülkelerinde de görülmektedir.  Bu yıl bu kasabayı ziyaret ettiğinizi söylediniz.  Evet, Nisan ayında ziyaret ettim. İlaçlama konusunda 16 günlük eğitim programıma Lyme kasabasını da aldım. Bu kasabaya gittiğimde, Lyme hastalığı konusunda araştırma yapmak istediğimi söylediğim herkes adeta seferber oldu.  Bu kasabada en çok ne dikkatinizi çekti?  Aslında Lyme hastalığı her yerde var. Amerika’da her yıl 20 000 kişi Lyme hastası oluyor. Hastalığın bu kasabanın ismini alması biraz haksızlık gibi geldi; çünkü insanların yaz sezonunda kumsala geldikleri bir tatil beldesi. Ben de çok beğendim.  Dinlediğiniz vakalarda ne dikkatinizi çekti?  Lyme teşhisi konulamadığı için kalp krizden bile ölümlerin yıllar önce olduğuna şaşırdım.Birde hiç belirti vermediği halde yıllık girilen check-up ‘ta bu hastalık etkeninin ortaya çıkmış vaka dinledim..Bu bilgileri kitaplarda bulmak zor.Ayrıca verdikleri bir Lyme broşüründe Mehmet Öz’ün açıklamaları ve resmini görünce şaşkınlığım daha çok arttı.Burada bir kişinin altı kez Lyme hastası olduğunu gördüm.Ama bu kişi riskli ormanlık alanda atı ile geziyordu.  Amerika’daki vaka sayısı nedir?  CDC (Amerikan Enfeksiyon Hastalıkları Merkezi )’den Joseph Piesman’a göre 1991-2007 yılları arasında vaka sayısı 255 binin üzerindedir. Yıllık artış ilk yıllarda 10 binin üzerindeyken 2007 yılında 26 bin civarında olduğu görülüyor.    Ülkemizdeki gerçek hasta sayısı nedir?  Bu hastalık ilk kez 1990 yılında İstanbul ve Trabzon’dan  bildirilmiştir. Bugüne kadar olan vaka sayısının 10 bin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Temel  Sağlık Hizmetleri Genel  Müdürü Seracettin Çom bildirilmesi zorunlu hastalıklar grubuna almalarına  rağmen bildirimlerin olmadığını söyledi. Buradan tüm branş doktorlara seslenmek gerekiyor. Hastalarda mutlaka Lyme Hastalığı değerlendirmesi yapılması, eğer teşhis konulduysa mutlaka Sağlık Bakanlığı’na bildirilmesi gerekiyor. Tüm çabaların Sağlık Bakanlığı’ndan  beklenmesi doğru değildir.           Kimlerde Lyme olabiliyor?  İnsan dışında  hayvanlarda da (at, köpek, inek vs.) görülebiliyor.Bu kasabada hayvanlarına yaptırdıkları ELİSA testini de bana göstermeyi ihmal etmediler.    Hastalık belirtileri  nedir?  Hastalarda belirtilerin bir veya birkaçı görülebilir. Baş ağrısı, yüksek ateş, halsizlik, eklem ve kemik ağrıları, yürümekte zorluk, vücutta çember şeklinde kızarıklık, yüz felci, göz sorunları, kalp rahatsızlıkları ve nörolojik problemlerdir. Her hastada mutlaka çember şeklinde kızarıklıkta görülmeyebilir. Sırf buna odaklanmamak gerekiyor. Yine nekroz oluşturan örümcek ısırığı ile de çember şeklinde kızarıklık karıştırılabilir. Amerika’da olduğu gibi bizde de İstanbul dahil nekroz (doku ölümü)  oluşturan zehirli örümcekler var.Bunu da dikkate almak gerekiyor.Üstelik kene kaynaklı kızarıklık ısırıldıktan bir ay sonrada ortaya çıkabilir.Kene ısırma vakası hatırlamıyorsak kırsal alana gidip gitmediğimiz de dikkate alınmalıdır.   Tedavisi var mı?  Erken teşhisin önemi hızlı tedavide çok fazladır. Antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır.   Kene vücutta nerelere yapışabilir?  Kene görünen bir noktadaysa sorun yok ama bu keneler kasık bölgesine ve göz içine de(göz kapağı altı) yapışabiliyor. Gözüne sinek kaçtı sanan biri arkadaşına “Sabah gözüme sinek kaçtı, kaşınıyor hala, çıkartır mısın?”  dediğinde bunun kene olduğunu görüyorlar.  Kene ısırdıktan sonra bakteriyi insanın alması için geçen süre nedir?  24-48 olduğu söyleniyor. Lyme hastalığına neden olan bakteride bu süre uzayabilir; ancak saat belirtmek yanlış olabilir. Bu bakteri kenenin midesinde bulunduğu için buradan  aktarım gerçekleşiyor. Doğal olarak süre uzayabilir.  Hangi bölgelerde risk var?  Trakya, Marmara ve Karadeniz bölgesi yoğunluğun çok olduğu bölgelerdir. İstanbul’daki dört keneden biri de ‘Ixodes  ricinus’tur. Bu kenelerin tümü bu hastalık etkenini taşımamaktadır. Bu oran bölgeden bölgeye, şehirden şehire değişmektedir. " align="left" /><img src="http://img.internethaber.com/news/139591.jpg" width="260" align="left" height="198" />Tuhaf hastalığın adı Türkiye&#8217;de bilinmiyor,  ama sincice ve hızlı bir şekilde yayılan hastalık çok can yakacak..</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content">
<p id="news_content" class="content content_12"><span id="contextual"><strong>Yüzlerce  kişinin kene ısırmasıyla bulaşan Lyme hastası olduğu, ancak birçoğunun  hastalığını bilmediği belirtiliyor. Ixodes ricinus türü kenelerin  isirmasi ile insana geçen Borrelia burgdorferi adlı bakterinin yol  açtığı bir hastalık her geçen gün yayılıyor. İstanbul&#8217;da kenelerin  dörtte biri bu türden oluşuyor.</strong></p>
<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle  kene vakalarına karşı uzmanlar vatandaşları dikkatli olmaları konusunda  uyarıyor. Türkiye’de 22 ilde görülen bu hastalık herkesi tehdit ediyor.</p>
<p>Baş  ağrısı, yüksek ateş, halsizlik, eklem ve kemik ağrıları, yürümekte  zorluk, vücutta çember şeklinde kızarıklık, yüz felci, göz sorunları,  kalp rahatsızlıkları ve nörolojik problemler bu hastalığın belirtileri  arasında..</p>
<p>Bu konuda Ziraat Yüksek Mühendisi Derya Ulaşoğlu önemli  bilgiler verdi. Habertürk.com&#8217;dan Begüm Çelikkol sordu. Ulaşoğlu bu  tuhaf ve açıklanması zor hastalıkla ilgili ilginç açıklamalar yaptı.</p>
<p><strong>Lyme  Hastalığı nedir?</p>
<p></strong>Lyme hastalığı ülkemizde Ixodes  ricinus cinsi kenelerinin taşıdığı bir bakteri olan ‘ Borrelia  burgdorferi ’ bakterisinin neden olduğu bir hastalıktır.</p>
<p><strong>İlk  kez nerede fark edildi?</strong></p>
<p>İlk kez 1975 yılına Amerika’nın  Connecticut eyaletinde bulunan Lyme kasabasında çocuklarda  görülen  eklem rahatsızlıklarından şüphelenildi. İlk kez burada fark edildiği  için  hastalıkta bu kasabanın adını aldı.Şu anda Avrupa ülkelerinde de  görülmektedir.</p>
<p><strong>Bu yıl bu kasabayı ziyaret ettiğinizi  söylediniz.</strong></p>
<p>Evet, Nisan ayında ziyaret ettim. İlaçlama  konusunda 16 günlük eğitim programıma Lyme kasabasını da aldım. Bu  kasabaya gittiğimde, Lyme hastalığı konusunda araştırma yapmak  istediğimi söylediğim herkes adeta seferber oldu.</p>
<p><strong>Bu  kasabada en çok ne dikkatinizi çekti?</strong></p>
<p>Aslında Lyme  hastalığı her yerde var. Amerika’da her yıl 20 000 kişi Lyme hastası  oluyor. Hastalığın bu kasabanın ismini alması biraz haksızlık gibi  geldi; çünkü insanların yaz sezonunda kumsala geldikleri bir tatil  beldesi. Ben de çok beğendim.</p>
<p><strong>Dinlediğiniz vakalarda ne  dikkatinizi çekti?</strong></p>
<p>Lyme teşhisi konulamadığı için kalp  krizden bile ölümlerin yıllar önce olduğuna şaşırdım.Birde hiç belirti  vermediği halde yıllık girilen check-up ‘ta bu hastalık etkeninin ortaya  çıkmış vaka dinledim..Bu bilgileri kitaplarda bulmak zor.Ayrıca  verdikleri bir Lyme broşüründe Mehmet Öz’ün açıklamaları ve resmini  görünce şaşkınlığım daha çok arttı.Burada bir kişinin altı kez Lyme  hastası olduğunu gördüm.Ama bu kişi riskli ormanlık alanda atı ile  geziyordu.</p>
<p><strong>Amerika’daki vaka sayısı nedir?</strong></p>
<p>CDC  (Amerikan Enfeksiyon Hastalıkları Merkezi )’den Joseph Piesman’a göre  1991-2007 yılları arasında vaka sayısı 255 binin üzerindedir. Yıllık  artış ilk yıllarda 10 binin üzerindeyken 2007 yılında 26 bin civarında  olduğu görülüyor.</p>
<p><strong>Ülkemizdeki gerçek hasta sayısı nedir?</strong></p>
<p>Bu  hastalık ilk kez 1990 yılında İstanbul ve Trabzon’dan  bildirilmiştir.  Bugüne kadar olan vaka sayısının 10 bin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.  Temel  Sağlık Hizmetleri Genel  Müdürü Seracettin Çom bildirilmesi  zorunlu hastalıklar grubuna almalarına  rağmen bildirimlerin olmadığını  söyledi. Buradan tüm branş doktorlara seslenmek gerekiyor. Hastalarda  mutlaka Lyme Hastalığı değerlendirmesi yapılması, eğer teşhis konulduysa  mutlaka Sağlık Bakanlığı’na bildirilmesi gerekiyor. Tüm çabaların  Sağlık Bakanlığı’ndan  beklenmesi doğru değildir.</p>
<p><strong>Kimlerde  Lyme olabiliyor?</strong></p>
<p>İnsan dışında  hayvanlarda da (at,  köpek, inek vs.) görülebiliyor.Bu kasabada hayvanlarına yaptırdıkları  ELİSA testini de bana göstermeyi ihmal etmediler.<br />
<strong><br />
Hastalık  belirtileri  nedir?</strong></p>
<p>Hastalarda belirtilerin bir veya  birkaçı görülebilir. Baş ağrısı, yüksek ateş, halsizlik, eklem ve kemik  ağrıları, yürümekte zorluk, vücutta çember şeklinde kızarıklık, yüz  felci, göz sorunları, kalp rahatsızlıkları ve nörolojik problemlerdir.  Her hastada mutlaka çember şeklinde kızarıklıkta görülmeyebilir. Sırf  buna odaklanmamak gerekiyor. Yine nekroz oluşturan örümcek ısırığı ile  de çember şeklinde kızarıklık karıştırılabilir. Amerika’da olduğu gibi  bizde de İstanbul dahil nekroz (doku ölümü)  oluşturan zehirli  örümcekler var.Bunu da dikkate almak gerekiyor.Üstelik kene kaynaklı  kızarıklık ısırıldıktan bir ay sonrada ortaya çıkabilir.Kene ısırma  vakası hatırlamıyorsak kırsal alana gidip gitmediğimiz de dikkate  alınmalıdır.</p>
<p><strong>Tedavisi var mı?</strong></p>
<p>Erken  teşhisin önemi hızlı tedavide çok fazladır. Antibiyotik tedavisi  uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Kene vücutta nerelere yapışabilir?</strong></p>
<p>Kene  görünen bir noktadaysa sorun yok ama bu keneler kasık bölgesine ve göz  içine de(göz kapağı altı) yapışabiliyor. Gözüne sinek kaçtı sanan biri  arkadaşına “Sabah gözüme sinek kaçtı, kaşınıyor hala, çıkartır mısın?”   dediğinde bunun kene olduğunu görüyorlar.</p>
<p><strong>Kene ısırdıktan  sonra bakteriyi insanın alması için geçen süre nedir?</strong></p>
<p>24-48  olduğu söyleniyor. Lyme hastalığına neden olan bakteride bu süre  uzayabilir; ancak saat belirtmek yanlış olabilir. Bu bakteri kenenin  midesinde bulunduğu için buradan  aktarım gerçekleşiyor. Doğal olarak  süre uzayabilir.</p>
<p><strong>Hangi bölgelerde risk var?</strong></p>
<p>Trakya,  Marmara ve Karadeniz bölgesi yoğunluğun çok olduğu bölgelerdir.  İstanbul’daki dört keneden biri de ‘Ixodes  ricinus’tur. Bu kenelerin  tümü bu hastalık etkenini taşımamaktadır. Bu oran bölgeden bölgeye,  şehirden şehire değişmektedir.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/hayalet-hastalik-sinsice-vuruyor/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Uykusuzluktan kurtulmanın yolları</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/uykusuzluktan-kurtulmanin-yollari</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/uykusuzluktan-kurtulmanin-yollari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 04:34:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<category><![CDATA[Uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/uykusuzluktan-kurtulmanin-yollari</guid>
		<description><![CDATA[Uyuyamayan bir insan verimsiz, uyumsuz,  sinirli ve alıngan olabiliyor. Peki sağlıklı bir uyku için neler  yapmalı?
&#160;
Uyku, insan ömrünün neredeyse üçte birini kapsayan  ve organizmanın dinlenmesi ve kendini yenilemesi için gerekli bir  ihtiyaç. Beynin de dinlenmek için uykuya ihtiyacı vardır. Bazı kişiler  uykunun boş yere harcanmış bir zaman olduğunu düşünür. Hatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content">Uyuyamayan bir insan verimsiz, uyumsuz,  sinirli ve alıngan olabiliyor. Peki sağlıklı bir uyku için neler  yapmalı?</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content"><span id="contextual">Uyku, insan ömrünün neredeyse üçte birini kapsayan  ve organizmanın dinlenmesi ve kendini yenilemesi için gerekli bir  ihtiyaç. Beynin de dinlenmek için uykuya ihtiyacı vardır. Bazı kişiler  uykunun boş yere harcanmış bir zaman olduğunu düşünür. Hatta az uyumakla  övünen çok insan vardır. Bu <strong>kişiler ‘hayatımı uyuyarak mı  geçireceğim’ derler. Hâlbuki bu düşünce ‘hayatımı fazla oksijen  tüketerek mi geçireceğim’</strong> sorusu kadar yanlıştır. Oysa sağlıklı  ve mutlu yaşamamız için olmazsa olmazlardan bir durumdur uyku.</p>
<p>Uyuyamayan  bir insan verimsiz, uyumsuz, sinirli ve alıngan olabildiğini belirten  Reem Nöroloji Merkezi kurucusu ve doktoru Mehmet Yavuz, uykusuz  insanların hata yapma ihtimallerinin de yüksek olduğunu, trafik  kazalarının pek çoğunun uykusuz direksiyon başına geçmekten  kaynaklandığına dikkat çekti. Dr. Yavuz, sağlıklı bir uyku için neler  yapılması gerektiğini anlattı.</p>
<p><strong><font color="#990033">Uykusuzken  hata yapma ihtimali yüksektir<br />
</font></strong><br />
Genel olarak  insanların yeterince uyuyamaması, ruhsal ve fiziksel pek çok soruna yol  açabilir” diyen Reem Nöroloji Merkezi kurucusu ve doktoru Mehmet Yavuz,  uyumanın; <strong>su içmek, gıda almak gibi insan hayatının olmazsa  olmazlarından olduğunu vurguladı.<br />
</strong><br />
Nöroloji Uzmanı Dr.  Mehmet Yavuz’a göre, uyuyamayan bir insan verimsiz, uyumsuz, sinirli ve  alıngan olabilir. Uykusuz insanların hata yapma ihtimalleri yüksektir.  Trafik kazalarının pek çoğunun da uykusuz direksiyon başında olmaktan  kaynaklandığına işaret eden Dr. Yavuz <strong>“Uykusuz insanın beyini,  kendi bakımını yeterli derecede yapamaz, bu da hatalara sebep olur. Uyku  o denli önemli ki, pek çok işlevimizi etkiler. Bu nedenle uyku  sürelerini azaltmak bilinç, zekâ, beceri gibi faaliyetlerimizde  gerilemeye yol açabilir. 14 gün uykusuz bırakılan farelerin ölmesi,  uykunun önemini anlamak için yeterli olabilir. Uykusuz kalan insanların  belli bir süre sonra bilinç kaybı yaşadıkları da bilinmektedir”</strong>  diyor.</p>
<p><strong><font color="#990000">Uykunun evreleri…<br />
</font></strong><br />
Dr.  Mehmet Yavuz, uykunun evreleriyle ilgili de bilgi verdi. Yavuz’un  belirttiğine göre sağlıklı bir uyku, rüya görülen (REM) ve görülmeyen  dönem (non-REEM) diye ikiye ayrılır. Rüya görülmeyen uykunun da iki türü  var: Yüzeyel ve derin uyku.</p>
<p>Yatağa girip uyuduğumuzda önce  yüzeysel uykuyu yaşarız, sonra giderek derin uykuya geçeriz. Derin  uykunun bir yerinde önce rüya görülen, sonra tekrar rüya görülmeyen  uykuya geçeriz. Sabaha kadar yüzeyel-derin-rüya görülen uyku paketleri  3–4 kez tekrarlanır. REM uykusunda zihnimiz toparlanır, beynimiz  dinlenir. Uykunun diğer evrelerinde de bedenimiz dinlenir. Eğer uykuyu  kesintiye uğratan bir sebep varsa uyku hep yüzeyel uyku döneminde  kalabilir. Yani derin uyku ve REM uykusu eksik kalır. Bu da bedenimizin  ve zihnimizin dinlenmemesine yol açar. Öğrencilere tavsiyem şu:  Sınavlarınıza çalışmayı son geceye bırakmayın gece 4′ e kadar oturup  ertesi gün sınava girerseniz yeterli REM dönemi uykusu yaşanamayacağı  için başarısız olunabilir. Bu yüzden özellikle sınav öncesinde uykuya  çok dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong><font color="#990000">Ne kadar  uyumalıyız?<br />
</font></strong><br />
Genel olarak erişkin insanlar günde  4–11 saat arasında değişen sürelerde uyur. Yeni doğan bebekler 18 saat,  okul çağı öncesi çocuklar 12–13 saat uyurlar. Aslında ergenlik döneminin  sonuna kadar uyku ihtiyacında azalma olmaz. Beynin öğrenme sürecinde  uykudan vazgeçilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Mehmet Yavuz,  “Çünkü öğrenmek, beyinde birtakım sinirsel bağlantıların kurulması ve  sürdürülmesi demektir. Bu sürecin doğru olması için uyku gerekir. Uyku  sorunu olanlarda bellek bozukluğu, çocuklarda ise öğrenme zorluğu olur.  Yaşı biraz ilerlemiş insanlarda uyku süresinin azalmasının nedeni, yeni  bir şeyler öğrenmekten vazgeçmiş olmalarıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong><font color="#990000">Aşırı uyku da psikolojik sorunlar yaratır<br />
</font></strong><br />
Mehmet  Yavuz’a göre, nasıl ki uykusuzluk önemli bir sorundur, aşırı uyuma da  aynı şekilde günlük hayatı etkileyen önemli bir problem&#8230; Aşırı uyku  (Narkolepsi) durumunda da kişilerin iş ve sosyal hayatları olumsuz  etkilenir. Bu insanlar çalışırken ya da araç kullanırken çeşitli  tehlikelerle karşılaşabilirler. Neyse ki, bugün artık aşırı uykunun  ilaçlarla tedavisi mümkün…</p>
<p><strong><font color="#990000">Sağlıklı  bir uyku için nelere dikkat edilmeli?<br />
</font></strong><br />
Sağlıklı  bir uyku için Uyuyamıyorum, ne yapabilirim?, Rahat bir uyku için ne  yapalım?, Uyumaya yardımcı yiyecekler, Sabahları zinde uyanmak için  yazılarımızı okuyabilirsiniz. Dr. Mehmet Yavuz&#8217;un önerileri ise şöyle:</p>
<p>Çok  aç ya da tok olmamak,</p>
<p>Kafeinli, alkollü, kolalı içeceklerden ve  tütün kullanımından kaçınmak,</p>
<p>Düzenli egzersiz yapmak, ancak  akşam saatlerinde heyecan oluşturacak aktivitelerden kaçınmak,</p>
<p>Uyku  gelmeden yatağa girmemek,</p>
<p>Yatak odasında başka rutin işler  yapmamak, uyuyamadığında uyumaya çabalamamak, yataktan ve yatak  odasından çıkarak başka bir yerde zaman geçirip uyku gelince yatağa  dönmek. (Kitap okumak bunların dışındadır.)</p>
<p>Ne kadar uyunursa  uyunsun sabah belirli bir saatte kalkmak,</p>
<p>Gündüzleri uyumamak ve  yatak odasını ses, ışık, ısı yönünden izole etmek,</p>
<p>Aerobik  egzersizler yapmayı alışkanlık haline getirmek lazımdır.</p>
<p>Gününüzün  belirli bir bölümünü bu egzersizlere ayırın. Belirli bir süre egzersiz  yapmak genelde geceleri rahat bir şekilde uyumanız için yeterli olabilir</p>
<p>Yatmadan  önce aşırı sıcak olmayan, ılık bir banyo yapmak kaslarınızı gevşeterek  uyumanıza kolaylık sağlayabilir.</p>
<p>Eğer kas ağrılarınız ve kas  spazmlarınız varsa ve bu nedenle uyuyamıyorsanız, şerbetçiotu (Humulus  lupulus) bitkisinin çaylarını içebilirsiniz. Bira yapımında kullanılan  bu bitki, binlerce yıldır yatıştırıcı ve rahatlatıcı olarak  kullanılmaktadır. Aynı şekilde ıhlamur çayı da uyumanıza yardımcı  olabilir.</p>
<p>Odanız karanlık, rahat ve sessiz olsun. Işık ve ses,  uyku kaçırır. Yatak odanızda TV ve bilgisayar bulundurmayın. Odanızın  sıcaklığı optimum derecelerde olması gereklidir.</p>
<p>Sağlıklı bir  kişi, uykusu gelip yatağa gittiğinde ortalama 5 ile 15 dakika arasında  uyur. Bu süre, günün koşullarına göre değişebilir. Örneğin yorgun veya  üzüntülü iseniz uykuya geçmeniz daha uzun sürer. Eğer uykuya dalmanız  yarım saati aşıyor ve bu durum sık sık tekrarlıyorsa, uykusuzluk  probleminiz var demektir. Bu durumda artık profesyonel yardım almanızın  gereklidir.</span></p>
<p id="seolinx-tooltip" style="border: 1px solid #000000; display: none; margin: 0pt; opacity: 0.9; padding: 0pt; position: absolute; width: auto; z-index: 99999">
<table style="border: 0pt none; border-collapse: separate; margin: 0pt; padding: 0pt; width: auto">
<tr>
<td id="seolinx-table" style="border: 0pt none; font-family: Tahoma; font-size: 11px; font-weight: bold; margin: 1px; padding: 0pt">
<p style="margin: 0pt; padding: 0pt; overflow: auto; width: auto">
<table id="seolinx-paramtable" style="border: 1px solid gray; border-collapse: separate; margin: 0pt">
<tr>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://toolbarqueries.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> PR: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="0" seolinx-type="param" title="Google pagerank">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> I: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="1" seolinx-type="param" title="Google index">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> L: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="2" seolinx-type="param" title="Google links">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://siteexplorer.search.yahoo.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> LD: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="12" seolinx-type="param" title="Yahoo linkdomain">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.bing.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> I: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="20" seolinx-type="param" title="Bing index">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="40" seolinx-type="param" title="Sitemap.xml">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.semrush.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> Traffic: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="42" seolinx-type="param" title="SEMRush SE Traffic">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://siteanalytics.compete.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> C: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="108" seolinx-type="param" title="Compete Rank">wait&#8230;</a></td>
</tr>
</table>
</td>
<td style="border: 0pt none; cursor: pointer; margin: 0pt; padding: 1px; vertical-align: middle; width: auto" id="seolinx-tooltip-close" title="close"><img src="chrome://seoquake/content/skin/close.gif" /></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/uykusuzluktan-kurtulmanin-yollari/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Açlık ve susuzluğu ciddiye alın!</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/aclik-ve-susuzlugu-ciddiye-alin</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/aclik-ve-susuzlugu-ciddiye-alin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 04:33:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/aclik-ve-susuzlugu-ciddiye-alin</guid>
		<description><![CDATA[İşyerinde yemek ve su olmadan birkaç saatten  fazla kalamayacağınızı düşünebilirsiniz. İnsanın bu şekilde hayatta  kalmasını sağlayan birçok faktör var&#8230;
&#160;
Sabah kahvaltı yapmadığınızı ve öğlen de yemek  yemediğinizi düşünün. Muhtemelen öğleye doğru mideniz zil çalmaya  başlayacaktır.
Bu dakikadan sonra başınız döner, mideniz bulanır.  Artık gözünüz saatten başka bir şeyi görmez. Saat 1&#8242;de, başınız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content">İşyerinde yemek ve su olmadan birkaç saatten  fazla kalamayacağınızı düşünebilirsiniz. İnsanın bu şekilde hayatta  kalmasını sağlayan birçok faktör var&#8230;</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content"><span id="contextual">Sabah kahvaltı yapmadığınızı ve öğlen de yemek  yemediğinizi düşünün. Muhtemelen öğleye doğru mideniz zil çalmaya  başlayacaktır.<br />
Bu dakikadan sonra başınız döner, mideniz bulanır.  Artık gözünüz saatten başka bir şeyi görmez. Saat 1&#8242;de, başınız dönmeye  başlıyor. Saat 2&#8242;de soğuk terler döküyorsunuz. Saat 3&#8242;te ise açlıktan  kıvranır hale geliyorsunuz.</p>
<p>HowStuffWorks isimli internet  sitesinde yayınlanan habere göre , işyerinde yemek ve su olmadan birkaç  saatten fazla kalamayacağınızı düşünebilirsiniz. İnsanın bu şekilde  hayatta kalmasını sağlayan birçok faktör var. Ancak, <strong>Susuzluk  daha kötüdür</strong>, dehidrasyonun başlaması çok uzun sürmez. Yemek  ise farklı bir hikayedir.</p>
<p><strong>Yemek olmadan yaşam:<br />
</strong><br />
Haftalarca  yemek yemeden yaşayan birçok insana rastlayabilirsiniz. Örneğin, Gandhi  70 yaşındayken 21 gün boyunca bir şey yememişti. Vahşi doğada kaybolan  insanlar bir şey yemeden uzun süre hayatta kalabildikleri görülüyor.  Birçok doktor, sağlıklı insanların su bulabildikleri sürece yiyecek  olmadan 8 hafta kadar dayanabileceğini söylüyorlar. Vücut ihtiyacı olan  enerjiyi yağ, karbonhidrat ve protein olarak depoluyor. Yemek  olmadığında ilk kullanılan karbonhidrattır. Daha sonra yağ ve son olarak  protein kullanılıyor.</p>
<p>Burada metabolizmanız da rol oynuyor.  Metabolizma yiyeceği enerjiye dönüştürüyor. Eğer yavaş bir  metabolizmanız varsa, yiyecekleri daha yavaş yakarsınız ve daha uzun  süre yemeksiz yaşarsınız.<br />
İklim de en büyük faktördür. Yemeğiniz  yoksa soğuk ve sıcak hava iyi değildir. Aşırı derecede sıcak ve soğuk  açlıktan değil sizi başka şekillerde öldürür. Yiyecek olmadan sıcaklık  dehidrasyonu hızlandırır. Soğukta ise vücut ısınızın korunması için daha  fazla enerji yakılıyor. Ilıman bir iklimde iseniz, yemek olmadan yaşama  şansınız daha fazladır.<br />
Yemeksiz geçen birkaç günün ardından görülen  belirtiler şunlardır:<br />
Zayıflık, kronik ishal, konfüzyon, kötü karar  verme, asabiyet, bağışıklık noksanlığı.<br />
Uzun süre açlık ise  organlarınızı teker teker işlevini kaybetmesine yol açar. <strong>Bu  durumda şunlar görülür:<br />
</strong> Halüsinasyon, kas spazmları,  düzensiz kalp atışı, kasılma.</p>
<p><strong>Susuz yaşam:<br />
</strong><br />
Su  olmadan yaşamak, yemeksiz yaşamaktan farklıdır. Suyun olmadığı sıcak  koşullarda, dehidrasyon 1 saat içinde kendini gösterir. Sıcak arabada  kilitli kalan bir bebek ya da sıcakta su içmeden aşırı çaba harcayan  birisi birkaç saat içinde hayatını kaybedebilir.<br />
İnsanoğlunun yaşamak  için suya ihtiyacı var. Her gün ter, idrar, dışkı ve hatta nefes alıp  vererek su kaybediyoruz. Bu suyun organlarımızın düzenli olarak  çalışması için yerine konması gerekiyor. Aşırı sıcakta, bir yetişkin  sadece ter ile 1,5 litre su kaybedebilir. Yüksek sıcaklıkta su olmadan  esas risk vücudunuz sıcaklığı yükselmeye devam eder ve sıcak sizi  çarpar. Su içmek sizin iç vücut sıcaklığınızı düşürür.<br />
Hafif  dehidrasyon durumunda tükürük kaybı, idrar sıklığında azalma, idrar  çıkışında azalma, idrarda koyu renk ve güçlü koku görülür.<br />
Orta  şiddette yaşanan dehidrasyon durumunda ise, daha az idar, ağız kuruluğu,  göz kuruluğu ve çökmüş gözler, hızlı kalp atışı göze çarparken; aşırı  dehidrasyonda ise idrar yoktur, kusma ve ishal, uyuşukluk ve sinirlilik  olur.</p>
<p>Dehidrasyonun son aşaması ise şoktur. Bu durumda cildiniz  mavimsi gri renk alır ve soğuktur. Kan basıncındaki aşırı düşüş  soğukluğa neden olur.<br />
Sorumuza geri dönersek, susuz ne kadar süre  yaşayabiliriz? Sağlıklı olduğunuz ve ideal koşullarda bulunduğunuzu  düşünerek, bir insan su olmadan yaklaşık 3-5 gün hayatta kalabilir.</p>
<p>Mayo  Clinic uzmanları, bu sayı hakkında bazı tartışmalar olmasına rağmen  günde 8 bardak su içmenizi öneriyor. Bazı fizikçiler daha azının yeterli  olduğunu söylerken, diğerleri ise bu sayının 10 bardağa yaklaşmasını ve  hatta daha fazla olmasını belirtiyorlar.</span></p>
<p id="seolinx-tooltip" style="border: 1px solid #000000; display: none; margin: 0pt; opacity: 0.9; padding: 0pt; position: absolute; width: auto; z-index: 99999">
<table style="border: 0pt none; border-collapse: separate; margin: 0pt; padding: 0pt; width: auto">
<tr>
<td id="seolinx-table" style="border: 0pt none; font-family: Tahoma; font-size: 11px; font-weight: bold; margin: 1px; padding: 0pt">
<p style="margin: 0pt; padding: 0pt; overflow: auto; width: auto">
<table id="seolinx-paramtable" style="border: 1px solid gray; border-collapse: separate; margin: 0pt">
<tr>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://toolbarqueries.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> PR: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="0" seolinx-type="param" title="Google pagerank">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> I: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="1" seolinx-type="param" title="Google index">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> L: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="2" seolinx-type="param" title="Google links">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://siteexplorer.search.yahoo.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> LD: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="12" seolinx-type="param" title="Yahoo linkdomain">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.bing.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> I: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="20" seolinx-type="param" title="Bing index">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="40" seolinx-type="param" title="Sitemap.xml">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.semrush.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> Traffic: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="42" seolinx-type="param" title="SEMRush SE Traffic">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://siteanalytics.compete.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> C: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="108" seolinx-type="param" title="Compete Rank">wait&#8230;</a></td>
</tr>
</table>
</td>
<td style="border: 0pt none; cursor: pointer; margin: 0pt; padding: 1px; vertical-align: middle; width: auto" id="seolinx-tooltip-close" title="close"><img src="chrome://seoquake/content/skin/close.gif" /></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/aclik-ve-susuzlugu-ciddiye-alin/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kelliğin çözümü için 4 saat yetiyor</title>
		<link>http://www.insanvesaglik.com/kelligin-cozumu-icin-4-saat-yetiyor</link>
		<comments>http://www.insanvesaglik.com/kelligin-cozumu-icin-4-saat-yetiyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 04:31:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[kellik]]></category>

		<category><![CDATA[saç ekimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanvesaglik.com/kelligin-cozumu-icin-4-saat-yetiyor</guid>
		<description><![CDATA[Erkeklerin en büyük sorunlarından biri olan  kellik artık kader değil. 4 saatte bu sorundan kurtulmak mümkün
&#160;
Özellikle erkeklerin en büyük sorunlarından  biri olan kellik artık kader değil. Yeni yöntemlerle kellik sorunundan 4  saatte kurtulmak mümkün.
Bazen genetik sorunlar bazen de saçın  yapısı nedeniyle özellikle erkeklerde bir yaştan sonra dökülmeye  başlayan saçlar kelliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="short_content">Erkeklerin en büyük sorunlarından biri olan  kellik artık kader değil. 4 saatte bu sorundan kurtulmak mümkün</p>
<p class="short_content">&nbsp;</p>
<p class="short_content"><span id="contextual">Özellikle erkeklerin en büyük sorunlarından  biri olan kellik artık kader değil. Yeni yöntemlerle kellik sorunundan 4  saatte kurtulmak mümkün.</p>
<p>Bazen genetik sorunlar bazen de saçın  yapısı nedeniyle özellikle erkeklerde bir yaştan sonra dökülmeye  başlayan saçlar kelliği de beraberinde getiriyor. Kimine göre seksi  olarak kabul edilse de birçok erkek ve kadın kelliğin bir sorun olduğunu  düşünüyor. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Estetik, Plastik ve  Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Duman, Hürriyet gazetesinden  Nilgün Yıldız&#8217;ın sorularını cevapladı.</p>
<p><strong>Saç ekimini herkes  yapamaz</strong></p>
<p><strong>Saç ekimi Türkiye’de nerelerde  yapılabiliyor?</strong></p>
<p>Ülkemizde ne yazık ki her yerde bu işlem  uygulanabiliyor. Yasal olarak plastik cerrahi uzmanı veya dermatoloji  uzmanı kontrol ve eşliğinde yapılması gereken bu operasyon, başka branş  hekimleri ve pratisyen hekimler eşliğinde yapıldığı gibi hiç bir hekimin  kontrolü olmaksızın da uygulanıyor.</p>
<p>Saç ekimi öncesinde dikkat  edilmesi gereken en önemli unsur bu operasyonun bir plastik cerrah veya  dermatoloji uzmanı kontrolünde yapılıyor olmasıdır. Saç ekimi yapılan  ortamın sadece bu iş için hazırlanmış bir alan olması ve steril olmasına  önem verilmesi gerekmektedir. Kullanılan cihazların yeni ve uygun  olması gerekmektedir. Tecrübe ve teknik bilgi beceri de saç ekim  ekibinde aranılması gereken özelliklerdir.</p>
<p><strong>Saç ekimi  uygulaması kimlere yapılır?</strong></p>
<p>Saç ekimi, erkek tipi saç  dökülmesi olan tüm hastalara uygulanabilir. Erkek tipi saç dökülmesi  genetik olarak buna yatkın bireylerde erkeklik hormonunun etkisi ile  gelişir. Saç folikülü etrafında saçı üreten hücreler, zaman içinde bu  hormonun etkisiyle ölürler. Böylece saç, önce incelir, ardından  uzamamaya başlar ve en sonunda tamamen dökülür. Bu durumdaki hastalarda  saç ekimi en kesin ve kalıcı tedavi şeklidir. Ayrıca saçlı deride kaza  ve travma sonrası yanık izi kalmış bireylere de, o bölgede kan dolaşımı  olup olmadığının kontrolünün ardından saç nakli uygulanabilmektedir.</p>
<p><strong>Saç  yoğunluğu yüzde 50&#8242;nin altında düşerse dikkat!</strong></p>
<p><strong>Saç  ekimi için belirli bir yaş sınırlaması var mıdır?</strong></p>
<p>İşlem  için yaştan çok dökülmenin şekli belirleyicidir. Çıplak gözle  bakıldığında deri görülür hale geldiyse o bölgedeki saç yoğunluğu normal  yoğunluğun yüzde 50&#8217;sinin altına düşmüş demektir. Bu durumda hastaya  uygulanacak en etkili tedavi, saç ekimiyle olabilir. Sonuç olarak saç  ekimi için belirli bir yaş sınırı yoktur.</p>
<p><strong>Bu tedavide yaş  faktörünün önemi neden ileri gelir?</strong></p>
<p>Ekim işleminde yaşın  belirleyici olduğu en önemli faktör, saç dökülmesinin bitip bitmemiş  olmasıdır. Erkek tipi saç dökülmesi, hayat boyu süren bir olay olmasının  yanı sıra 39-40 yaşından sonra dökülme hızı yavaşlar. Dolayısıyla bu  yaşların altındaki hastalarda ekim yapıldığında saç dökülmesinin devam  edebileceği ve hastanın daha sonra 2&#8242;inci veya 3&#8242;üncü seanslara ihtiyaç  duyabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<p><strong>İki ayrı yöntem  var</strong></p>
<p><strong>Kaç tür saç ekim yöntemi vardır?</strong></p>
<p>FUT  (Follikuler Unite Transplantasyonu) ve FUE (Follikuler Unite  Ekstraksiyonu) olmak üzere iki ayrı yöntem vardır. FUE yöntemi şu anda  en sık kullanılan ve en popüler olan saç ekim yöntemidir.</p>
<p>FUT  yönteminde başın arka bölgesinden alınan 3cm genişliğinde bir saç  şeridinden hazırlanan kıl kökleri tek tek önceden tasarlanan alana  ekilir.</p>
<p>FUE yönteminde ise iki kulak arasındaki bölgeden tek tek  bir mikro cihaz yardımı ile alınan kıl kökleri yine özel ekipmanlar  yardımı ile tespit edilen saçsız bölgelere ekilir.</p>
<p><strong>Saç  ekimi ne kadar sürer?</strong></p>
<p>Saç ekimi 4 ila 8 saat kadar sürer.  Süre kişinin saç açıklığının büyüklüğüne ve saç köklerinin yapısına  göre uzayabilmektedir.</p>
<p><strong>Hasta ne kadar zamanda yeni  saçlarına kavuşur?</strong></p>
<p>Operasyon sonrasında ekim alanında  kırmızı kabuklanmalar görülür. Hasta ekim sonrası üçüncü gün başlamak  suretiyle günde bir kez başını yıkayarak bu kabuklanmayı önler. 7-10 gün  içinde kabuklar tamamen dökülür ve ekim alanı iyileşir. Bu kabuklarla  beraber ekim yapılan saçlar da dökülür. Böylece 15 gün ila 1 ay içinde  hasta ekim öncesi görünümüne döner. Daha sonra 2-3 ay kadar görünümünde  bir değişiklik olmaz. Yeni saçlar 2-3 ay sonra yavaş yavaş çıkmaya  başlar. Hastada değişim en çok 5 ve 6&#8242;ncı aylarda görülür. Daha sonraki  dönemde her ay yüzde 10&#8242;luk bir artış olur ve ekilen saçların yüzde 90&#8242;ı  ekim sonrası 9&#8242;uncu ayda ortaya çıkar. Kalan yüzde 10&#8242;u da 1 yıla kadar  çıkmaya devam eder. Tüm ekimin sonucu 1 yılda alınmış olur.</p>
<p><strong>Saç  ekimi birden fazla uygulanabilecek bir işlem midir?</strong></p>
<p>Saç  ekimi, ekim yapılan alanın büyüklüğüne ve hastanın saç dökülmesinin  devam edip etmemesine göre birden çok seans yapılabilir. Seanslar arası  yine hastanın saç uzama süresine göre ayarlanmalıdır.</p>
<p><strong>Kadınlara  da saç ekilebilir</strong></p>
<p><strong>Ekilen saçlar özel bakım  gerektirir mi?</p>
<p></strong> Kesinlikle özel bakım gerektirmez.  Bugüne kadar saçlarınıza yaptığınız her işlemi güvenle  uygulayabilirsiniz.(Kestirme, yıkama, şekil verme, boya, jöle vs.)</p>
<p><strong>Ekilen  saçların ömrü ne kadardır?</strong></p>
<p>İki kulak arasındaki bölgede  bulunan saç kökleri genetik olarak dökülmemeye şifrelenmiştir. Yaşam  boyu saç üretirler. Bu kökler nakledildikleri yerde kendi gen  özelliklerini taşıyacaklarından dolayı sizinle birlikte ömür boyu  yaşayacaklardır.</p>
<p><strong>Saçları korumak için ne yapmak gerekir?</strong></p>
<p>Saçın  ihtiyacı olan bütün vitamin, mineral gibi maddelerin karışımından elde  edilen bir sıvıyı saç köklerinin bulunduğu alana enjekte ederek yapılan  mezoterapi işlemiyle saç dökülmesi durdurulabilir.</p>
<p><strong>Gelecekte  saç ekiminin yerini alabilecek ve hastaya daha doğal bir görünüm  kazandırabilecek seçenekler olacak mı?</strong></p>
<p>Şu anda erkek tipi  saç dökülmesindeki en etkili tedavi şekli saç ekimidir. Halen saç  klonlaması üzerine çalışmalar devam etmekle birlikte henüz elde edilen  bir sonuç yoktur. Eğer bu başarılırsa saçlı deriden alınacak birkaç saç  folikülü, laboratuar ortamında çoğaltılarak kısıtlama olmaksızın saçsız  alana ekim yapmak mümkün olabilecektir.</p>
<p><strong>Saç ekimi  kadınlarda da uygulanabilir mi?</strong></p>
<p>Kesinlikle uygulanabilir.  Sonuçlar son derece yüz güldürücüdür.</p>
<p></span></p>
<p id="seolinx-tooltip" style="border: 1px solid #000000; display: none; margin: 0pt; opacity: 0.9; padding: 0pt; position: absolute; width: auto; z-index: 99999">
<table style="border: 0pt none; border-collapse: separate; margin: 0pt; padding: 0pt; width: auto">
<tr>
<td id="seolinx-table" style="border: 0pt none; font-family: Tahoma; font-size: 11px; font-weight: bold; margin: 1px; padding: 0pt">
<p style="margin: 0pt; padding: 0pt; overflow: auto; width: auto">
<table id="seolinx-paramtable" style="border: 1px solid gray; border-collapse: separate; margin: 0pt">
<tr>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://toolbarqueries.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> PR: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="0" seolinx-type="param" title="Google pagerank">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> I: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="1" seolinx-type="param" title="Google index">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.google.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> L: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="2" seolinx-type="param" title="Google links">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://siteexplorer.search.yahoo.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> LD: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="12" seolinx-type="param" title="Yahoo linkdomain">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.bing.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> I: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="20" seolinx-type="param" title="Bing index">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="40" seolinx-type="param" title="Sitemap.xml">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://www.semrush.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> Traffic: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="42" seolinx-type="param" title="SEMRush SE Traffic">wait&#8230;</a></td>
<td style="background: none repeat scroll 0% 0% #f0f0f0; border: 1px solid gray; color: darkgreen; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; white-space: nowrap; padding: 2px"><img src="http://siteanalytics.compete.com/favicon.ico" style="vertical-align: middle" width="12px" height="12px" /> C: <a href="javascript:{}" style="color: blue; font-family: Tahoma; font-size: 7pt; font-weight: bold; text-decoration: underline" seolinx-param-index="108" seolinx-type="param" title="Compete Rank">wait&#8230;</a></td>
</tr>
</table>
</td>
<td style="border: 0pt none; cursor: pointer; margin: 0pt; padding: 1px; vertical-align: middle; width: auto" id="seolinx-tooltip-close" title="close"><img src="chrome://seoquake/content/skin/close.gif" /></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanvesaglik.com/kelligin-cozumu-icin-4-saat-yetiyor/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
